Ekim Devrimi ve Lenin...

Ekim Devrimi ve Lenin...

Burhan Özalp
06/11/2017 Pazartesi

Stalin'in sonradan belirttiği gibi, Sovyetler kongresi iktidarı Petrograd Sovyetinin elinden almaktan başka bir şey yapmamıştır. Dönemin bütün tanıkları, Troçki'nin o dönemdeki enerjik tutumunu, yetkinliğini ve devrim davasına yaptığı hizmetleri övmektedirler. Fakat devrimin genel stratejisini, seçtiği araçla, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Bolşevik kanadıyla Lenin yönetmiştir. Zafer, "tüm iktidar Sovyetlere" sloganı altında kazanılmış olmasına rağmen, sadece Sovyetlerin değil, Lenin’in ve Bolşeviklerin de zaferi olmuştur. Lenin ve parti, insan ve araç, şimdi birbirinden ayrılmaz tek bir şey haline gelmiştir. Partinin zaferi, neredeyse tümüyle, Lenin'in kendi iradesini partiye aşılamakta ve çekimser yoldaşlarını peşinden sürüklemekte gösterdiği başarı sayesinde gerçekleşmiş gibidir. Lenin adının saygınlığı kök salmıştır; temeller, parti içinde tek bir önderin üstün kişiliği üzerine kurulmuştur.

Aşağıdaki yazıda da Lenin’in Rusya Sosyal Demokrat Partisi’ndeki ayrışmadan 1917 Ekim devrimine kadar “Sosyalist Devrim” ısrarından bir kere bile geri adım atmadığı görülür. Yazıda farklı kaynaklardan yararlanılmakla birlikte E.H. Carr’ın Bolşevik Devrimi kitabı temel alınmıştır. Yazıyı hazırlayanın özel bir katkısı yoktur. Sadece süreci özetleme ve bir bütünlüğün sağlanması açısından kaynakları bir araya getirmiştir. Kurulan cümlelerin üzerinde ifade değişikliği yapılmasına rağmen neredeyse hepsi kitaplara aittir. Yazının amacı yazıda adı geçen ve geçmeyen birçok kahramanın eseri olan Ekim-Bolşevik Devrimine yönelik bilgi sahibi olmak isteyenlere genel bir bilgi, çerçeve sunmak, devrime giden süreçte yaşananları ve devrimdeki Lenin faktörünü göstererek kısa bir özet sunmaktır.   

Bolşevizmin Ortaya Çıkışı

Sonraları "Rusya Komünist Partisi (Bolşevik)", daha sonra da "Sovyetler Birliği Komünist Partisi (Bolşevik)" adını alan örgütün geçmişine baktığımızda dokuz kişinin Mart I898’de toplanıp "Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi"ni kurdukları küçük kongreye kadar uzandığını görürüz. Bu dokuz delege Petersburg, Moskova, Kiev, Ekaterinoslav yerel örgütlerini ve yaygın olarak "Bund" denen Rusya ve Polonya Yahudi İşçiler Genel Birliği'ni temsil ederler. Kongre üç gün (1-3 Mart 1898) devam eder ve merkez komiteyi seçerek bir parti gazetesi yayımlamaya karar verir.  Ancak kongreye katılanlar, başka bir şey yapmaya vakit bulamadan tutuklanır. Bu ilk girişimden geriye birkaç örgüt ve yerel komitenin kullandığı ortak bir addan başka bir şey kalmaz. Bunların da ne bir merkez organı, ne de aralarında bağlantıları vardır. Minsk'teki kongreye katılan bu dokuz delegeden hiçbiri, ileride parti tarihinde önemli bir rol oynamaz. Kongre dağıldıktan sonra yayımlanan "Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi manifestosu" Marksist aydın Piyotr Struve tarafından kaleme alınır. Kongrenin gelecek nesillere bıraktığı en önemli miras bu olur.

Minsk’teki kongre Rusya topraklan üzerinde Marksist bir parti yaratmak için birlikte yapılmış bir ilk girişim olur. O döneme kadar başlıca Rus devrimciler Narodnikler‘dir. Narodnik kelimesi, köylü devrimi teorisine inanan ve otokrasi taraftarlarına karşı terör uygulanmasını kabul eden devrimci gruplar için kullanılan ortak addır. 1870'li yılların sonunda Plehanov bireysel terörizm konusunda Narodnikler ile anlaşmazlığa düşer ve yurt dışına gider. Yurt dışında Marksizm'i kabul ederek 1883’te İsviçre'de "Emeğin Kurtuluşu" adlı Rus Marksist bir grup oluşturur. Sonraki on beş yıl boyunca, Plehanov ve arkadaşları (Akselrod ile Vera ZasuIic) devrimin, ancak kapitalizmin gelişmesi sayesinde ve sanayi proletaryasının eseri olarak gerçekleşebileceğini savunarak Narodnikler’le sürekli bir mücadeleye girişirler.

