Söyleşi: Çocuklar İçin Kürtçe Masallar

Söyleşi: Çocuklar İçin Kürtçe Masallar

Kurdewarî
28/05/2016 Cumartesi

Geçtiğimiz günlerde Yazılama Yayınevinden çıkan ve birçok Kürt ilinin ve köyünün gezilerek derlendiği Ji Bo Zarokan Çirokên Kurdî (Çocuklar İçin Kürtçe Masallar) çocuk kitabını hazırlayan dostlarımızla bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kurdewarî: Öncelikle emeğinize sağlık böyle bir çalışma için. Nerden çıktı çocuk masalları fikri, nasıl bugüne gelindi? Bizlere biraz kitabın hazırlanma sürecinden söz eder misiniz?

Sidar Tekdemir: Sanırım hepimizin aklından geçen bir fikirdi. Çocuklara Kürtçe masallar hazırlamak ve ulaştırmak. Hepimiz, Kürtçeye dair çalışmalar yaparken bir kelimenin doğrusunu ya da eksiğini düşünürken önce aklımıza büyüklerin anlattığı masallar ve hikâyeler geliyordu doğrusunu teyit etmek için. Hepimizin uzun kış gecelerinde dinlediği masallara bir borcuydu belki de bu çalışma. Bir de sanırım Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’ndeki Kürtçe Atölyesi sürecine değinmek gerekiyor. O süreçte hep birlikte Kürtçeyi öğrenmek ve öğretmek için masalların ve hikâyelerin önemli araçlar olduğunu düşünüyorduk. Hatta bu masalları çocuklara hazırlayan bu ekip bu atölyede ilk kez bir araya geldi. 

Kurdewarî: Hazırlık sürecinin en ilginç hikâyeleri sende diye düşünüyoruz Önder. Neler geldi başına? Neler biriktirdin bu süreçte?

Önder Demiraslan: Aslında evet, epey şey biriktirdik bu süreçte hep birlikte. Bu masal kitabı ilk aklımıza geldiği günden bu yana 2 yıldan fazla zaman geçti Bu süre zarfında pek çok köy gezdim ve masallar derledim. Mesela hiç okuma yazma bilmeyen yaşlılardan Sindirella gibi hikâyelerin yöresel biçimlerini dinledim. Kaydettim. Arşive aldık. Sorduğumda hiç biri Sindirella diye bir isim ya da masal duymamıştı. Ama anlattıkları hikâyelerdeki karakterler isim değiştiriyordu, Sindirella Fatfatilo oluyordu ama anlatı aynıydı. Şu an elimizde 130 civarında masal ve ses kaydı var. Bunları derleyip üzerine çalışıyoruz. Hatta ben şu sıralar Kürt öyküleri, anlatıları üzerine bir çalışma yürütüyorum. Üzerine çalışıyoruz hep birlikte. Hiç gitmediğim köylerde hiç bilmediğim insanların evlerinde kaldım. Çoğu zaman polis sandılar ve kötü davrandıkları da oldu mesela. Seni devlet mi gönderdi gönderdiyse söyle masal anlatmayacağım diyen yaşlı amcaları unutmayacağım hiçbir zaman. Ama Kürtçe bilmek ve konuşmak her şeyi yoluna sokuyordu. Nasıl biz çocukken Kürtçe dinlediğimiz masallara teslim oluyorsak büyükler de Kürtçe anlatabildikleri her ortamda bizlere sofralarını ve masallarını açtılar. Bazen çok yoksul insanların ekmeğini bölüşerek dinledik ve kaydettik hikâyeleri. Her derleme süreci aslında benim için bir hikâyeydi. Kaydettiklerimiz de çok önemli. Hatta bunu Özkan ile yapsak ne güzel olur diye düşünmüştük öncesinde. Yani köylere gidip masalları yer zaman tasnifi ve arşivi ile kaydetmek iyi olur diye düşündük. Sonra ben herkesten habersiz biraz da sürpriz yaparak bir hafta on gün kadar uzun bir yolculuğa çıktım.

Özkan Öztaş: Önder hepimizi şaşırttı. Ya da belki de en çok beni şaşırttığı için herkes şaşırmıştır diye düşündüm. Beni şaşırttı çünkü herkes benden habersiz iş çeviriyormuş dedim o an.  Önder bir gün köye gideceğini söylemişti bana. Aradan bir zaman geçti ve gelip on’a yakın ili elliye yakın köyü gezerek masalları derlediğini ve bu masalların önemlice bir kısmının daha önce hiç yazılı hale getirilmediğinden söz etti. Zaten aklımızda böyle bir plan vardı ve işin zor kısmını Sidar ve Önder tamamlamıştı. Geriye kitap haline getirmek için çizim ve düzeltmeler kalıyordu. 

Kurdewarî: Çalışmanın kendisi daha eskiye dayanıyor anlaşılan?

Önder Demiraslan: Evet, aslında 2013’ün ilk zamanlarına gidebiliriz bunun için. 3 yıl önce gidip masalları derlemek, öyküleri toplamak gibi bir plan biraz hayal gibi duruyordu ama bir kere başlayınca gerisi gelir diye düşündük. 

