Köyleri uyandıran Ethem Nejat’ın balıkçı öğretmenleri

Köyleri uyandıran Ethem Nejat’ın balıkçı öğretmenleri

Ozan Akar
17/04/2018 Salı

Bugün 17 Nisan 1940'da kurulan Köy Enstitülerinin 78. kuruluş yıl dönümü... Türkiye'nin 21 ilinde kurulan Köy Enstitüleri, cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en özgün ve en etkili eğitim kurumları olmuşlardır.

Üzerine çok yazılıp, çizildiyse de bu yazının konusu Köy Enstitülerinin pek bilinmeyen yönlerini ele almak olacaktır.

1940 yılında ülke nüfusunun yüzde 80’inin yaşadığı köylerde okul sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu okullara kentlerden gönderilen az sayıda öğretmen de köylerde tutunamamakta ve başarılı olamamaktadır. Köy insanının eğitim gereksinmesi sadece okuryazarlıkla sınırlı değildir; köylüler bulaşıcı hastalıklarla savaşamamakta, üretimini çağ dışı yöntemlerle yapmaktadır. Durum böyleyken Köy Enstitüleri İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in (Can Yücel’in babası) desteği ile hayata geçirilmiştir. Ancak Köy Enstitüleri fikrini daha önceden ortaya atan başka bir eğitimci vardır.

İzmir, Bursa, Adana, Muğla, Samsun ve Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlükleri görevlerinde bulunmuş, Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteriyken 28 Ocak 1921’de Mustafa Suphi ve diğer yoldaşlarıyla birlikte öldürülen Ethem Nejat, henüz 1919 yılında,  ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtaracak olan yegâne gücün öğretmenler olduğunu, kalkınmanın köyden başlaması gerektiği görüşündedir. Tarım* memleketi olan ülkemizin bu potansiyelinden yeterince faydalanılmadığını, köylülerimizin hâlâ eski usullerle tarım yaptığını, gidişatın bu yönde ilerlemesi halinde kalkinmanin sağlanamayacağını düşünmektedir. Ülke tarımının geliştirilmesi ile köylülerin cehalet ve bağnazlıktan kurtarılmasının yollarının aynı yerden geçtiğini düşünen Ethem Nejat pratik bir çözüm yolu bulmuştur. Öğretmen adayları henüz öğretmen okulundayken, bir köylünün günlük yaşamda yapacağı tarımsal faaliyetlerin modern yöntemleri öğretilerek yetiştirilir ve köylere gönderilirse, köylüler öğretmenleri aracılığıyla bu yöntemleri öğrenecek, böylece kalkınma da sağlanmış olacaktır. Bu öğrenme sadece tarım alanında olmayacak, öğretmenler gittikleri köye fikir, ahlâk, medeniyet ve sağlık da götürecektir. Aynı zamanda insanı merkeze alıp, sorgulayıcı, araştırıcı ve sorun çözücü bir bakış açısı kazanmasını, kendi pratiği ve somut iş temelinde yetiştirilmesini sağlayan bu eğitim metodu ile Ethem Nejat, Köy Enstitülerinin fikri temellerini atmıştır. Her ne kadar düşüncesinin hayata geçtiğini kendisi göremese de sonraki yıllarda Ankara Üniversitesi’nde profesör olacak olan kardeşi Selahattin Nejat Yalkı, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde ders vererek abisinin izinden gidecektir.

Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nde balık işleyen öğrenciler

Türkiye'nin okulu olmayan köylerine ilkokul öğretmeni yetiştirmek amacıyla kurulan enstitüler, öğrencilerini, köyde doğmuş ve köy koşullarında yaşamış ilkokul mezunu çocuklar arasından seçmiştir. Enstitülerde yaparak ve yaşayarak beş yıl boyunca öğrenim gören çocuklar, doğdukları köye öğretmen ve köyü aydınlatan kişiler olarak geri dönmüşlerdir. Eğitim ve öğretim işle birleştirilmiş, hayat mücadelesi içinde bilgi kazandırılmıştır. Enstitülerin hedefleri arasında cumhuriyetin getirdiği yeniliklerin köylere yayılması, toplumun okur-yazarlık oranının arttırılması, tarımla ilgili teknik bilgilerin köylüye kazandırılarak tarım sektöründe verim ve ilerlemenin sağlanması ya da sağlık hizmetlerinin köye kadar götürülmesi vardır.