O yıllarda, sanayinin ve fabrikaların Rusya'da hızla gelişmesi ve sanayi sektöründeki ilk grevler, başlangıçla gerçekçi değilmiş gibi görünebilecek bir programın anlamlı görünmesine yol açar. Çekirdek halindeki Marksist gruplar, 1890'larda Rusya'da da görülür ve 1895 yılında Petersburg'da, İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği kurulur. Bu birliğin üyeleri arasında, Plehanov'u yürekten destekleyen genç Vladimir Ilyic Ulyanov da vardır.

Ulyanov, 1895 yazında Plehanov’u İsviçre’de görmeye gider ve Petersburg'a döndüğünde İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği’ne katılır. Ancak bu birlik, sadece teoriyle ilgilenmez, birliğin diğer üyeleri gibi Ulyanov da, fabrika işçilerine devrimci bildiriler dağıtır. Bu faaliyeti  nedeniyle 1895 yılı sonunda tutuklanarak aylarca hapis yatar ve Sibirya’ya sürülür. Ulyanov o dönemlerde yurt dışında çıkarılıp gizlice Rusya'ya sokulan bir gazete etrafında bir parti örgütlenmesine gidilmesine yönelik kafasında tasarılar kurar. Bu tasarılarını, Nadejda Krupskaya, Krjijanovski, Potressov ve Martov ile tartışır. Ulyanov, Potressov ve Martov, 1900 yılı başında Sibirya'dan tahliye edilince, Cenevre'ye giderler ve Plehanov'dan birlikte çalışmalarını isterler. Hemen bir anlaşmaya varılır. "Emeğin Kurtuluşu" grubunu temsil eden Plehanov, Akselrod ve Zasulic ile Ulyanov, Potressov ve Martov'un yönetiminde Iskra (Kıvılcım) adlı haftalık bir halk gazetesi (1 Aralık 1900) ve Zarya (Şafak) adlı yetkin bir teorik gazete (1 Nisan 1901) çıkarılır.

Ulyanov ilk eserlerini "İlin" ve "Tulin” takma adlarıyla yayımlar ve Rusya’yı terk ettikten sonra Petrov ve Frei kimliğine bürünür. Aralık 1901’de Zarya'da yayımlanan bir makalede «Lenin» imzasını kullanır ilk kez. Lenin, tükenmez enerjisi ve görüşlerinin berraklığıyla diğer yazarlar arasından öne çıkar ve sivrilir. Ne istediğini gerçekten bilen bir tek o vardır: Herkesçe kabul edilen bir devrim öğretisi saptamak ve örgütlü bir devrimci parti kurmak. Bu hedeflerden ilki Iskra’nın sütunlarını yazıyla doldurmanın yanı sıra, bir parti programının resmen yayımlanmasını gerektirir. İkinci hedef ise, 1898’de başlanmış ve bir yana bırakılmış girişimin gerçekleştirilmesi için parti kongresinin toplantıya çağrılmasıdır. Iskra‘nın amacı, ilk çıkış bildirisinde de belirtildiği gibi, dağınık haldeki Rusya sosyal demokrat hareketinin fizyonomisini ve örgütlenmesini kesin hatlarla belirlemektir.

1902 ortalarına doğru Iskra, okurlarına, Plehanov’un daha ılımlı ve daha ihtiyatlı fikirleri ile, Lenin'in daha cüretli ve daha uzlaşmaz görüşlerinin dengeli bir karışımından oluşan bir parti programı taslağı önerebilecek durumdadır. Aşağı yukarı aynı anda Lenin devrimci öğreti ve devrimci örgütlenme üzerine ilk büyük özgün eserini, ”Ne Yapmalı?”yı yayımlar. 1903 başında hazırlıklar, aynı yılın Temmuz ayında Brüksel’de bir parti kongresi toplayabilecek kadar ilerler. Kongrenin yapılmasından önce, üç ideolojik mücadele verilmiş ve kazanılır. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi, Narodikler‘e karşı, yaklaşan devrimin önder gücünün köylülük değil, proletarya olduğunu ileri sürer. Legal Marksistler’e karşı devrimci ve sosyalist eylemi önerir. Ekonomist’lere karşı ise, proletarya adına, hem ekonomik hem siyasal talepleri dile getirir. Legal Marksistler'in en dikkate değer kişisi, Minsk kongresi manifestosunun yazan Piyotr Struve’dur.

