Türkiye’de işsizlik ve mobbing uygulamaları

Türkiye’de işsizlik ve mobbing uygulamaları

Özgür Hüseyin Akış
30/10/2017 Pazartesi

İşsizlik, kapitalist sistemlerde, çalışanlar için bir baskı aracı, aynı zaman da güvencesiz, ucuz, uzun süreli çalışmayı dayatan olmazsa olmaz bir durumdur. Bu tespitin yapılması çözümü sosyal projelerle, hükümetin patron desteklerini artırması, sosyal projeler sorunun çözümünü değil görünürlüğünü sağlıyor.

Belirli dönemlerde işsizlik sayıları açıklanıyor. Son açıklanan sayılarla 3 milyon 443 bin kişi işsiz ancak resmi veri ile sendikaların araştırma sonuçları birbiriyle örtüşmüyor. DİSK’in geniş tanımlı işsizlik sayıları  6 milyon işsizin olduğunu gösteriyor.

Uzun mesailer, üretilen mal veya hizmetin daha az çalışan tarafından üretilmesi, patronun üretilen hizmetten kazanırken, aynı zaman işçi maliyetindeki azlık patronun kârını artırıcı başka bir başlık haline geliyor.

İşçinin bu duruma rıza göstermesi, açıklanan işsizlik rakamlarının korkutuculuğu ile ihtiyaçlarını karşılamaktaki zorunluluğu patron açısından kendi kâr hanesine yazacağı bir diğer başlıktır.

Asgari ücretin altına bile rıza gösterilmesi, asgari ücretin komik bir rakamdan oluşmasını gizliyor.

Her 10 çalışandan 1 tanesinin iş yerinde karşılaştığı mobbing uygulamaları özellikle hizmet sektöründe çok da kalifikasyon gerektirmeyen işlerde daha fazla. İş görüşmesinin olumlu sonuçlanması sonrası, deneme süreci diye tariflenen en az 2 aylık süre zarfında işçinin sigortası yatırılmaz. Bu sürede sadece patron tarafından değil, iş yerindeki yönetici pozisyonda çalışanlar tarafından da yeni işe başlayan işçiye ağır bir mobbing uygulaması yaşatılır.

Bu durum karşısında işçinin kendi isteğiyle işten çıkması sağlanır. Patron tarafından resmi bir girişi yapılmayan işçi herhangi bir yasal hak talebinde de bulunamaz.

Başka bir örnekte ise, patron 1 aylık süreçte, ürün veya hizmet kotası koyarak, o kotaya ulaşılması için mesai saatleri içerisinde sık sık bu kotaya ulaşılması yönündeki baskısı işçi üzerinde fiziksel ve psikolojik bir sorumluk ve zorunluluk hissi yaratır.

Örnekler artırılabilir.

Karşılaşılan bu sorunların iş yeri odaklı çözümleri, bir araya gelişleri sorunların tespitinin yanı sıra çözümlerini de beraberinde getirecektir.

İş yerindeki rekabet ile oluşturulan hiyerarşi, işçiler açısından bir araya gelmelerini zorlaştırıcı bir görevi de yerine getiriyor. Aynı sorunun muhatapları iş yerlerinde ortak akıl ile hareket ederek çözebilecekleri kimi sorunların üzerinden atlıyorlar.

Patronlar kendi taleplerinde ortak aklı sağlıyor.

Türkiye siyasetinde patron örgütlerinin, bir güç ve taraf olarak ortak çıkarları için bir araya gelmeleri, kendilerini bir güç olarak taleplerinin karşılık bulmasını sağlıyor.

İşçi sınıfı da ortak çıkarları doğrultusun da işçi sınıfı örgütlerinde bir araya geldiğinde,  kendi çıkarlarını talep eden ve kazanan taraf olmayı başaracaktır.