Ders ev yapmanın, ağaç dikmenin, hastalıklarla savaşın, toprağını tanımanın, hayvanı, makineyi kullanmanın, kooperatifi idare etmenin ta kendisi olacak, hayat ve kültür bir arada kazanılacaktır.

Enstitülerde Türkçe, coğrafya, tarih, vatandaşlık, resim, müzik, matematik, fizik, kimya, tabiat ve okul sağlığı, el yazısı, beden eğitimi ve ulusal oyunlar, askerlik, ev idaresi ve çocuk bakımı, öğretmenlik bilgisi gibi kültür derslerinin dışında bahçe ve tarla ziraatı, sanayi bitkileri ziraatı, zootekni, kümes hayvanları bilgisi, arıcılık ve ipekböcekçiliği, zirai işletmeler ekonomisi ve kooperatifçilik, balıkçılık ve su ürünleri gibi meslek dersleri hem teorik hem de  uygulamalı olarak işlenmiştir. Enstitüler bu haliyle sadece öğretmen yetiştiren bir okul olmamış, aynı zamanda tarım ve sağlık eğitimi de veren meslek okulları gibi faaliyet yürütmüştür.

Enstitülerde ağırlık verilen mesleki eğitim o yörenin koşullarıyla doğrudan ilintili olmuştur. Sebze ve meyve yetiştiriciliği yönünden verimli olan bölgedeki enstitülerde bahçe ve tarla ziraatı eğitimine ağırlık verilirken, denize ya da göle yakın olan enstitülerde ise balıkçılık derslerine önem verilmiştir. Enstitü hangi alanda gelişme gösteriyorsa o alandaki etkinliklere daha fazla ağırlık vermiştir. Tarımsal üretimden elde ettiği ürün fazlasını da diğer enstitülere aktarmıştır.

Balıkçılık eğitiminin verildiği enstitülerde, yerine göre dere, çay, ırmak, nehir, göl ve denizlerde bulunan balık, sünger, saz gibi sucul canlıların bilimsel yöntemlerle avlanmasına ve değerlendirilmesine yer verilmiş, öğrencilerin bu işleri başaracak nitelikte yetişmeleri sağlanmıştır.

Enstitülerin ilk yıllarındaki Balıkçılık ve Su Mahsulleri dersinin konuları:

1- Türkiye'nin Su Mahsulleri

2- Balıklar, Üremeleri ve Avlanmaları

3- Balıkları Muhafaza Usulleri

4- Balıkçılık Sanayisi

5- Su Mahsulleri olmuştur.

Enstitülerin son yıllarında ise Balıkçılık ve Su Mahsulleri dersi kaldırılarak Zootekni dersinin bir alt başlığı haline getirilmiştir. Zootekni içinde balıkçılıkla ilgili başlıklar:

1- Su Mahsullerinin ve Balıkçılığın Memleket Ekonomisindeki Yeri

2- Başka Memleketlerde Balıkçılık Üzerine Çalışmalar

3- Sularımız

4- Balık Çeşitlerimiz

5- Balık Göçleri ve Sebepleri

6- Göç Eden Balıklar ve Yerli Balıklar

7- Avcılık

a- Türkiye'de Avlama Şekilleri

b- Başka Memleketlerde Avlama Şekilleri

8- Türkiye ve Başka Memleketlerde Av Gereçleri

9- Tutulan Balıkları Değerlendirme

a- Tuzlama, Konserve

b- Piyasalara Taze Balık Yollama Usulleri olmuştur.

Köy Enstitülerinin çoğunda karada yapılan tarım üzerine eğitim verilirken, Trabzon'daki Beşikdüzü Köy Enstitüsü, Samsun'daki Ladik Akpınar Köy Enstitüsü ve Sakarya'daki Arifiye Köy Enstitüsu balıkçılık eğitiminin yapıldığı okullar olmuştur.

Karadeniz'de balıkçılığın yok denecek kadar az oldugu yıllarda çoğunlukla ilkel yöntemlerle av yapılmakta ve balıklar bomba ile yakalanmaktadır. Yanlış avlanma sonucu elleri, kolları kopmuş çok sayıda insanın bulundugu Trabzon'a atanan Hürrem Arman, Beşikdüzü Köy Enstitüsü ile bölgeye modern balıkçılığı öğretmeye karar vermiştir.

