'Koçgiri Başladı Harba'

'Koçgiri Başladı Harba'

Birol Korkmaz
03/02/2015 Salı

Ağıtlar yakılmıştır Koçgiri de geride kalan kadınlar, ölülerin ardından ağıtlar yakmışlar; ağıtlar isyanlarla , katliamlarla gelmiştir Koçgiriye....

Bugün Türkiye haritasına baktığımızda Koçgiri diye bir coğrafyayı göremeyiz. Ağıtları ile özdeşleşmiştir Koçgiri. Koçgiri’nin Suşehri, Hafik (Koçhisar), Kemah, Kuruçay, Ovacık, Zara, İmranlı, Divriği, Refahiye, Kangal ve çevresinde 135 köy ile en az 40.000 nüfustan oluştuğu tahmin edilir. Koçgiri tarih sahnesine 1920 Koçgiri ayaklanması ile çıkmıştır. İsyana Alişêr Efendi, Alişêr`in eşi Zarife Hatun, Alişan ve Heyder Bey kardeşler ve Baytar Nûrî Dêrsimî önderlik etmiştir.

İsyanın hazırlıklarının bölge aşiretlerin bir araya gelerek 1916 yılında yapıldığı söylenmektedir. İsteklerinin ise merkezileşmeye karşı Kürt Halkına özerklik olduğu telaffuz edilmektedir. İsyan öncesinde 1919 yılında Mustafa Kemal`in Koçgiri’nin önde gelenleri ile görüşmek istediği Baytar Nûrî Dêrsimî`nin bunu kabul etmediği ve Alişan Beg`in Mustafa Kemalle görüştüğü söylenmektedir. Baytar Nûrî Dêrsimî`ye Dersim mebusluğu, Alişan Beg'e ise Zara mebusluğu teklif edildiği ve Alişan Beg'in bunları reddettiği söylenir. Alişan Beg'in; “Kürtlerin hak ve taleplerinin karşılanması gerektiğini, bu yönlü gelişmeler olmadığı sürece milletvekili olmalarının söz konusu olamayacağı”nı ifade ettiği söylenir. 

İsyanın ise zara ilçesinde 1920 yılında Culfa Ali karakolunun basılması ile başladığı ve Ankara Hükümetinin İsyan liderleri ile temas kurmaya ve onları vazgeçirmeye çalıştığı ve başarısız olduğu anlatılır. Koçgirililerin o zaman ki adıyla Ümraniye İmranlı)’yi ele geçirdiği ve burada bir Kürt Bayrağı sallandırdığı ve Ankara hükümetinin Sakallı Nurettin Paşa'yı görevlendirdiği söylenir. Nurettin Paşa`nın "Türkiye'de zo diyen Ermenileri temizledik. Lo diyen Kürtleri’nde köklerini ben temizleyecegim" sözü dönemin en çok anlatılanları arasındadır. Ayrıca Topal Osman isimli çete liderinin de isyanın katliamlarla batırılmasında çok çabaladığını, İsyan sonrasında yakılan ağıtlarda Topal Osman İsminin geçmesi ve bu kişiye beddualar edilmesinden anlıyoruz. İsyan kanlı bir şekilde bastırılır. Alişan Beg ve Haydar Beg kardeşler yakalanarak sürgün edilir. Alişêr Efendi, Zarife Hatun ve Baytar Nûrî Dêrsimî Dersime sığınırlar.

Ahmed Arif’in şu dizeleri akla geliyor:

Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, 
yargısız 

Koçgiri'de kadınlar ağıtlar yakar dedik. Ölenlerin ardından; ezber bozan bir örnek olarak Koçgiri ayaklanmasının başarısız olması, binlerce insanın katledilmesi, yaklaşık olarak 400 civarında Koçgirilinin mahkemelerde yargılanması ve çoğunun idam ile cezalandırılması sonucunda isyanın askeri lideri olarak görülen Alişêr Efendi isyanı şu dizelerle anlatmaya çalışmıştır:

Koçgiri başladı harba 
Sesi gitti şarka garba 
İki ordu asker geldi 
Dayanamadı bu darba 

Ere dılo yemman yemman 
Çiyan gırtu berfu duman 
Mera bişin şahı merdan 
Ew dermane hemu derdan

Ovacığın aşireti
Zapt eyledi memleketi
Geriden imdat gelmedi
Hozat çekmedi gayreti

Here dılo yemman yemman 
Çiyan gırtı berfu duman 
Mera bişin şahı merdan 
Ew dermane hemu derdan

İkrar verenler elmaya
Zülfikâr-ı murteza’ya
Geriden teller çektiler
Biz uymayız eşkıyaya.

Alişer Efendi İsyanın önemli liderlerindendi ayrıca Türkçe-Kürtçe şiirler yazan önemli halk şairlerindendi. İsyan sonrası yazdığı "Koçgiri Başladı Harba" şiiri, isyana dair gizli bilgiler içermektedir.

"Ovacığın aşireti /Zapt eyledi memleketi/Geriden imdat gelmedi/Hozat çekmedi gayreti" sözleri anlatıldığı kadarıyla Dersim Bölge Aşiretlerine serzeniş anlamı taşımakta. İsyan başlamadan bölgede aşiretlerin hazırlık içerisinde olduğunu yukarıda yazdık. Alişer Efendi`nin Dersim aşiretleri ile isyan öncesinde toplantı yapmak istediği ve Seyit Rıza`nın bu toplantıya gelmeyeceğini Alişer Efendi’ye bildirildiği anlatılır. Gerekçe olarak ise Hozat Aşiretlerinin güvenilir olmadığını ve sözlerinde durmayacaklarını söylediği ve toplantıya bu yüzden katılmayacağını anlatılmakta. Seyit Rıza toplantı ya katılmadığı Hozat Aşiretlerinin ise Alişer Efendiye destek olacaklarını söyledikleri anlatılmaktadır. Ama ayaklanma başladığında Dersim Aşiretlerinden hiçbir destek gelmediği anlatılır.

Alişer Efendi Türkçe-Kürtçe yazdığı şiirinde şu dizilerde;

Çiyan gırtı berfu duman 
Mera bişin şahı merdan 
Ew dermane hemu derdan

Karla dumanın dağları sardığının, Şah-ı Merdan'a (Hz. Ali) gel dert de sensin derman da sensin diye seslendiği katliamın ne derece de olduğunu açıklamaktadır.

Burada bir parantez açıp Zarife Hatuna değinmek gerek diye düşünüyorum. Alişêr’e, tüm yaşamında eşlik eden Zarife, uzun boylu, yuvarlak yüzlü, güzel bir kadın olarak anlatılır. Dost-düşman herkesin takdir ettiği, omzunda tüfeği eksik olmayan yiğit bir Kürt kadınıdır Zarife. Alişer'i hiç yalnız bırakmamış hatta ölüme bile birlikte gitmişler.

Alişer Efendi ve Zarife Hatun’un Nisan 1921`de Dersime kaçarak Seyit Rıza`nın yanına sığındığı, 9 Temmuz 1937’de ise saklandıkları mağarada Seyit Rıza'nın kardeşinin oğlu Reyber tarafından haince katledildikleri anlatılmaktadır.


*Aşık Fezai diye bilinen Halil Karabulut, 1945 yılında Sivas İmranlı Kılıçköyü’nde dünyaya gelmiştir. Kılıçköyü bütün Koçgiri’de halk ozanları ile tanınmıştır. Bugün bu ezgileri günümüze ulaştıran kişidir Halil Karabulut. Aşık, 2001’de yaşamını yitirmiştir.


Katkı ve Önerileriniz İçin: [email protected]