Büyük Sosyalist Ekim Devrimi bir müjdedir

Büyük Sosyalist Ekim Devrimi bir müjdedir

Çınar Çimen
07/11/2016 Pazartesi

Büyük Sosyalist Ekim Devrimi insanlığın sömürüsüz bir topluma doğru kurtuluşunu müjdeler! Bu devrim insanlık tarihinde yeni bir devri, hâlâ içinde bulunduğumuz devri açmıştır. Ekim 1917'den beri insanlığın kapitalist toplumdan sosyalist topluma doğru devrimci yürüyüşü sürmektedir. 1917 Ekimi'nden 1989-91'e kadar sosyalizm Sibirya'dan başlamak üzere, Kafkaslar'a, Orta Asya'ya, Çin'e, Vietnam'a, Kore yarımadasına, Avrupa'nın doğusuna, güneyine ve hâttâ ortasına ve Latin Amerika'ya kadar dünyanın çok büyük bir bölümünde galibiyetini ilan etmiştir.

Sosyalist dünya sisteminin 1989-91'deki geçici, karşı-devrimci yenilgisi, insanlığın hâlâ kapitalizmden sosyalizme geçiş döneminde olduğu gerçeğini değiştirmez (zaten Lenin'in de dedigi gibi, insanlık tarihinin tek yönde ve kesintisiz bir şekilde ileriye doğru geliştiğini düşünmek ve beklemek, bilimsel/diyalektik materyalist bir tutum degildir). İnsanlık tarihi hiçbir zaman kesintisiz bir şekilde sürekli ileriye doğru gitmemistir - hep inişli çıkışlı olmuştur. İnsanlık tarihindeki devrimci dönüsümlere ve ilerlemelere, kimi zaman eski toplumsal düzenin karşı-devrimci restorasyonu cevap vermiş ve eşlik etmiştir. Ama insanlık tarihi boyunca eninde sonunda her zaman devrimci dönüşümler mutlak zaferlerini ilan etmişlerdir. İnsanlığın tarihindeki devrimci dönüşümler ve ilerlemeler - ilkel komünal toplum evresinin çözülmesinden bu yana - amansız sınıf mücadelelerinin sonucudur. Sınıf savaşımları karşıt sınıflar arasında yaşanmış ve toplumlar tarihindeki ilerlemenin temel yasası olan üretici güçlerin gelişmişlik düzeyi ve üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasasının toplumların tarihini ileriye doğru dönüştürmesini mümkün kılmış ve hızlandırmışlardır. Bunlar insanlik tarihinin nesnel gerçekleridir.

Bizler, yani işçi sınıfı ve toplumun diğer bütün emekçi sınıf ve katmanları olarak, insanlık tarihinin bu nesnel yasalarına yaslanmak zorundayız ve tarihinin bize verdiği misyonu gerçeklestirmek zorundayız. Bu tarihsel misyon kapitalist üretim ilişkilerinden, sosyalist üretim ilişkilerine ve böylece sömürüsüz bir toplum formasyonuna devrimci geçiştir. Tarih boyunca çökmekte olan toplumsal düzenler ve onların taşıyıcısı olan toplumsal sınıflar insanlık tarihinin üstte değinilen temel yasalarına mutlak bir şekilde karşı gelememişlerdir ve eninde sonunda tarihin çöp yığınında yerlerini almak üzere tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Bu gerçek çağımızda da geçerlidir.

Ekim 1917'den bu yana çökmekte olan emperyalist-kapitalist sistem ve onun taşıyıcısı olan burjuvazi (sermaye sınıfı) her ne kadar kaçınılmaz sonuna dirense de ve bu yönde kendi adına başarılar elde etmis de olsa (örneğin 1989-91'de sosyalist dünya sisteminin emperyalizm tarafından geçici bir mağlubiyete uğratılmış olmasi), kendi kaçınılmaz sonunu ve sosyalizmin mutlak galibiyetini engeleyemeyecektir. Üstelik kapitalizm 1989-91'deki yapmış olduğu büyük karşı-devrimci hamleye rağmen, sosyalizmi yeryüzünden bütünüyle silmeyi yine de başaramamıştır. Dünyamızda uluslararası emperyalist-kapitalist sistemin her yönden devasa saldırısına rağmen, hâlâ ayakta duran ve insanlığın hümanist değerlerini savunan ve yaşatan - örneğin Küba Cumhuriyeti veya Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti gibi - sosyalist ülkeler vardır. 

İnsanlık bütün tarih boyunca, en karanlık dönemlerde bile, aldığı bütün büyük yenilgilerden boyun eğmeyerek sıyrılmayı ve tarihin tekerleğini ileriye doğru hareket ettirmeyi başarmıştır. Bu başarılar, üstte değindigim emekçi yığınların çetin mücadelelerinin ürünüdür. İnsanlık bugünün karanlığından da - hem uluslararası ölçekte, hem de Türkiye ölçeğinde - çıkmayı ve sosyalist bir toplumu kurmayı başaracaktır. Ama bu sadece işçi sınıfının ve diğer bütün emekçi halk kitlelerinin vereceği çetin ve örgütlü mücadeleler sonucunda gerçekleşecektir. Türkiye’mizde de bizler, işçi sınıfı ve emekçi halk olarak , kararlı ve örgütlü bir mücadele verip, bu mücadelemizi hızla büyütürsek, ülkemizi bu karanlıktan çıkarıp, eşitlikçi, özgürlükçü, aydınlanmacı ve bağımsız bir geleceğe, yani sosyalist bir geleceğe taşırız. Yeter ki korkmayalım ve örgütlenelim! 

Insanlığın sosyalizme doğru yürüyüşü sürmektedir - Ekim 1917'den beri! Selam olsun yolumuzu aydınlatan ve mutlak kurtuluşa ilk kapıyı aralayan Ekim Devrimi'ne!