İnce Memed’ler arsada: Karaçay Gençlik Spor

İnce Memed’ler arsada: Karaçay Gençlik Spor

Erdem Sokat
03/10/2017 Salı

Geçtiğimiz aylarda “Uyuşturucuya karşı, özgür bir yaşam için yaşamın dozunu yükselt örgütlen!” başlığıyla bir broşür yayımlanıp  Türkiye'nin dört bir yanında bu sloganı yükselterek Uyuşturucuya Karşı Metin Kurt Futbol Turnuvaları yapılmaya başlandı.

“Uyuşturucu; yoksul kitlelere içerisinde bulundukları koşulları değiştirmek yerine ondan uzaklaşmanın sahte yollarını öğreten, emekçi gençlere bilinçli ve sorumlu davranmanın sonuçsuz olduğu fikrini aşılayan ve uyuşturucuyu çözüm olarak sunan sermaye düzeninin en tehlikeli aracıdır.

Sermaye düzeni, bu zehri özellikle çıkışsızlık hissini ve gelecek kaygısını en ağır şekilde yaşayan, kendilerine sunulan kölece yaşamı kabullenemeyen emekçi gençlere karşı kullanıyor, onların sömürüye ve sınıflı toplumun sonuçlarına duydukları öfkeyi bastırmayı amaçlıyor.

Gençliğin, sahte çözümlerle, düzenin yarattığı çıkışsızlık hissinden uyuşarak kurtulma palavrasıyla işi yok! Yalnızlaştırılmaya karşı dayanışmayı, gerici baskılara karşı bilimsel düşünceyi, “böyle gelmiş böyle gider” yalanına karşı emeğin ve kararlılığın üzerinde yükselecek yeni bir yaşamı savunacağız.”

Bunu söylüyorduk broşürün ilk satırlarında, işte Karaçay Gençlik Spor, düzenin çürümüşlüğüne, geleceksizliğe ve uyuşturucuya boyun eğmeyen gençliğin, özgür bir yaşamı savunusu...

2009 yılında Soner Yiğit Karabay ve arkadaşlarının hayata geçirmeye çalıştığı bir hülya iken şimdilerde hem endüstriyel futbolun karşısında hem de başta Karaçay mahallesinin gençleri olmak üzere birçok kişiyi çürümüşlükten kurtarmakta bizden yana umut verici bir birliktelik.

Solcu dergisinin son sayısında Kızıl ve Kara bölümünde 'umudun golü' diye Karaçay'ı, 'yobazın kalesi' için Osmanlıspor'u yazarken hep bu vardı aklımızda. Ve de liselerde, üniversitelerde, mahallelerde yaşamın dozunu yükseltmek için kolları sıvamışken bu işe Karaçay Gençlik Spor'la başlamak daha da önemliydi bizim için. Bu nedenle geçtiğimiz pazar günü Solcu Liseliler olarak Osmaniye'nin Karaçay mahallesinin yolunu tuttuk. Mahalleye ilk girdiğimiz anda bir yabancı gibi değil oranın bir parçası gibi hissettik ne de olsa bizler de ülkenin bir çok yerinde bu mücadeleyi yükseltenler adına oradaydık yani aynı yolun yolcusuyduk.

Bizleri kulüp binalarına götürdüler ilk önce. Aslında kulüp binası demek haksızlık bir müstakil evi kendi emekleriyle dönüştürdükleri kültür merkezine götürdüler. Yeni bir kültürü kendi elleriyle yaratmaya çalıştıkları, yarattıkları yerdeydik. Yarı inşaat halindeki binada koskoca umutlar ve bizleri görünce kendinden emin ve bir o kadar mutlu yüzler...

Kütüphanelerini zenginleştirmek bize düşüyordu elbet, Yazılama Yayınevinin katkısıyla dostlarımıza kitaplar hediye ettik, belki de bir sonraki versiyonunda onların adının yazacağı QUIQUE PEINADO'nun yazdığı 'Solcu Futbolcular' kitabını onlarla buluşturduk. Kütüphanenin olduğu odada oturduğumuzda ise çok şeyler vardı belki konuştuğumuz ama tek bir şeyi söylüyorduk, bu mücadele büyüyecek sadece Karaçay'da değil elimizin değdiği her yerde büyüyecek. Diyorum ya siz biz yoktu orada, küçük İslim de bizdi, takımın her bir oyuncusu da , takımın hocaları değil abileri olan Soner, Murat,Harun ve Ferhat da....

Ortada bir başarı öyküsü varsa; bu yaşlarına başlarında bakmadan özgür bir yaşamın mümkün olacağına dair ilk günden beri ter döken takımın oyuncularına ait. Kulüp kurulurken ailelerini ikna edip onların kimlik fotokopileriyle bunu sağlayan çocuklar bize imkansız denilen şeylerin mümkün olabileceğini gösteren. Suriyeli mültecilerle özellikle ırkçı söylemlerin arttığı bir dönemde dostluk maçı yapan, tiyatro derslerine ve kendi çabalarıyla enstrüman çalmaya başlayan çocuklar... Gerici müfredatla eğitimden çıkarılan şeyleri kendi elleriyle hayatlarının bir parçası haline getirenler. Sahada duruşlarını bozmadan son ana kadar mücadele eden boş kaldıklarında ilk önce kültür merkezine koşan çocuklar, duvarlarında Gorki'den, Dostoyevski'den, Yakup Kadri'den bir parça bulunan sınıfa doluşan çocuklar... Bu sene üniversiteyi kazanıp(bu Karaçay için ilk kez gerçekleşen bir olay) yeni bir mücadeleye yelken açan Harun ve sırasını bekleyen onlarcası...

