Önder İşleyen: Haziran, 'Peki bu ülkeye kim sahip çıkacak' sorusunun cevabıdır

Önder İşleyen: Haziran, 'Peki bu ülkeye kim sahip çıkacak' sorusunun cevabıdır

Görüşme: Erkan Yıldız
26/12/2014 Cuma

Türkiye Meclisi toplanmadan önceki son görüşmemizi Birleşik Haziran Hareketi Geçici Yürütme Kurulu Üyesi Önder İşleyen’le yaptık. İşleyen’in, kuruluştan bugüne hareketin gelişimini, hareketin mücadele hattını ve seçimlere ilişkin düşüncelerini paylaştığı röportajı Hazirancılarla paylaşıyoruz.

Ayrıca, Birleşik Haziran Güncesi'nde yayımlanmak üzere yazı, röportaj, görüş ve eleştirilerinizi de aşağıdaki e-posta adresine ve Facebook hesabına iletmenizi istiyoruz. Yine, hepimizin katkılarıyla...

e-posta: [email protected]
facebook: https://www.facebook.com/haziranguncesi


Ağustos’ta başlayan Vişnelik toplantıları, kısa bir süre sonra, Ekim ayında, Birleşik Haziran Hareketi’ne dönüştü. Yola çıkarken, kişisel olarak senin kafanda nasıl bir yapı vardı? Bugün gelinen nokta ile senin kurguladığın Birleşik Hareket arasında nasıl bir ilişki görüyorsun? Özcesi yolun neresindeyiz?
Hayallerimize giden yolun henüz başındayız. Ama hayallerimize Haziran’dan yürüyerek ulaşabileceğimizi görecek kadar da işaret biriktirdik.

Haziran halkın barikatlardaki birleşik gücüyle yazdığı muhteşem bir gelecek manifestoydu. Ülke tarihini yerinden oynattığı gibi, devrimci hareketin de yeni bir tarihsel dönemine kapı araladı. Ancak tüm bunların yanında devrimcilere bir sorumluluk da yükledi. Eğer, Haziran’ı örgütlü zeminlerde geliştirmenin yolları bulunmazsa AKP’nin ülkemizi sürüklediği mezhepçi faşizme geçişin önüne güçlü bir barikat kurulmayacağını da görüldü.

Haziran Hareketi, bu anlamda bir politika olarak anlaşılmalı. Bu politika Saray merkezli iktidarın bütün bir geleceğimizi teslim almaya yönelik politikalarını birlikte püskürtmektir.

Bu hareket bir direnme hareketi olacağı kadar dayanışmacı yeni bir yaşamı var edecek bir ilişkiler ağını da oluşturmalı diye düşünüyorum. Bugün, ilk oluşan Forum ve Meclisler kuşkusuz ki henüz bu noktada değil. Zaten iki aylık bir zamanda tümüyle bunların başarılmış olmasını da beklememek gerekir. Ancak önemli bir zemin açığa çıktı. Forumlar hızla, biraz da kendiliğinden, yaygınlaştı. Birlikte mücadele fikri etrafında insanlar bir araya gelerek inisiyatif almaya başladı. En önemli yanı bu..

Bu bir başlangıç noktası.

Hep birlikte daha fazla çaba göstermeliyiz. Hareketin geleceğini ve bütünlüğünü temel alan bir sorumluluk anlayışının daha fazla geliştirilmesi gerekiyor. Zira bu hareket artık Forum’larda bir araya gelmiş on binlerin hareketi. İşte bu umudun üzerine titreyen, yaratılan tüm güzelliklerinin ve birbirinin değerini bilen bir hareket olmalı Haziran.

'KURUCU İKTİDAR ZEMİNİNE DÖNÜŞECEK'

Birleşik Haziran Hareketi Türkiye Meclisi’ni topluyor haftasonu? Nasıl oluştu Türkiye Meclisi? Nasıl bir delege yapısı var?
48 ilde 200’e yakın Forum yapıldı. Forumlar’la birlikte Meclisler kurulmaya başlandı. Türkiye Meclisi bu Meclislerin belirlediği temsilcilerin bir araya gelmesiyle oluşuyor. Hareketin çeşitliliğini ve farklılıklarının olduğu gibi yansıyabildiği bir temsilci yapısı var. Bunların seçimi noktasında, bir sayı sınırlaması ya da oylama yapılmadı. Her Meclis kendi belirlediği gibi temsil edilme hakkına sahip. Bu anlamda salon sıkıntısı yaşayacak olsak dahi Meclislerin sözünün doğrudan yansıyacağı bir Türkiye Meclisi buluşması gerçekleşecek.

Meclisler bir yanıyla halkın birleşik mücadelesini olanaklı kılacak bir zemin olarak düşünülebilir. Farklı örgütlere ya da farklı fikirlere sahip insanlar, Meclis’lerle ortak bir zeminde buluşuyor. Meclislerimize bu anlamda Haziranlaşma alanları diyebiliriz. Burada yeni bir siyaset kültürünü de geliştirmeye çalışıyoruz. İknaya açık insanların, birbirine sorma, birbirinden öğrenme ve birlikte karar alma organlarımız olan Meclisler, sistemin demokrasi anlayışına karşı da bir alternatif fikrini içinde barındırıyor. Bu Meclisler halkın söz ve karar Meclislerine dönüştüğü oranda, kurucu bir iktidar zeminine de dönüşecektir.

