Kuytuda bir şair: Bahtiyar Kaymak

Kuytuda bir şair: Bahtiyar Kaymak

Mehmet Barış
26/12/2018 Çarşamba

Bahtiyar Kaymak’ın adını Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nü aldığı 2002 yılında duymuştum. Ödül kazandığı “Duman Kulübü” adlı kitabında; “vardığım / acı bilinç / hoşnut değilim senden” diyordu.

"Duman Kulübü" görmezden gelindi; onun üzerine yazılmış hiçbir yazıya rastlamadım. Bahtiyar Kaymak’ın dergilerde birkaç şiirini okumuştum. Kuytuda kalmayı özellikle ister gibi, bir dönem imzasını “Baht” diye atıyordu. İkinci kitabı “Kara Delik” çıktıktan sonra Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezinde buluşup konuştuk. O konuşmadan da anladım ki, Bahtiyar Kaymak kıyıda durmayı tercih ediyor.

“Kara Delik” kısa bir süre önce Kaos Çocuk Parkı Yayınlarından çıktı. Zafer Rıfat Irmak’ın başarılı mizanpajıyla, yetmiş şiiri yüz otuz altı sayfaya oturtulmuş.

Bahtiyar Kaymak, şiirlerinde bu kahrolası düzenin soluksuz bıraktığı insanı yazıyor ve zaman zaman onlara çıkış yolunu işaret ediyor. Çok da altını çizmeden yapıyor bunu, geçerken söyler gibi:

“kendi sesi olmayan / kalabalık asılsızdır” (s.10)

“orda kendi rüzgârıyla dalgalansın vücutlarımız / orda zorbalar zayıf çünkü diktatörler ölü…” (s. 14)

“Kara Delik” iradeye ve isyana kuvvetli vurgular yapıyor; herkesi yaşadıklarından sorumlu tutuyor. Çözümü, bu sömürü düzenini değiştirmekte görüyor:

“dalgalar vurur kayalara çarpa çarpa parçalar kendini

parçalanmanın ve geri çekilip toparlanmanın etkisiyle

 

yaşadım; anlatacağım senin hikâyeni

 

zamanın benden çaldığı hazine sensin

sensin içime çektiğim nefes

sevgilim

ya devrim yapacağız

ya da evren büzülüp bizi kara deliğine çekecek.” (s. 106)

Ve bir tane daha:

“ama bu kadar gürültülü

bu denli şiddetle çarpışması şeylerin şeylerle..

dişlerin keskin tırnakların bu denli yırtıcı olması

kalplerin acımasızlığı karşısında

vicdanın bir bebek kadar çaresiz kalışı..

yok mu isyanı gerektirecek bir şey

yenilginin acısı mıdır daha ağır olan

yoksa zincirlerin boyun eğdirişi mi..

karşımızda öylece dururken onarılması gereken hayat”  (s. 84)

Sömürü düzeninin değiştirilebilmesi için örgütlü mücadelenin gerekliliğine vurgu yapıyor:

“değişik bir yol çekiçliyorum

vurdukça dünyanın bütün kara köpekleri havlıyor

vurdukça tabunun ve putların taş kalpleri kırılıyor

vurdukça vurdukça vurdukça

bir halk örgütlüyorum yalnızlığıma…

 

örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez”  (s. 77)

Zaman zaman “geceye sarkıtılan bir halat gibi” insanın iç denizlerine yolculuğa çıkıyor ve sufi bir iyiliğin çözüm olamayacağını söylüyor:

“yalnızlığın ağır kapısından gelir / ağrılarımızı sabunlar / kedileri çok seven mevlevi // gücün çelişkisini ve / geçmişin yükünü taşıyan / bakır bir terazi gibi açar kollarını // yukarıdan alan verir aşağıya / ama çırpınan bir çaresizlik / yüzme bilmez deryada / sufi iyilik" (s. 50)

Zaman zaman kurumuş bir yaprak gibi içine bükülüyor Kaymak’ın şiiri. Gizliyor kendini. “ağzından uzun öpülmüş bir masaldır zaman” diyor ve okuyucusundan yoğun bir emek istiyor:

“son bilyesi bir içsavaşın mazgalına düşmüş / çocuk gibidir bazen hayat ama işte tuhaf / bize ağlamayı unutturur / saçlarımızdan süzülen yağmur”  (s. 72)

Anne sevgisi ve anne özlemi baskındır, bu özlemle kekre turunç reçelleri kaynatır. En güzel dizelerini annesinin ağzından söyler:

“közlenmiş bir aşkın siluetine benziyordu ay / kalbime indim; bir ağacın kovuğunda / dağ çilekleri yerken annem, söyledi // ‘kötülük dediğin mülktür. / ve dünyada bir tek onun eziyeti vardır" (s. 89)

Ve Can Yücel’e nazire yapar gibi;

“sevgilim / ben hayatta en çok annemi sevdim” (s. 100)

Şairin olduğu yerde aşk olmaz mı? Var tabii, ama örtüyor Şair:

“ben bir zerreyim; / süreklilik ve dönülmezlik nakş–ı mührüm; aşk / dokunuşların ve öpüşlerin öğretisi bir susma sanatı // hayal ve dalgınlıkla kurulan bir susma saati / yeganem, gördün canım efendim, bildin mi” (s. 102)

Umutsuz şiir olur mu hiç? Olur; ama olmaz olsun:

“kendi içine kırılmış kırmızı / bir şarap şişesi, umut / çocuğum güzel çocuğum  / içersen kanatır içini / içtim kanattı içimi / çocuğum güzel çocuğum” (s. 116)

Bahtiyar Kaymak şiirlerinde büyük harf kullanmıyor; noktalama imlerini de çok az kullanıyor. Zaman zaman yazım yanlışları da göze çarpıyor. Böyle olunca okuyucuya daha çok görev düşüyor. Keşke daha açık söyleseydi sözünü, sadeliğin içindeki güzeli gösterebilseydi bize. Dar zamanlardayız çünkü.

Şair kuytuda durmayı yeğleyerek kendine yeterince haksızlık yapmış. Bir de ben haksızlık yapmayayım. Var olsun, Bahtiyar Kaymak sıkı dokumuş kilimini…

Kara Delik, Bahtiyar Kaymak, Kaos Çocuk Parkı Yayınları, Birinci Baskı, Ankara 2018