Narodnikler'in taban tabana karşıtı olan Legal Marksistler, burjuva kapitalizminin gelişmesini, sosyalizmin nihai zaferi için gerekli ilk aşama olarak gören Marksist tezi kayıtsız şartsız kabul ederler ve bu bakımdan, Rusya'nın Batı’yı örnek alması ve aynı yoldan gitmesi gerektiğine inanırlar. Fakat Legal Marksistler‘in, burjuva kapitalist aşamanın gerekliliği üzerinde ısrarla durmaları, kısa sürede onların bu aşamayı mutlak bir amaç olarak görmelerine ve sosyalizmin nihai zaferine devrim ile değil, reform ile ulaşılacağını kabul etmelerine yol açar; böylece, Bernstein‘ın ve Marksizm'in Alman "revizyonistleri"nin görüşlerine öncülük etmiş olurlar. Ekonomistler Legal Marksistlerle aynı pratik sonuca varırlar. Yani: proletaryanın devrimci sosyalist mücadelesini belirsiz bir tarihe erteleme ve bu arada burjuvaziyle ittifakı öneren reformcu bir demokrasi programına ağırlık verme, böylelikle Menşevizmin temellerini atarlar. "Kendiliğindenlik"  Ekonomistler'in başlıca sloganlarından biri olur. Çünkü Ekonomistler halk kitleleri arasında girişilecek ekonomik eylemin (sendikalizm, grevler, vb.) onları devrim için, ’'kendiliğinden" olgunlaştıracağını iddia ederler. Hem Plehanov ve "Emeğin Kurtuluşu" grubu hem de Lenin tarafından temsil edilen ortodoks sosyal demokratlar ise, işçileri ekonomik olduğu kadar siyasi de olan taleplerde bulunmaya teşvik etmek gerekeceğini ileri sürerler. Aynı zamanda işçilerin, kendi devrimci amaçlarının da bilincinde olmalarının ve onları bilinçli bir şekilde örgütlenmiş devrimci eyleme yönlendirmenin gerekeceğini de iddia ederler. "Bilinçlilik", "kendiliğindenliğe" karşı ileri sürülen bir slogan olarak kabul edilir.

Bolşevikler ve Menşevikler

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi ikinci kongresi Temmuz-Ağustos 1903'te Plehanov'un başkanlığında (önce onun polis takibi korkusuyla taşınmış olduğu) Brüksel’de, sonra Londra'da toplanır. Bolşevikler ile Menşevikler arasında gittikçe genişleyip derinleşen, 1912’den sonra da tam ve resmi bir ayrılmaya dönüşen ünlü bölünme bu kongrede patlak verir. Kongreye tamamen Iskra grubu hakimdir. Kararlı tek muhalefet, hemen hemen sadece milli azınlıkların haklarını ve parti içindeki özerk durumlarını korumakla ilgilenen Bund delegelerinden ve Yurt Dışındaki Rus Sosyal Demokratlar Birliği'ni temsil eden "Ekonomist" eğilimli iki delegeden, Akimov ile Martinov’dan gelir.

Kongreyi bekleyen en önemli görevler bir parti programının ve bir tüzüğün kabul edilmesidir. Plehanov 1880'lerde, Lenin ise 1890'larda bir program hazırlamayı denemişlerdir; Iskra grubu güçlenmeye başlayınca parti programı talebi, yeni, canlı bir kongrenin toplanması talebiyle aynı zamanda kendini gösterir. 1902’nin ilk aylan boyunca devam eden tartışmalar, canlılıktan yana ve her türlü oportünist tavize karşı olan Lenin'i, devrim mücadelesinde daha geleneksel olmayı ve ihtiyatlılığı öğütleyen Plehanov'a karşı bir tutuma yöneltir. Plehanov tarafından yazılan ilk program taslağını Lenin, "pratik mücadeleye atılmış bir partinin programı değil —sanki öğrenciler için kaleme alınmış— bir ilkeler bildirisi" diyerek ciddi biçimde eleştirir ve kendisinin yazdığı bir karşı taslak sunar.

