Leningrad'da bir Kürt: Qanate Kurdo

Leningrad'da bir Kürt: Qanate Kurdo

Önder Demiraslan
25/11/2015 Çarşamba

Kürt aydınlanma tarihinin önemli dönüm noktalarından birisi olarak görmemiz gereken; hatta ‘‘Kürtlerin Rönesansı’’ olarak değerlendirmemiz gereken dönem şüphesiz ki SSCB’li yıllardır.

Genel olarak Ermenistan Sovyet’inde yaşayan Kürtler zaman içerisinde Sovyet Rusya’nın önemli kademelerine ilerlemişlerdir. Sovyet yönetiminin sosyalist politikalarının bir sonucu olarak Kürdistan’daki gibi baskı ve zulüm görmemiş olan Sovyet Kürtleri, bu avantaj ile birlikte Kürt halkının akademik ve entelektüel alanda büyük kazanımlar sağlamalarına öncülük etmişlerdir. Tarih, Edebiyat ve Dil bilim başta olmak üzere birçok alanda çalışma yürüten Sovyet Kürt aydınları, gerek Kürdistan’daki gerekse de Kürdistan dışındaki Kürtlere yol göstermişlerdir.

Bu aydınlar arasında Ordixanê Celîl, Celîlê Celîl, Heciyê Cîndî ve Ereb Şemo gibi isimler de vardır.

Bu dönemde yetişmiş olan bir diğer Sovyet Kürdoloğu Qanatê Kurdo’dur.

Kurdo, ilk ve orta öğretimini Kürtlerin de yoğun olarak yaşamış olduğu Tiflis kentinde tamamlamıştır. Ardından da üniversite eğitimini tamamlaması için Ermenistan Komünist Partisi tarafından Leningrad’a gönderilmiştir. İşçi Üniversitesinden mezun olan Kurdo Leningrad Tarih, Felsefe, Edebiyat ve Dil bilim Enstitüsüne kabul edilmiştir. 1936-39 yılları arasında Leningrad Devlet Üniversitesi Dil Bilim Fakültesinde doktorasını tamamlayan Kurdo, iki yıl sonra sosyal bilimler akademisi Etnografya enstitüsünde akademisyen olarak çalışmıştır.

Dil bilim ve etnoloji alanında çalışmalar yürüten Kurdo, kendisinden sonra gelecek olan araştırmacılara bu alanlarla ilgili en kritik referanslardan birisi olmuştur. Qanatê Kurdo masal derlemelerinden Kürt tarihine, Kürtçe sözlüklerden Kürt dili gramerine kadar geniş bir yelpazede eserler bırakmıştır.

Qanate Kurdo’nun edebiyat alanında yapmış olduğu ‘‘Tarixa Edebiyata Kurdi (Kürt Edebitat Tarihi)’’ çalışması Kurdo’nun en çok bilinen çalışmalarının başında gelmektedir. Eli Heriri (1009)’den bu yana Kürt edebiyatı açısından önemli bir yere sahip olan Kürt şairleri hakkında araştırmalar yapan Qanate Kurdo, bu alanda bize önemli bir külliyat bırakmıştır.

1000’li yıllardan 1900’lü yılların ortalarına kadarki süreyi kapsayan bir dönemin dökümünü yapmış olan Kurdo, Kürt Edebiyat Tarihi çalışmasında şairlerin hayatına kısaca değinmiştir. Bu çalışmanın en yoğun kısmı şairlerin şiirleridir. Kurdo, Kürt Edebiyat tarihi çalışmasında Eli Heriri’den Ahmedê Xanî’ye, Faqiyê Teyran’dan Cegerxwîn’e otuz dört tane şair işlemiştir.

Tarîxa Edebîyata Kudî çalışması temel olarak iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Kurdo’nun yazımı ile "Şêrbêj û Helbestbêjên Kurmanc" (Kırmanç şairler); ikinci bölüm ise yine yazarın yazımı ile "Şêrbêj û Helbestbêjên Sorani" (Sorani Şairler) olarak iki bölümdür.