Beşikdüzü Köy Enstitüsünün öğrencileri Trabzon'dan Sinop'a kadar bütün kıyılarda avcılık yaparak hamsi, barbun, istavrit, mezgit, lüfer, zargana ve deniz alabalığı yakalamış, halkın bol bol tüketebilmesi için balıklar oldukça ucuza satılmıştır. Öğrenciler kıyıya çıktıkları yerlerde bir yandan balık satarken diger yandan da mandolin ve kemençeleriyle halk türkülerini icra ettikleri mini konserler vermiş, horona durmuş ve şiir okumuşlardır.

Avlanmada kullanılan balık ağları Ticaret Bakanlığından sağlanan ipliklerle öğrenciler tarafından enstitü atölyelerinde yapılmış, ayrıca 10 tonluk bir avcı motoru inşa edilmiştir. Balıklar sadece taze olarak tüketilmemiş, tuzlaması ve konservesi yapılmıştır. Ayrıca enstitüde av araçları tamiri ve fıçı imali işlerinde de hayli ileri gidilmiştir.

Ladik Gölü kıyısında gerçekleştirilen balıkçılık faaliyetleri için bir balıkhane kurulmuş, Ladik Akpinar Köy Enstitüsünun öğrencileri ilk eğitimlerini burada almışlardır. 3 adet motorsuz kayık ve 2 adet motorlu kayık ile Ladik Gölü'nde sazan, akbalık ve tatlı su kefali avcılığı yapmışlardır. Öğrenciler tarafından Samsun  Derbent'de deniz balıkçılığı için bir balıkhane yapılmıştır. Derbent'te kurulan tesisin ana binasında yatakhane, yemekhane, dershaneler, kütüphane ve atölyeler bulunmaktadır.

Kocaeli yöresinin su kaynakları açısından zengin olması nedeniyle, Arifiye Köy Enstitüsünde balık avcılığı dersinin uygulaması, hem yöre halkının uzun zamandır balıkçılık yapmadığı Sapanca Gölü’nde hem de İzmit Körfezi’nde yapılmıştır. Güneyde Yalova'ya, kuzeyde Darıca'ya kadar bütün kıyılarda istavrit, sardalya, tekir, barbun ve mercan balıklarının avcılığı yapılmıştır. Sapanca Gölü’nde ise yayın, turna, tatlı su levreği, sazan, göl alabalığı ve kızılkanat balıklarından bol miktarda avlanılmıştır. Balık tutma tekniğini ve ağ tamirini öğrenen öğrenciler yüzme, ağ atma, ağ çekme, kayık kullanma ve motoru kendi başına işletme yeteneğini kazanmıştır. 

Balıkçılık eğitimi verilen enstitülerde yakalanan balıklar okulda tüketilmiş, artanlar  satılarak elde edilen gelirle enstitülerin ihtiyaçları giderilmiştir.  

Öğrenciler balıkçılık derslerinde teorik olarak öğrendiklerini, pratikte; balık ağı örme, tekne yapımı ve fıçı imalatı ile somutlaştırmış, çeşitli balık avlama ve işleme yöntemleriyle üretimde bulunmuş, kooperatifçilikle de ürettiklerini halka ucuz bir şekilde sunmuştur.

Ülke ekonomisine canlılık kazandıracak, işsizliği engelleyecek, üretimi arttıracak, toprak ağalarının ve cumhuriyet karşıtlarının yoksul halkı kandırmasını engelleyecek öğretmenleri yetiştirecek olan Köy Enstitüleri kuruluşundan kısa süre sonra hedef tahtasına oturtulmuştur.

Öğrencilerin okul yapımlarında, tarım ve teknik uygulamalarında, temizlik ve bakım işlerinde çalıştırılmaları, enstitü yönetimlerinde öğrencilerin de söz sahibi olması, karma eğitim ve enstitü mezunu öğretmenlerin atandıkları köylerdeki halkın gözünü açması gerici kesimi ve toprak ağalarını rahatsız etmiştir.

Hasan Ali Yücel komünist olmak ve komünistleri korumakla suçlanmış, 1946'da istifasını vermiştir. Köy Enstitüleri hakkında açılan davalar sonrasında İsmail hakkı Tonguç ise görevinden uzaklaştırılmıştır. Sonrasında göreve gelen ve en başından beri enstitülere karşı çıkan Milli Eğitim Bakanı Reşat Ş. Sirer, CHP içindeki toprak ağalarının da isteği doğrultusunda enstitüleri kuruluş amaçlarından saptırmış, tarım ve teknik derslerinin saat sayısını azaltmış, uygulamalı eğitimi sonlandırmıştır. Öğrencilerin enstitü yönetimine katılımı engellenmiş, karma eğitim sonlandırılmıştır.  Demokrat Parti’de son darbeyi vurarak 1954’te Köy Enstitüleri’ni kapatmıştır.