Program ve tüzük üzerinden başlayan tartışma bu sefer partiye üye olma üzerinden devam eder. Lenin, parti programını kabul eden, parti örgütlerinden birine şahsen katılan ve paraca destekleyen kimse parti üyesidir derken, Martov, parti programını kabul eden, parti örgütlerinden birinin önderliği altında düzenli işbirliği içine giren ve paraca destekleyen kimse Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi üyesidir der. Bu tartışma Bolşevik-Menşevik kavgasının başlangıcı olur. Martov ile Akselrod’a göre, örgüt ile parti arasında bir fark vardır. Gizli bir örgütün zorunlu olduğunu kabul etmekle beraber, bunun, geniş bir sempatizanlar partisinin çekirdeğini oluşturduğu takdirde bir anlam taşıyacağını ileri sürerler. Lenin ise gevezeler ile işçiler arasında kesin bir sınır çizilmeli der ve Martov'un tasarısını partinin kapısını herkese ardına kadar açıyor diyerek eleştirir. Plehanov, isteksiz bir biçimde Lenin'den yana olur. Iskra yazı kurulunun diğer üyeleri, Potressov ve Zasuliç, seslerini çıkarmazlar; fakat Akselrod ile Martov'un görüşlerini paylaşırlar. Troçki, beklenenin aksine, Martov'dan yana çıkar. Troçki’nin tercihinin “beklenenin aksi” olarak yorumlanması ise şuraya dayanır. Bin dokuz yüzlerin başı, Troçki eşini ardında bırakır, Rusya'dan kalkıp bin bir güçlükle Londra'ya gider… Londra’ya varıncaya kadar önce Viyana’da Avusturya Sosyalist Partisi’nin kurucusu Victor Adler’i bulup yolculuğun geri kalanı için ondan gerekli yardım ve parayı sağlar. Zurich’te Rus Marksizminin eski kurucularından Akselrod’un kapısını gece yarısı çalar, kendisini tanıtır ve yolculuğunun son kısmı için gerekli düzenlemeleri hazırlar… Londra’ya varır, daha o zaman herkes Troçki'den bihaber, Troçki Lenin ile Krupskaya'nın Londra'da King's Cross yakınlarındaki Holford Square'de 10 numaralı evlerinin kapısını sabahın köründe çalar. Şaşkınlık hali tabii Leninlerde, komşuları Leninleri Mister ve Misis Richter olarak bilirler...Troçki’yi alırlar içeri ve dinlerler… Lenin alıp Troçki’yi o dönem için Rus Marksizminin Martov, Vera Zasuliç, Plehanov gibi önde gelenleriyle bir araya getirir ve Plehanov’un ciddi muhalefetine rağmen Troçki’yi savunurak Iskraya sokmaya çalışır. Yani Lenin Troçki’nin kendisini destekleyeceğini bekler. Krupskaya da bu olayı şöyle aktarır: “Lenin, kongrede Troçki'nin kararsız bir tutum takınacağını aklına bile getirmiyordu". Ancak başka bir kaynak bize bu davranışın temelini açıklar. Bu kaynağa göre Troçki’yi, seyrek olarak gördüğü Lenin’den çok, aynı evde oturduğu Zasuliç ile Martov etkiler ve Troçki daha çok bunlara yaklaşır. Hala yetişme çağında olduğu için kafasını törpülemek için yakın toplumsal ilişkilere ve tartışmalara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı Lenin değil, Zasuliç ile Martov karşılamaktadır bol bol. Lenin’in davranışı, çevresinde yarattığı bütün ilgiye ve saygıya rağmen Troçki’ye kuru ve soğuk gelmektedir (Troçki’ye gençliğinde de Marksizm kuru gelmektedir; insanlık haysiyeti ile uyuşmayan bir felsefedir. İnsanı iktisadi ve sosyal durumlar içinde hapsedilmiş göstermektedir; adsız bir tüketim araçlarının elinde oyuncak saymaktadır). Bu soğuk yaradılıştaki büyüklüğü Troçki ancak yıllarca sonra anlayacaktır.

Kongreden aslında Bolşevikler Menşeviklere göre üstün çıkar. Ancak parti konseyi başkanlığına getirilen Plehanov sonradan kongre kararlarını çiğneyerek Iskraya Lenin’in saf dışı bırakıp üstünlük kurmaya çalıştığı Menşeviklerle (Çünkü birçok Menşevik Plehanov’un eski arkadaşıdır) doldurur. Iskra Menşevik bir yayın organına döner. Başta Plehanov, Troçki olmak üzere Lenin’i ağır bir şekilde eleştiren yazılar yazarlar. Lenin’in partiyi merkeziyetçi yapmaya çalışması  "sekter bir kast" zihniyetini desteklemek olarak suçlanır. “Merkeziyetçilik mi, Bonapartizm mi?” başlıklı makalede Lenin, "proletarya diktatörlüğü ile proletarya üzerinde diktatörlük kurmayı birbirine karıştırmak” ile suçlanır. Troçki Lenin’in yöntemlerine "Jakobenler'in trajik uzlaşmazlığının soluk bir karikatürü" diyerek saldırır.

Bu bölünme Alman Sosyal Demokrat Partisi’ne kadar gider. Kautsky ve Luxemburg Lenin’i eleştirir ve Menşevikleri desteklerler. Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin yöneticilerinin en kıdemlisi Bebel, arabuluculuk yapmayı önerir. Menşevikler tarafından hemen kabul edilen bu öneriyi Lenin, kesinlikle reddeder.

Menşevikler Lenin’i, demokratik ilkeye karşı bürokratik ilkeyi desteklemekle suçlar. Menşeviklerin bu görüşlerinin arkasında eğer herhangi bir ilke varsa, o da «anarşizmin ilkesi» dir. Devrimin aracı olarak merkeziyetçi ve disiplinli bir parti kavramı Lenin’in düşüncesinin temel taşıdır. Menşevikler «burjuva-aydın bireyciliğini», Bolşevikler ise "proleter örgütü ve disiplini" temsil ederler. Menşevikler, Bolşevikleri, Rusya'nın gelişmesinin bu burjuva aşamasında objektif şartları mevcut olmayan bir proleter devrimi gizli ve tedhişçi yollardan gerçekleştirmeye kalkışarak Marksist evrimci şemayı atlamakla suçlarlar. Bolşevikler ise, Menşevikleri, devrimi, önceden hazırlanmış bir plana göre bilinçli örgütlenmiş bir şey olarak değil, bir "tarihi gelişme süreci’’ olarak ele almakla suçlar (Tarih Bolşevikleri haklı çıkarır).

Marx'in ünlü Feuerbach üstüne Tezler’ini hatırlatan Lenin, Menşevikler’i sadece "dünyayı farklı şekillerde yorumlayan" filozoflara benzetir. Oysa gerçek Marksistler olan Bolşevikler dünyayı değiştirmek isteyenlerdir.