Biz bir kez daha gördük ki bizi bataklığa sürükleyen düzenle mücadele ederek, kendi alternatiflerimizi yaratarak başa çıkabiliriz. Karaçay mahallesinde sessizce yetişen Metin Kurtlar, Metin Oktaylar, Muharrem Gülerginler böyle alternatiflerin ürünü ve onları sarıp diz çöktürmeye çalışan düzenin karşısında dimdik ayaktalar ve korkusuzca bakıyorlar.

Soner'in anlattıkları açıklıyor bize birçok şeyi:

“...içim rahat çocukların tavırları olsun saha içinde göstermiş oldukları efendilik olsun yani sadece orada alınan skorla alakalı olmadığını öğrenerek büyümeleri çok mutlu edici tabi ki...
... Ağrı'dan mesaj atıyor bir yerde denk gelmiş bir habere ve ya belgesele, şey diyor benim Ağrı'da yaşadığım yer buna çok benzer, ben bir zamanlar böyle bir şeye girişmiştim ama başaramamıştım ama artık yapabileceğime inanıyorum tekrar harekete geçeceğim diyor.
Başka birisi Balıkesir'den yazıyor diyor ki; bizde de böyle bir durum var biz de buna benzer bir şey yapmak istiyoruz.
Adana'dan bir kaç kişi atladı geldi falan böyle güzel tepkiler verenler var. Adam Giresunlu inşaat işçisi bir belgesel izliyor duygulanıyor o an bir şey yazıyor duygulanıyor insan, seni motive ediyor böyle şeyler, memleketin bambaşka yerinden bir şeyler geliyor.
Artvin'dendi galiba bir abi böyle sürekli takip ediyormuş buradaki paylaştıklarımızı adam o kadar naif bir şekilde mesaj atmış ki; 'bir formanızı yollayabilir misiniz hayatım boyunca saklayacağım diye'. Bizim bir formamızı gönderdik Artvin'e Hopa'ya bunlar çok güzel tepkiler insanı motive eden şeyler.

Bununla beraber zorlukları var mı? Seni bezdirmeye çalışanlarda çok fazla özellikle osmaniye geneli çok sıkıntılı bir yer hele ki futbol sektörünün içinde iseniz sektör de çok kirli bir sektör hem bu yörenin sıkıntıları hem de sektörün sıkıntıları bir araya gelince seni bezdirmek için her şeyi yapıyorlar. farklı bir iş yapıyorsun sonuçta o adamların mantalitesine göre vur kır parçala diyor adam maçı kazan diyor. Ama sen, sahaya çıkacaksın ve sonunda buradan gülerek ayrılacaksın diyorsun, çocuğa hakaret etmiyorsun küfür etmiyorsun çocuklardan maçı kazanmak gibi bir beklentin yok çocuğun maçı kazanmasından ziyade çocuğu kazanmak asıl... kafa yapımız böyle olduğu için onlardan biraz ayrışıyoruz. bu da onları rahatsız ediyor. işte bir takım yaftalamalar söylemler vesaire derken senin hakkında bir bakıyorsun antipropaganda gelişiyor ve çok ciddi sıkıntılar yaratıyor bunlar yerel küçük olduğu için osmaniye gerçekten çok küçük bir yer herkes herkesi biliyor o anlamda yapılan yaftalamalarla birlikte işte bambaşka şeylerle uğraşmak zorunda kalıyorsun en basitinden bir arsa ayarlıyorsun futbol sahası yapmaya karar veriyorsun oraya ve çok daha gerici bir tavırla işte orada oturan insanlar bizim kızımız çocuğumuz buradan geçemeyecek mi artık falan diyor halbuki orası bir arsa tarla yol yok bir şey yok sadece orada futbol oynayan gençler onları rahatsız eder mi kaygısıyla orada bir ön yargı oluşturuyor sahadan çıkmanı talep ediyorlar ama öncesine bakıyorsun işte orada çok basit uyuşturucu kullanan esrar eroin kullanan insanlar olduğu zaman kimse gıkını çıkartmıyor ya da çıkartamıyor fakat güzel bir şeyler oluşturmaya çalıştığı zaman insanlar çok daha rahat tepki gösterebiliyor bir yandan da bunlarla mücadele ediyorsun. bu zihniyetle mücadele ediyorsun. insanı yoruyor zihinsel anlamda çok yoruyor fiziksel anlamda oluşan yorgunluğu çok görmüyorsunuz zaten de yorucu olan kısmı zihinsel yorgunluk.”

Gün geçiyor ve yarınlar önümüzde. Bizim nasıl yarınlar istediğimize dair bir cevabımız var ; “ Sporu, gençliği düzenin sürüklediği bataklıktan çıkarma mücadelesi veren Karaçay Gençlik Spor'a çevireceğiz bu toprakları yani kuracağız uyuşturucusuz, sömürüsüz ve geleceksizlik korkusunun olmadığı Sosyalist  Türkiye'yi. Hepimizin emeğiyle, düş değil bu, hayal değil, işte Karaçay Gençlik Spor...