Köy Enstitüleri, kuruluş amaçlarının çok üstünde bir başarı göstermiştir. Köyün, kırsal alanlarda yaşayanların sorunlarını ortaya koyan ilerici bir kuşağın yetişmesini sağlamışlardır.

* Tarım kelimesi bitkisel ve hayvansal ürünlerle ilgili yapılan tüm faaliyetleri kapsamasına rağmen ülkemizde sadece bitkisel ürünlerle ilgili yapılan faaliyetleri kapsıyormuş gibi kullanıldığından genellikle ‘tarım’ yerine ‘tarım ve hayvancılık’ gibi yanlış bir ifade kullanılmaktadır. En somut örneğimiz ‘Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’dır.


KAYNAKÇA

  • Akıncı, F. (1976). İnsan Kendini Suya Atmadan Yüzme Öğrenemez, Yeni Toplum, Sayı:5, Ankara, 113-116.
  • Arman, H. (1969). Piramidin Tabanı Köy Enstitüleri ve Tonguç, Ankara.
  • Arpa, H. (2015). Balıkçılık Tarihimizden Notlar, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, ISBN: 978-605-01-0746-3, Ankara, 316 s.
  • Aysal, N. (2005). Anadolu'da Aydınlanma Hareketinin Doğuşu: KöyEnstitüleri,  Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,S:35-36, Mayıs-Kasım, Ankara, 267-282.
  • Balkır, S. E. (1974).  Dipten Gelen Ses Arifiye Köy Enstitüsü 1940-1946, Hür Yayınevi, İstanbul, 525 s.
  • Bilecik, N. (2012). Medeniyet Tarlasından Marş Marşla Geçenler, Bio Ofset Matbaacılık Yay., ISBN: 978-605-86979-0-4, İstanbul, 348 s.
  • Civelek, M. (2014). Arifiye Köy Enstitülü Sağlık Memurunun Anıları, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, ISBN: 978-605-85654-1-8, İzmir, 120 s.
  • Erkek, M. S. (2012).Bir Meşrutiyet Aydını Ethem Nejat, Kitap Yayınevi, ISBN: 978-605-105-097-3, İstanbul, 337s.
  • Eser, G. (2015). Arifiye Köy Enstitüsü’nün Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi’ndeki Balıkçılık Çalışmaları, Uluslararası Gazi Akça Koca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu, Kocaeli.
  • Kalay, E. (2010). Tarlası Deniz Olan Okul Beşikdüzü Köy Enstitüsü, Ema Matbaacılık, ISBN: 978-605-4213-06-1, İstanbul, 448s.
  • Kaya, Ö. (2015). Tarlası Karadeniz Olan Mektep Beşikdüzü Köy Enstitüsü, Gezgin Dergi, 20 Eylül 2015.
  • Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı. (2004). Köy Enstitüsü Programları, Ankara, 109s.
  • Semerci, B. (1989).Türkiye'de İleri Atılımlar ve Köy Enstitüleri, Özgür Yayın Dağıtım, İstanbul, 320 s.
  • Tonguç, E. (2007). Bir Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç Yaşamı Öğretisi Eylemi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, ISBN: 978-975-00995-5-8, İzmir, 792s.
  • Toprak, G. N. (2008). Cumhuriyetin İlk Döneminde Türk Eğitim Sistemi ve Köy Enstitüleri, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Afyon, 116 s.
  • Yalçın, G.,Kamacıoğlu, F. (2007). Beşikdüzü Köy Enstitüsü Hikayesi Bitmedi, Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği (KAVEG), İstanbul, 12s.
  • Yalman, A. E. (1990).Yarının Türkiyesi'ne Seyahat, Cem Yayınları, İstanbul.
  • Yeşil, D. (2004). Beşikdüzü Köy Enstitüsü Belgeseli, Erişim Adresi: https://www.youtube.com/watch?v=FWqMhhfaF60&list=PLdApNTFu6KIcXKaqV9UXAE..., Erişim Tarihi: 01.03.2018, 51 Dak.
  • Yiner, A. (2012).Köy Enstitüleri Üzerine Bir Deneme, The Journal Of Academic Social Science Studies, Volume 5 Issue 4, August, p. 307-317.