1905 Devrimi ve Sonrası

1905 devrimini Bolşevikler de Menşevikler de güçsüz karşılar. Rusya'da devrimin 1905 yazı boyunca güçlendiği bir sırada, Bolşevikler Londra'da üçüncü parti kongresi dedikleri —ki tarihe de bu adla geçecektir— sadece Bolşeviklerin katıldığı bir kongre düzenlenir.Bu kongrede Bogdanov ve Lunaçarski Lenin’in en yakın arkadaşlarıdır. Ancak üç yıl sonra Lenin’den ayrı düşerler. Lunaçarski partiye 1917’de geri döner. Bunun dışında, Litvinov, Krasin ve 1917 devrimi sırasında devrim kararına yönelik yaptığı itiraz ile dikkatleri üzerine çeken Kamenev ilk defa bu kongrede ortaya çıkarlar.

Lenin hariç ilk partideki seçkin yöneticilerin tümünün —Akselrod, Potressov ve Martov gibi kayıtsız şartsız da olsa, Plehanov İle Troçki gibi yarı gönüllü de olsa— Menşevikler'in saflarına katılmaları, Lenin'i tek otorite haline getirir.

9 Ocak 1905'te Kışlık Saray önündeki kıyımla patlak veren devrim, ilkbahar ve yaz boyunca artan karışıklıkların etkisiyle gitgide hızlanır ve Ekim’de her yanı saran bir grev dalgası, Çar'ın liberal bir anayasa vadetmesi ve ilk İşçi Temsilcileri Sovyetlerinin kurulmasıyla en yüksek noktasına ulaşır. İlk kez görülen bu kurumların en erken olanları grevdeki işçi gruplarının kendiliğinden eyleminin sonucudur. Bu hareketin ilk başladığı yer bir sanayi şehri olan Ivanovo-Voznesensk’dir; birkaç hafta içinde, hemen hemen hemen bütün büyük sanayi merkezlerinde az çok örgütlenmiş Sovyetler ortaya çıkar. İlk kurutanlardan biri olan Petersburg Sovyeti, aynı zamanda diğerleriyle kıyaslanamayacak ölçüde önemli bir Sovyet'tir. Sovyet kurumunun tarihi Petersburg prototipi ile başlamış olur.

Petersburg İşçi Temsilcileri Sovyeti, 14 Ekim 1905'te kuruldu ve elli gün devam eder. İlk başkan, bu dönemde Sosyal Demokrat Parti'nin Menşevik kanadına katılan radikal hukukçu Krustalev-Nossar'dır. Hızla örgütlenen Sovyet, İzvestiya Soveta Raboçik Deputatov adlı haftalık bir gazete yayımlar (bu gazete, daha ünlü bir gazete olan, 1917’nin İzvestiya'sının atası sayılır). Bu Sovyet’te, en hızlı döneminde 250.000 işçiyi temsil eden 550 delege yer alır. Petersburg Sovyeti saflarında yer alan en önemli sosyal demokrat Troçki’dir. Troçki, kısa zamanda etkin ve çok yetenekli bir lider olduğunu gösterir ve Krustalev-Nossar Kasım 1905 sonunda tutuklanınca, Sovyet'in son günlerinde başkan olur. Troçki’nin daha sonra belirttiği gibi, Sovyet'in zayıflığı tamamen bir kent devrimi olmasından doğan bir zayıflıktır. Aralık başında hükümet kendini Sovyet'e karşı harekete geçecek kadar güçlü hisseder ve saldırır. Troçki ve diğer önderler tutuklanırlar. Petersburg Sovyeti, tamamen değilse bile büyük ölçüde sosyal demokratlardan oluşur ve parti içindeki bölünme göz önünde tutulursa ya tarafsız ya da Menşevik'tir. Rusya'nın hiçbir yerinde, 1905 Sovyetleri'nde yer alan Bolşevikler'in rolü önemli ve dikkat çekici olmaz.

Aralık 1905'te Finlandiya’da Tammerfors'da Bolşevikler'in bir konferansı ortak bir parti kongresi düzenlemek amacıyla, her iki kanadın merkez komitelerinin bir araya gelmesini kararlaştırır. Stalin'in bütün Rusya çapındaki bir parti konferansı ya da kongresinde ilk kez göründüğü ve Lenin’le tanıştığı tarihtir.

Yeni birleşik komite 1906 Ocak ve Şubatı'nda, Nisan’da Stockholm'de toplanacak kongre için gerekli hazırlıkların yapılmasını ilan edebilecek bir duruma gelir. Daha sonraki literatürde dördüncü kongre denmesine rağmen (Menşevikler 1905’tekı üçüncü kongreyi, sadece Bolşevikler katıldığı için geçersiz saydığından) bu kongre resmen "Birlik" kongresi diye adlandırılır, Nisan 1906’daki Stockholm «Birlik» kongresi, Ekim anayasasının ve ilk Duma’nın toplanmasının getirdiği iyimserlik havası içinde yapılır ve Menşevikler çoğunluğu sağlar. 1903'ten beri ilk kez kongrede görülen Troçki, "fraksiyonlar dışında" kalacağını söyler.