Birinci bölümde işlenmiş olan Kürt şairleri sırasıyla: Elî Herîrî, Ehmed Mêle Batê, FeqêTeyran, Meleyê Cizîrî, Selîm Sulêman, Ahmedê Xanî, Xaris Bîtiîsî, Pertew Begê Hekarî, Şêh Xalid, Seyahpûş, Cıgérxwîn, Osman Sebrî ve Qadrîcan olarak işlenmiştir.

İkinci bölüm şairleri ise sırasıyla: Nalî, Kurdî, Hacî Qadir Koyî, Şêx Riza Telebanî, Edeb Ebdila Misbah, Mêla Mihemed Koyî, Wefayî, Xerîq, Bêhûd, Zîver, Sebrî, Selam, Qane Muzher, Ahmed Muxtar Beg, Pîremêr, Ebdula Goran, Dildar, Bêkes, Remzî Mêla Marif ve Hejar olarak işlenmiştir.

Sovyetler Birliği yönetiminin sosyalist politikalarının Kürtlere sağladığı faydayı göz ardı etmek ne mümkündür.

Bunun yansımasını Qanete Kurdo’nun Kürt Edebiyat Tarihi Kitabı'na yazmış olduğu önsözden dinlemekteyiz:

Hukmetên stemkar yên cîranên kurd her çar alîya dora kurdan girtine, Kurdistan kirine girtîxanê, kurd qeyd û cîdar kirine, bi sala û zemanan xwestine û dixwezin kurdan li nav xweda bifetisînin, bihelînin, ruh û canê kurdewerîyê ji dil û hinavê wan derînin, wan bê hiş û bê sewda bikin,wusan bikin, ku ew zmanê dayka xwe şîrin, zimanê xwe zikmakî biterkînin, ji bîr bikin, tarîxa xwe, tarîxa medenyet û şaristanîya xwe nizan bin…

(Kürtlerin komşusu olan acımasız hükümetler Kürtlerin dört bir yanını kuşatmışlar ve Kürdistan’ı hapse çevirmişlerdir. Bir zamanlar istemişleri gibi hala istemektedirler ki Kürtler boğulsun, erisin ve Kurdewarînin ruhu ve canı Kürtlerce unutulsun, onlar akılsız, sevdasız yorgun bırakılsın; şeker kadar tatlı olan ana dilleri unutulsun ve terk edilsin; Tarihlerini, medeniyetlerini ve uygarlıkları bilinmesin...)

Qanate Kurdo - 25/VI/1982 Leningrad 

Qanatê Kurdo’nun söylediklerini bizler de kendi cephemizden, yani Qanatê Kurdo’ya bu satırları yazdırmış olan SSCB’nin iradesi olan cepheden haykıralım:

Kurdewarî’nin canı da ruhu da Kürdistan’dan ve Kürtlerden ayrılmayacaktır ve kendisini unutturmayacaktır.

Kürt Edebiyat Tarihi Kitabı'nın son şairi olan Hejar’ın şiirindeki bir bölüm de Kurdewarî’nin sözü olsun:

SONDA ME

Sonda me bi Akyabira Sor be,

Bi pelewanê eskerê Sor be,

Bi parezgerên Stalingrad be,

Bi canfidanén Sovêtê azad be,

Em ra nawestin qet carekê,

Yan heq bistînin, yan bimirin wê deqê.

Bombe miqrob, hidrojên û atom,

Emê hildin, bavêjin nav gom,

Bikin asti, û hev dostî,

Milet bijîn serbestî,

Hemû dinya xebatkar

Bibin hevkar û bextewar.

***

Yeminimiz kızıl Akyabir’e olsun,

Yeminimiz pehlivan kızıl askerlere olsun,

Yeminimiz Stalingrad’ı savunanlara olsun,

Yeminimiz özgür Sovyetler için canını feda edenlere olsun,

Bizler durmayacağız bir daha,

Ya hakkımızı alacağız, ya da öleceğiz bu dakika,

Mikrop bomba, hidrojen ve atom,

Bunları alıp görünmezlere atacağız,

Barışı ve dostluğu inşa edip,

İnsanları özgürce yaşatacağız.

Bütün dünyanın işçileri,

Birleşip mutluluğa erişin.

Katkı ve Önerileriniz İçin: [email protected]