Türkiye Meclisi yeni bir mücadele yılının yol haritasını çizecek bir bakıma. Bu haritada bizleri neler bekliyor?
Evet Meclislerle sokak arasında bir bağ kuracağız şimdi. Hareket artık sokağın ve eylemin içinde kendini inşa etmeye devam edecek. Bu anlamda Türkiye Meclisi önümüzdeki dönemin eylem hatlarını belirginleştirecek.

Yola çıkarken yayınladığımız kısa çağrıda ifade ettiğimiz başlıklar bizim eylem hattımızı ifade ediyor. Burada güncel olarak saldırının yoğunlaştığı alanda, bunu engelleyecek şekilde harekete geçeceğiz. Son döneme baktığımızda AKP’nin toplumsal yapıyı dini temelde değiştirmek niyetiyle yürüttüğü saldırıları yoğunlaştırdığını görüyoruz. Bu noktada özellikle de gerici eğitim şurası ile birlikte karma eğitimi kaldırmanın da önünü açacak şekilde zorunlu din derslerinin ana okullara indirildi. AKP açısından bu gerici doğrultu stratejiktir. Başka türlü iktidarını sürdürebilmesi de mümkün değil.  Burada AKP’ye mevzi kaybettirmek oldukça önemli. O yüzden bu mevzilerde kora kor bir mücadele bizi bekliyor.

'AKP HER YERDE KARŞISINDA HAZİRAN'I BULACAK'

Öte yandan emeğe yönelik acımasız bir saldırı gerçekleşiyor. Soma, Ermenek, Yatağan’a baktığımızda ne yapmamız gerektiği görülüyor zaten. Özelleştirmenin durdurulması için başlayan Yatağan direnişinin, daha ileri noktaya taşınamaması ya da Soma’da ve Ermenek’te yaşananların ardından bu alanda AKP’yi geriletecek bir direnme çizgisinin oluşturulamamış olması emekçi sınıfların öz güvenini de sarsıyor. Haziran hareketi nerede direnen varsa, onun kazanabilmesi için tüm gücünü seferber edecek.

Özetle AKP nerede saldırırsa karşısında Haziran’ı bulacak.

“Birlik” Türkiye solunun çok denediği ancak başarılı sonuçlarını ortaya koymakta zorlandığı bir mesele. Bu sefer nasıl olacak ta olacak? Bu “birlik” nasıl bir birlik?
Baştan bu yana söylediğimiz gibi Haziran, basit anlamda bir birlik olarak görülmemeli. Yani örgütlerin yan yana gelip bir çatı altında toplandığı bir üst örgütlenme formu değil. Burada bir araya gelen güçler birleşik bir halk hareketinin örgütlenmesi çalışmalarını birlikte yürütme kararı verdiler. Ama ilk adımdan itibaren hareketin gerçek kurucu zeminleri olarak Meclisler tanımlandı. Artık burada buluşan herkes o ya da bu fikirden o ya da bu örgütten olmanın ötesinde hep birlikte Hazirancı olarak bir araya geliyor.

Bu sefer nasıl olacak da başaracağız sorusunun yanıtı Haziran’ın çağrısında saklı.

'SEÇİM İTTİFAKLARINDA KARAR TÜRKİYE MECLİSİ'NİNDİR'

Kendisini Hareketin ve ülkenin kaderinin önüne koymayan bir anlayışını geliştireceğiz. Haziran Hareketi sol içi bir iddia değil bir memleket meselesidir.  Bu anlayışı geliştirmeli, bırakın sol içinde tüm toplumda yaygınlaştırmalıyız. Katıldığım Forumlardan birisinde bir kadın arkadaş, ‘Çocuğumu Türkiye’de büyütmek için doğumuma yakın bir zamanda Almanya’dan dönüş yaptım. Buraya geldiğimde insanlar bu kararımı tuhaf karşıladı. Almanya’da olsaydı çocuğun daha rahat büyüyeceğini söylediler. Peki bu ülkeye kim sahip çıkacak?’ diye sormuştu. İşte Haziran bu sorunun cevabıdır.

Forumlarda gördük ki en büyük merak seçimlere ilişkin? Bu merak sürerken, BHH nin önemli bileşenlerinden ÖDP’ye Kandil’den seçim ittifakı çağrısı geldi. Seçimlere ilişkin ne düşünüyorsunuz?
Haziran, AKP’yi yenebilmenin ancak halkın örgütlü gücüyle başarabileceğini savunan bir hareket. Belirleyici olan budur. Seçimler ve tüm mücadele alanları Haziran’ın bu temel politikasına bağlı olarak ele alınabilir. Haziran hareketinin seçimlere ilişkin somut tutumu Türkiye Meclisi’nin ardından sürdüreceği tartışma ile kararlaştırılacaktır. ÖDP açısından da belirleyici olan Haziran Meclislerinde hep birlikte vereceğimiz karardır.

Türkiye Meclisi öncesi son olarak Haziran'a ilişkin ne söylemek istersin?

John Berger, Kıymetini Bil Herşeyin kitabında Nazım'ı anlattığı sözleri, bugün Haziran'a çok yakışıyor. Onu tekrarlayarak bitireyim: "Kimi kafalar kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmez. Kimileriyse köhne düşünceleri sahiplenmekten vazgeçemez asla. Günümüzde çoğu kimse sürekli kayba uğradığımızın bir türlü ayırdına varamıyor. Senin kocaman başına mıhlı masmavi gözlerin bana değişik gökyüzlerine sahip pek çok dünyanın bir arada, birbirinin içinde, biri ötekine göz dağı vermeksizin huzur için ama kalabalıkla haşır neşir yaşabileceğini ilham ediyor."