1907 Londra kongresinden hemen önce Bolşevikler ile Menşevikler yeniden birbirlerinden yakınmaya başlarlar. Lenin, Dan'ı ve diğer Menşevik önderleri Duma seçimlerinde Kadetler'le (Anayasacı Demokratlar, önemli Rus liberal partisi) pazarlığa girişmekle ve "işçilerin oylarını satmış olmakla" suçlar. Londra kongresinin dağılmasından on beş gün kadar sonra Petersburg’da ikinci Duma’nın feshedilmesi, sözde anayasa gereğince kurulmuş hükümete son verdi ve Stolipin'in gerici baskı dönemini açar. Şekli birlik Aralık 1908 sonunda Paris’te yapılan parti konferansıyla sürdürülür. Sonraki yıl boyunca Sotsial Demokrat adlı yeni bir parti gazetesinin bir kaç sayısı yayımlanır. Bu gazetenin yazı kurulunda Martov, Kamanev, Lenin ve Zinovyev vardır.

1906'dan 1911'e kadar zar zor sürdürülen şekli parti birliğinin ardında, zamanla derinleşen görüş ayrılıklarının ve yenilgilerin yarattığı hayal kırıklığı vardır. 1905'te zafer umutlarının boşa gitmesi, partiyi derinden yaralar. O yıl içinde olup bitenlerin ciddi bir tahlili, fraksiyonlar arasındaki görüş ayrılıklarının birbiriyle ne kadar bağdaşmaz olduğunu gösterir. Menşevikler, bir eylem programı çevresinde değil, daha çok ortak bir felsefe etrafında birleşmiş, geniş ama oldukça gevşek bir yapıya sahip bir grup olarak var olurlar. Bolşevikler daha tutarlıdırlar ve daha açıkça tanımlanmış bir politikaları vardır. Bu başlıca iki fraksiyondan herhangi birine dahil olmayanlar arasında, herhangi bir örgütlü destekten yoksun olmasına rağmen, entelektüel kavrayışı sayesinde, hem Bolşevikler’den hem de Menşevikler'den bağımsız bir tutum takınabilen en önemli kişilik Troçki'dir. Bu yıllar boyunca, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi içinde 1905'in dersleri ve Rus devriminin geleceği üstüne tartışmalar, Marksist öğretinin, Menşevikler, Bolşevikler ve Troçki tarafından önerilen üç farklı yorumu ya da uygulaması çevresinde döner.

Bu arada 1905 yılında Lenin’in Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği adlı kitabını yayınladığını belirtmek gerek. Bu kitaba göre Birinci Taktik: Proletarya, zor kullanarak otokrasinin direncini kırmak ve burjuvazinin tutarsızlığını felce uğratmak için köylü kitleyi kendisine bağlayarak demokratik devrimi başarıya ulaştırmalıdır.  Proletarya, burjuvazinin direncini zor kullanarak kırmak ve hem köylülüğün hem de küçük burjuvazinin tutarsızlığını felce uğratmak için halk arasındaki yarı-proleter kitleyi kendisine bağlayarak sosyalist devrimi gerçekleştirmelidir. İkinci Taktik: Devrim ateşi Avrupa’ya sıçratılmalı Avrupa proleteryasının desteği alınmalıdır.

1917’de Lenin’in devrim kararının destekçilerinden olan Troçki Şubat 1905'te Rusya'ya aktif bir devrimci olarak döner. Troçki, 1906 başında tutuklanır, Hapishanede Sonuçlar ve Olasılıklar'ı yazar. Troçki’ye göre kapitalist sanayinin, dış güçlerin baskısı altında ve devlet himayesinde gelişmiş olması Rusya'nın sosyal yapısının özgünlüğünü oluşturur. Bunun içindir ki, Rusya’da girişimci, bağımsız bir burjuva sınıfı olmaksızın proletarya ortaya çıkmıştı. Bu nedenle, "ekonomik bakımdan geri bir ülkede proletarya, ileri kapitalist ülkeler proletaryasına oranla, daha önce iktidara gelebilirdi" ve "Rusya’da, 'işçi', ’patron'dan önce iktidarı ele geçirebilirdi". Troçki’nin bunu mümkün görmesi, sadece teorik bakımdan değil aynı zamanda 1905 tecrübesi ona bunun fiilen gerçekleşeceği inancını vermesine dayanır.

Lenin Ocak 1912’de Prag’ta bir konferans toplar. Lenin bu konferansta menşevikleri tamamen parti dışında bırakmaya çalışır. Konferans, bir parti kongresiymişçesine, Lenin,  Zinovyev ve Orconikidze'nin (sonradan Stalin’in yakın dostu olur) bulunduğu altı kişilik bir merkez komitesi ve Bubnov ile Kalinin'in dahil olduğu beş yedek üye seçer. Bolşevikler bütün "tasfiyecileri", Menşevikler'i ve diğerlerini dışarıda bırakarak Rusya Sosyal Demokrat İşci Partisi'ni tek başlarına kurmaya kararlı olduklarını açıkça gösterir. Böylelikle 1905'teki üçüncü kongredeki girişim tekrarlanır. Bu kez, atılan adımdan geri dönmek mümkün değildir. Bundan böyle, Bolşevikler artık parti içinde bir fraksiyon değil, partinin bizzat kendisi olur.

