Ze Tije ile Kürt Müziği üzerine

Ze Tije ile Kürt Müziği üzerine

Eren Demir-Cansu Keklik
16/11/2015 Pazartesi

Kurdewari olarak Kürt müziğinin kıymetli eyleyenlerinden Ze Tije ile bir araya geldik. Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Mekerzinde gerçekleştirdiğimiz buluşmada gruba, Kürt müziğine ve geleceğine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Ze Tije nasıl ve kimler tarafından kuruldu? Neden "Ze Tije"?
Adnan: 2007 yılında bir araya geldik. İlk başlarda kendi aramızda küçük çalışmalar yapıyorduk.  Daha sonra katlana katlana buralara kadar geldik. Bir albümle karşınıza çıkmış bulunuyoruz. Haneke şöyle der: ''Çocukla yetişkin oynaması arasında ki fark şudur: ben bir yetişkini oynatırken aslan gibi oynar ama bir çocuğu oynattığımda aslanın kendisi olur''. Bizim farkımız da burada Güneşin kendisi olma gibi bir iddiamız yok ancak gibisi olabiliriz.

Ali: Aynı muhitte oturuyoruz. Müzik yapma ihtiyacı duyduk ve bir araya geldik. Grubun adı Ze Tije (Güneş Gibi) sebebi her şey zaten ''gibi'' yani her şeyin tamamı olamazsın. Güneşe Dönmek gibi bir söylemi çok fazla duydum. Aydınlık metaforunda birçok felsefede vardır. Mesela Alevilikte Güneş Duası vardır. Ezidilikte de aynı durum söz konusudur. Batıda bir ışık metaforu vardır. Güneşin kendisi olamayız. Ancak Güneş Gibi olabiliriz. Dinleyene bakana bir ışık olabiliriz diye düşündük.

"Ev Müsait" konserleri nasıl ortaya çıktı? Nelerle karşılaştınız?
Adnan:
 Türkiye'de konser alanları yaratmak çok zor… Bu zorluklar seni alternatif düşünceler üretmeye zorluyor. Konser mekânlarıyla konuştuğunuzda sizden makul olmayan şeyler istiyorlar. Bu yüzden sizde kendi koşullarınızı ve kendi yapmak istedikleriniz icra edecek alanlar yaratıyorsunuz. Bunun üzerine ''Ev konserleri'' diye bir konsept yaptık. Bu şekilde uzaklığı en aza indirmiş olup kendi istediğimizi yapıp müziğimizi daha iyi şekilde anlattığımızı düşünüyoruz.

Ali: Sürekli kendini anlatmaya çalışmak sıkıntılı durum ve Türkiye de bu durum daha sıkıntılı. Sürekli biraz daha bizi eğlendirsenize şu olsun ve ya bu da olsun gibi söylemlerle bizi yapmak istediğimizden uzaklaştırıyorlar. Bu yüzden seni sen gibi kabul eden ve sıkılmadan dinleyen insanlarla olmak daha güzel oluyor bence. Yeni insanlarla tanışıp daha çok konser gibi değil de müzikli muhabbet olarak görüyoruz. Hem kendi repertuvarımızı icra edip hem de kendi şarkılarını söylemek isteyenler olursa şarkılarını söylüyorlar. 

''Yanlışımız Var'' albümünün çıkış noktası nedir? Neden yanlışınız var?
Adnan: Albüm sadece dijital mağazalarda bulunuyor. Albümün genel olarak bir hikâyesi var. Bireysellik üzerinden yola çıktık. Kendi kabahatimizi, yanlışlarımızı, nelere alıştırıldığımızı ve neleri kabullendiğimizi bunları biz mi kabul ettik yoksa bize zorla mı kabul ettirildi diye yola çıkarak kendimizi görelim dedik. Kendimize yönelik bir özeleştiri, varoluş özeleştirisi üzerine besteler yaptık. Yanlışımız Var albümünde bizim direkt gösterdiğimiz bir şey yok. Böyle bir iddiadan uzak durmaya çalışıyoruz. Yanlışımız Var’dan bir diğer kasıtta bizi yaratan bir toplum var gelenekleriyle görenekleriyle kültürüyle. Bizlerin ortaya koyduğumuz şey aslında başkalarının bizde bıraktığı etkilerdir. Aslında bir yanlışımız varsa hepimizin mi yanlışı var yoksa bir tek birimizin mi yanlışı var; kim ne çıkarırsa.

Ali: Albümü ilk başta sadece kendimiz için çıkarmayı düşündük. İlk başta kafamızda bulunan fikir albümü ücretsiz bir şekilde internet sitemizden yayımlamaktı. Ama daha sonra da bu durumun telif hakları yüzünden dezavantaj yaratacağından dolayı bu şekilde yayımlamaya karar verdik. Yanlışımız var çünkü yabancılaşıyorsun kendine neyin gerçekten ne olduğunu bilmiyorsun herkes bir başkası çünkü. O yüzden bir şeyleri tutup budur demek biraz iddialı geliyor. Yanlışımız var bu anlamda bizi özetleyen bir önerme. Bir şeylere yaklaşırken doğrulardan daha çok yanlışları görmek. Derdimizi yanlışlarımızı üzerinden anlatırsak daha anlaşılır oluruz diye düşündük. İki bölümlü bir albüm yaptık. İlk bölüm duygular ikinci bölüm ise yabancılaşma üzerine. 

Paşa: Hepimizin kafasında keskin düşünceler var biz aslında bunu sorgulamak istiyoruz. Bu düşünceler ne derece doğru ve ya ne derece yanlış. Bunlar ne kadar bize ait ne kadarı bizi anlatıyor. Aslında burada bir yanlışımız var.  Bu düşünceler aslında ne kadar varlar. Bir yanlışlıkta burada var. İnsanların yanlışlarını kabul etmesi de gerçekten çok zor bir şeydir.

