Cacık

Cacık

Selçuk Işık
11/11/2014 Salı

Çok yoğunuz.

Ülkece öyle bir yoğunuz ki anlatamam dostlar. Bazılarımız patrona ya da kurum içindeki gölgelerine göstermelik bir ‘’çok yoğunum ya’’ hali yaşarken, bazılarımızsa bu garabete kariyerizm uğruna sıkı sıkı sarılmış durumdayız. Bugün benim değinmek istediğim ne kapitalizmin çalışma saatleri konusundaki dayatmaları ne de kariyer zırvaları. Ben bugün ülke ‘’orta sınıf’’ ından amiyane tabirle bir  ‘’cacık’’ olup olmayacağı sorusunun cevabını aramaya çalışacağım.

Türkiye’nin orta sınıflarına nasılsın diye sorduğunuzda hep aynı yanıtı alırsınız: çok yoğunum..

O kadar yoğundurlar ki; maden işçileri suların altına gömülürken facianın sorumlularını fonlayanın kendi çalıştığı yer olduğunu göremezler ya da görmeyiverirler. Facebook profili geceden karartılmış, sanal vicdan imdada yetişmiştir çoktan. Sigara molalarının muhabbet mezesi olur böyle konular en fazla ve ne yazık ki vicdan mastürbasyonundan öteye gitmez.

O kadar yoğundurlar ki; patrona uçak alınacaktır. Evrak işlerini yetiştirme telaşından patrona alınacak bir uçağın binlerce yaşam odası demek olduğunu unuturlar ya da unutuverirler.

O kadar yoğundurlar ki; emperyalizmin kana buladığı bir coğrafyada kaçak petrol satılıyor ve petrol fiyatları düşüyor diye bir anda farkında olmadan sevinebilirler ya da seviniverirler. Savaş çıkmıştır çıkmasına ama şirketin maliyetleri azalmıştır. Yoğun dünyalarına jest yapan bu kanı alınlarına sürüverirler işte.

O kadar yoğundurlar ki; sermayenin taşeronu sendikaların peydah olduğu bir ülkede, gecenin beşinde şirket bütçesi yaparken rakamlar istenmeyen seviyede çıktığında ilk kırpılan kalemin personel giderleri olduğunu göremezler ya da görmeyiverirler.

Bu liste böyle uzar gider. Haziran direnişinde önemli bir dinamik olduğu iyiden iyiye gün yüzüne çıkan ve en azından toplumsal vicdana sahip bir kitleyi içinde barındırdığını kanıksadığımız kentli emekçiler, liberalizmin kullanımıyla ‘’orta sınıf’’, şimdilerde ofislerine geri çekilmiş durumda ve yukarıda bahsettiğim ölçekte bir lümpenlikle soslanmış sandviçlerini afiyetle yemekteler. 

Sermayenin iş yapabilmesinde çoğu lokomotif pozisyonlarda görev yapan bu kitle orta sınıf sarhoşluğundan, tüketim alışkanlıklarından kendini çekip kurtarmadıkça ve farkındalık dozajını sosyalizm aşısıyla yukarı çekmedikçe siyaset ya da örgütlü bir hareket üretmekte bir hayli zorlanacak gibi duruyor. Burada görev yine biz sosyalist kentli emekçilere düşüyor.

Yazının başında cevabını aradığım soruya naçizane cevabıma gelince; Türkiye orta sınıfından şu haliyle cacık olmasa da cacığın hammaddesi pekala olur. Bilen bilir, Barış Manço’nun cacık diye bir şarkısı vardır. ‘’Hani dilim dilim doğrasalar marmara, ege, karadeniz, ve hatta akdeniz 'cacık' olur diyorum’’ der şarkıda.