Konferansta parti tüzüğünde yapılan bir değişiklik, merkez komitesine ek üyeler atama imkanı sağlar. Bu düzenleme altında konferanstan az sonra merkez komitesine Stalin de girer. Aslında bu dönem gerçekten de kritik bir dönemdir. Çünkü 4 Nisan 1912’de, askeri birlikler Lena altın madenlerindeki grevci işçilere ateş açarlar; 500’den fazla ölü ya da yaralı vardır. Ocak 1905’len beri en dehşet verici katliam olan bu olay sanayi kesiminde yeni bir kaynaşma ve huzursuzluk döneminin başlangıcı olur. Partinin yeni faaliyetinin belirtilerinden biri, Petersburg’da yeni bir Bolşevik gazetenin, Pravda'nın çıkarılmasıdır; ilk sayısı 22 Nisan 1912'de yayımlanır. Bir başka belirti de, eylem alanına daha yakın olmak amacıyla, Lenin'in Paris’ten ayrılıp Avusturya Polonyası’ndaki Krakov’a yerleşmesidir. Sonraki iki yıl boyunca Rusya'da sürekli artan gerilim, sadece Rusya içinde devrimci faaliyet imkânlarım ve ihtimalini arttırmakla kalmaz, aynı zamanda Bolşevikler ile Menşevikler arasındaki bozuşmayı da arttırır. Lenin'in Prag'da takındığı otoriter tutum, partinin diğer gruplarını öfkelendirdi. Fakat hiçbir şey onun bağımsız bir yol izlemekteki kararlılığını sarsmaz. Troçki, farklı eğilimleri temsil eden bütün Rus sosyal demokratları, birliği sağlamak amacıyla Ağustos 1912’de Viyana'da toplantıya çağırır. Fakat bu toplantı Bolşevikler'in suçlamalarına ve alaylarına hedef olur. ’’Ağustos Bloğu" Bolşevikler'e karşı, Menşevikler, Troçkistler ve daha önemsiz diğer gruplardan oluşan geçici bir koalisyon haline gelir. Bu da Lenin ile Troçki arasındaki ilişkileri büsbütün bozmaktan başka bir sonuç vermez. Her ikisi de Ağustos konferansını takip eden 18 ay boyunca birbirleri hakkında ağır ve suçlayıcı ifadeler sarf ederler.

1914 Birinci Dünya Savaşı’nın devrim tohumlarının yeşermesine zemin hazırlayacağı beklenir, oysa savaşın ilk etkisi, devrimcilerin görevini son derece zorlaştırmak ve sahip oldukları gelişmemiş bir kaç örgütü dağıtmak olur. Petersburg'da, Duma’daki Bolşevik ve Menşevik milletvekilleri savaş kredilerinin kabul edilmesine karşı koymak amacıyla tüm Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi adına yayımladıkları ortak bir bildiride geçici olarak bir araya gelirler. Hükümetin ilk icraatı, Pravda dahil hükümet aleyhtarı gazeteleri kapatmak olur. Batı Avrupa'da bile, propaganda özgürlüğü sadece bir avuç tarafsız ülkeyle sınırlıdır. Avusturya'da tutuklanan ve hapse atılmakla tehdit edilen Lenin, İsviçre'ye sığınır ve Zinovyev'le buluşarak Bern’e yerleşir; bu da Bern'in kısa zamanda Bolşevizm’in yönetim merkezi olarak tanınmasına yol açar.

Batı Avrupa sosyalistleri İle sosyal demokratlarının Ağustos 1914’te tek bir vücut gibi, kendi milli hükümetlerini desteklemeleri ihanetlerin en katmerlisi olur. Fakat bu durum Lenin'in inancını sarsmaz. 1915 Şubatında Bern’de, aralarında Buharin, Krilenko, Piyatakov, Lenin ve Zinovyev’in de bulunduğu ve sayıca daha çok Bolşeviğin katıldığı bir konferans "işçi sınıfı ve Rusya'daki bütün halk kitleleri açısından, çarlık monarşisinin ve ordularının yenilgisi ehveni şer olacaktır" doğrultusunda bir dizi karar yayımlar.