Kürt müziğinde farklı bir noktadasınız bu durum hakkında neler düşünüyorsunuz? Gelen yorumlar hangi yönde?
Ali:
Biz aslında geleneksel Kürt müziği yapmıyoruz. Sadece faydalanmışız, bir dengbej geleneğini sürdürmüyoruz. O yüzden müzik yapma süren de kısalıyor. Ölüm üzerine beş dakikalık bir eserimiz var insanlar bu mu kısa diye soruyor. Ama ölüm zaten koskoca bir hayatın sonlanması değil mi? Bu kadar uzun bir şeyi beş dakikada anlatmak uzun değil bence çok kısa.

Paşa: İnsanlar artık her şeyi çok hızlı yaşamak istiyor. Yaptığın sanatı üç dakika içinde anlat sonra da bitir bu işi diyorlar. Bu durumda bizim gerçekten anlatmak istediğimizi anlatmakta zorluğa itiyor.

Adnan: Albüm üzerinden bu soruya cevap verelim. Albümde birinci bölüm geleneksel Kürt müziği üzerine eserler var. Bu bölüme dinleyenler var. İkinci bölümü çok fazla dinleyemiyorlar. Ama ikinci bölümün daha dönüştürücü olduğunu daha çarpıcı olduğunu söyleyenlerde var. Aslında biz biraz da geleneksel müzikle yabancılaşma tarzımızı çarpıştırdık. Ve çalışmalarımıza bu yönde devam edelim diyoruz. 

Konserlerimiz iptal etmek zorunda kalıyoruz, dediniz. Bu durum hakkında neler düşünüyorsunuz? Neden iptal ediyorsunuz?
Adnan: Şartlar bir yerde kapanıyor. Artık bazen gerçekten durmalı mıyız? Yoksa bir şeyler mi yapmalıyız? Sanat yaptığını iddia eden birileri varsa sanatın gücünü inkâr etmemeli. Sanatın gücü insana yaşama sevinci vermeli. Ama bizim ülkemizde yaşananlar yüzünden giderek ölüme alıştırılmaya mı çalışıyoruz? Türkiye de sanatın gücü bir yerde insanları yaşama arzusuna geri getirilmeli. O yüzden son beş aydır Türkiye'de sanat adına bir şey yapılmıyor. Durmadan öldürüyorlar. Durmadan iptal etmek zorunda kalıyorsun. İnsanlar ölüme alıştırılmamalı, umutsuzluğa kapılmamalı. İnsanların tutunacak bir dalları olmalı bence bunu da sanatla yapabiliriz.

Paşa: Bizim müzik tarzımız eğlenceye yönelik bir müzik değil. İnsanları ölüme alıştırılması sıkıntılı bir durum… Ben kendimi en iyi müzikle ifade edebiliyorum. Kendimi ifade etme tarzım elimden alınıyor.

Ali: Biz hayatımızı müzikle idame ettirmeye çalışıp beceremeyen insanlarız. Ama bu ortamda konser yapmalıyım demek çokta mantıklı değil. Bence tam bu nokta da sanatımıza sarılmalıyız. Suruç'tan bu yana konser yapamıyoruz. Ama sahiden konser yapmamaya razıyız. Bir hayat karşısında bizim sanatımızın hiç bir önemi yok. Ama Suruç'tan bu yana konserler iptal oldu insanlar ümitlendi insanlar ümitsizlendi insanlar nefret etti. Kafamız bayağı doldu. Sonra seçimler oldu biz bazı şeyleri kaybettik. Ama sonra ne oldu biz ne kazandık? Hiç bir şey kazanmadık. Kendimizi eleştirip sanatımızın zayıf olduğunu düşünmeye başladık. Bu durumlar motivasyonumuzu düşürüyor. Sanata olan inancımızı geri götürmüyor da. Bu ülkede müzik yapılabilir mi diye düşündürüyor.

Siz kimleri dinlersiniz? Kimler sizin ilham kaynağınız?
Adnan:
Benim dinlediğim tarzlar sürekli değişiyor. Ama evde daha çok deyiş dinlerdim Davut Sulari dinlerim. Aşık Daimi'yi de severek dinlerim. Lise zamanlarında rock dönemim başladı. Daha sonra jazz dönemim başladı. Sürekli değişim oluyor ama nitelikli olanlar kalıyor. Mesela Kürt Müziği'nde Nizamettin Arınç, Şakiro gibiler dönüp dönüp dinletiyor kendisini. 

Ali: Ben aslında ''Babaannemi'' dinlerdim. Babaannemden etkilendiğimi söyleyebilirim. Godard'dan ilham aldığımı söyleyebilirim. Şimdi sinemayla müziğin ne alakası var diye sorabilirsiniz. Ama onun kurguladığı hayal dünyası beni etkilemiştir. Pink Floyd da bana ilham kaynağı olmuştur.

Paşa: Ben Jazz bölümünde okuyorum. Genellikle klişe bir cevap olacak ama kulağıma ne güzel gelirse dinliyorum. Aslında müzik ikiye ayrılıyor: iyi müzik kötü müzik diye. Ben mümkün oldukça iyi işleri derinliği olan işleri dinlemeye çalışıyorum. Tarz olarak isim vermek gerekir mi bilmiyorum ama Metin-Kemal Kahraman çok iyi işler çıkarıyor bu topraklarda. Ben bunlardan ilham aldığımı söyleyebilirim.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Adnan:
Bizi ilk defa dinleyenlere sadece bir önerimiz olabilir: Daha önce dinlediklerini biraz arkada bırakıp dinlesinler. Bu arada sizlere de çok teşekkür ederiz.

 


Katkı ve önerileriniz için: [email protected]