Sidar Tekdemir: Çalışmaya başlarken aileme ve büyüklerime söz etmiştim böyle bir çalışmadan ve çok gururlanmışlardı. Hatta çevremdeki pek çok kişi böylesi bir şeyden duyduğu heyecanı bizimle paylaştı. Büyükannem de çok sevinmişti. Onun anlattığı masalları şimdi bir sürü çocuğa ulaştıracaktık. Kendisi vefat etti. Onun bu çalışmayı görmesini çok isterdim. Ama biraz gecikse de içimize sinen bir çalışma oldu.

Özkan Öztaş: Sidar’ın sabrı ve inadı için gerçekten teşekkür etmek gerekir. Araya pek çok şey girdi bu çalışama hazırlanırken. Tamamında bizi daha fazla teşvik eden Sidar’dı. 

Kurdewarî: Kitaba gelecek olursak, neler var kitapta? Hangi masalları okuyacak okuyucular? Bir de masalların ses kayıtlarını da eklediniz kitaba değil mi?

Sidar Tekdemir: Evet, bu masalları aynı zamanda seslendirdik. Dört masal var kitapta. İkisi geleneksel Kürt öykülerinden derlendi. Alan araştırmaları ve derlemeler bunu besledi. Önder’in çalışması buraya oturuyordu. Bir de evrensel masallar var. Masalları ben seslendirdim. 

Kurdewarî: Buna dair geçmiş deneyimleriniz var mıydı?

Sidar Tekdemir: Türkiye böylesi şeyleri deneyimlemek için uygun koşullara sahip değil. Ancak küçüklüğümden bu yanda Kürtçe metinler seslendirdim. Bu konuda yetkili ve deneyimli pek çok kişinin de desteği ve katkısı ile hem Kürtçe metinler seslendirmeyi deneyimlediğim ve sevdiğim bir süreç gelişti. Mezopotamya Kültür Merkezi’nde vakti ile Kürtçe tiyatro, müzik, Kürt diline dair eğitimler almıştım. Bunların katkısı oldu şüphesiz.

Kurdewarî: Hangi masallar hazırlandı bu kitap için?

Sidar Tekdemir: İki tanesi yöresel olan Nine ve Kuş ve Neşeli ile Mutlu diye Türkçeleştirebileceğimiz anlatılar. Bir de Sindirella ve Kırmızı Başlıklı Kız’ı Kürtçeye çevirdik.

Kurdewarî: Hikâyelerin tamamının Kürtçe olması okunurluğunu etkilemiyor mu? Neden Türkçe-Kürtçe hazırlanmadı bu çalışma.

Önder Demiraslan: Evet bu çalışmanın okunurluğu, kitabın tamamının Kürtçe olmasından dolayı görece az olacaktır. Ama bunun nedeni Kürtçe olduğundan değil, böylesi çalışmaların üretiminin az olmasıyla alakalı. Yıllardır, Kürtçe üzerindeki baskılar ve yasaklamalardır. O halde inatla ve sabırla sadece Kürtçe üretmenin kendisinde de bir anlam ve kıymet olacaktır. Ayrıca son 10 yılda Kürtçe üretim ve Kürt dilinde yapılan çalışmalarda ciddi bir artış var. Artık Kürtçe okuyan bir okuyucu kitlesi var. Pek çok internet üretimi de Kürtçe. Aynı zamanda Diyarbakır ve Van gibi örneklerde görüldüğü üzere pek çok kitap fuarında Kürtçe yayımlanan kitaplar alınan, okunan tartışılan yorumlanan ürünler arasında yer alıyor. Masal çalışması bu açıdan Kürtçe üretilen ve devamı gelecek olan bir çalışma.

Kurdewarî: Bu masalların devamı var anlaşılan?

Önder Demiraslan: Evet, toplamda 3 kitaptan oluşan bir çalışmaydı bu. İlki yayınlanmış oldu. Diğer masallar ve çizimler de hazır. Gerisi biraz da okuyucuya kalıyor. Desteklerini esirgemesinler bu çalışmadan. Kitabın gelirleri böylesi çalışmalar için kullanılacak. Yani çocuklar için Kürtçe masalları çocuklara ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız.

Kurdewarî: Teşekkürler bu sohbet için

Sidar Tekdemir: Biz teşekkür ederiz. Ve bir teşekkürü de masal kitabının çizimlerini yapan henüz lise öğrencisi olan Şevin Akdeniz'e iletmek gerek.

Özkan Öztaş: Teşekkürle devam edelim. Bu çalışmalarda ses kayıtları için bize yardımcı olan Hakan Bulut’a ve Kürtçe tashihte yardımını esirgemeyen ve bu tür çalışmalarda hep yanımızda olan dostum Kamuran Demir’e teşekkür etmeli.

Önder Demiraslan: Bu çalışmayı herhangi bir maddi çıkar gözetmeksizin okuyucuya ulaştıran Yazılama Yayınevini unutmamak gerek. Bir de o yolculuklar için maddi manevi destek olan, yani bu çalışmaya inanan herkese teşekkürler. 


Katkı ve Önerileriniz İçin: [email protected]