Fakat bunlar tecrit bir grup olarak kalırlar. Plehanov milli savunmanın reform için gerekli bir başlangıç olduğunu savunur. Böylece II. Entenasyonal’e bağlı sosyal demokrat ya da işçi partilerinin Lenin tarafından "sosyal şovenlikle” suçlanan tutumlarından farklı olmayan bir tutum takınır; Menşevik görüş, Plehanov’un bu "Sağ" tutumuyla, enternasyonalist olduğunu ilân eden ve "emperyalist savaş"ın kınanması konusunda Lenin'e katılan Martov’un ’’Sol’’ tulumu arasında yalpalıyordu. Bununla beraber, Bolşevizm’le bu Sol Menşevizm arasında temel bir fark vardı. Lenin, savaşın Avrupa ülkelerinin tümünde, Rusya'nın burjuva devriminden doğrudan doğruya sosyalist devrime geçmesini sağlayacak bir sosyalist devrimle sonuçlanmasını bekler. Martov ise, savaşın milletlerin kendi kaderini tayin hakkı temelinde, toprak ilhakı ve savaş ödeneği talep etmeyecek bir burjuva demokratik barışla sonuçlanmasını ümit eder. Aslında Rusya'da yaklaşan devrimin burjuva niteliği hakkındaki inceliksiz dogmayı kabul eden hiçbir Menşevik'ten daha ileri bir tutum beklenemez.

Savaş sürerken önemli Bolşeviklerin (Sverdlov, Stalin ve Orconikidze) çoğu Sibirya’da sürgündedir. Bu da Rusya'daki Bolşevik merkez örgütünün fiilen parçalanmasına neden olur. Merkez komitesinin "Rusya bürosu" denen kolu faaliyetini on sekiz ay durdurur. 1916 baharı ya da yazı boyunca bu büro Şliyapnikov adlı parti çalışanı tarafından tekrar faaliyete geçirilir; savaş başlangıcında Paris'te yaşayan Şliyapnikov, 1915 Bern konferansına katılır ve daha sonra parti yayınlarının Rusya'ya gizlice sokulmasını sağlamak için Lenin onu İskandinavya'ya gönderir. Oradan Petrograd'a dönen Şliyapnikov, o tarihe kadar pek göze çarpmadıkları için baskı ve takip altında olmayan partili iki gençle, Zalutski ve Molotov'la (Molotov, asıl adı Skiriabin olan Kazanlı genç bir aydındır ve parti faaliyetine 1912'de Pravda yazı kurulunda başlar) işbirliği yaparak yeni bir "Rusya bürosu" kurar. Fakat yapılacak pek az şey vardır. Birkaç büyük merkezin yerel komiteleri gizli propaganda faaliyetine devam eder. Bununla beraber, İsviçre'deki merkez komitesi ile bağlantılar kesintili ve ilkeldir, özellikle bütün savaş boyunca Lenin tarafından düzensiz aralıklarla yayımlanan parti gazetesi Sotsial Demokrat ancak zaman zaman Rusya'ya ulaşabilir. Savaş başında Pravda kapatıldığından, partinin Rusya’da hiçbir yayın organı kalmaz.

Bu arada, Lenin İsviçre'de yazmaya devam eder, olup bitenleri gözler ve bekler. 1916’nın başlangıcında Bern'den Zürih'e geçer; orada savaş yıllarında yazılmış başlıca eseri Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması için gereken malzemeyi kolayca bulur. Savaş konusunda itilaf devletleri tarafından ön plana çıkarılan ve partinin görüş birliğine varamadığı sorun üstüne, milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkı konusunda, sosyalistlerin tutumuna ilişkin birçok yazı yazar. 1916 Nisan'ında Zimmerwald grubunun Kienthal'de yapılan ikinci konferansına katılır. Konferansın seyri savaş aleyhtarı sosyalistlerin tutumunda sola hafif bir kayma olduğunu gösterir gibidir. Fakat gerçekte hiçbir görüş ve hedef birliği sağlanamaz. Lenin'in kendi inançlarının doğruluğuna güveni hiç azalmaz. Fakat yaşadığı hayatın çok monoton oluşu ve eylemde bulunmanın imkânsızlığı iyimserliğini biraz sarsar. 1911 sonbaharı boyunca gericiliğin en karanlık anı olarak görünen noktada, Lenin, "sözde barışçı burjuva parlamentarizmi yönetiminin sona ermekte olduğunun ve yerini burjuva düzenini yıkıp, komünist düzeni kuracak olan, Marksist görüş İçinde örgütlenmiş, eğitilmiş bir proletarya için devrimci mücadeleler dönemine bıraktığının" artan belirtilerini görür. Ocak 1917’de, İsviçreli dinleyiciler önünde yaptığı bir konuşmada "biz yaşlıların (o sırada 46 yaşındaydı) İlerleyen devrimin kesin savaşlarını görecek kadar yaşayabileceklerinden emin değilim" der (Aradan altı hafta kadar geçtikten sonra Rusya’da devrim patlak verir). Kaygıyla ve yorucu görüşmelerle geçen bir aylık bekleyişten sonra Alman makamlarının razı olması üzerine dışarıyla her türlü irtibatı kesilmiş bir vagonda Lenin, aralarında Zinovyev, Radek, Sokolnikov ve Safarov’un da bulunduğu yirmi kadar Bolşevikle birlikte Almanya ve İsveç'i geçerek 3 Nisan 1917'de Petrograd’a ulaşır.

Yarın devam edecek...