Bıçkın / Delikanlı

Bıçkın / Delikanlı

Mehmet Barış
24/10/2016 Pazartesi

Erdal Çakıcıoğlu’nun son romanı, sıcacık bir kırlangıç yumurtası gibi geldi avucuma. “Duyuyor musun Yorgo?” (2005), “Uyan Dimme, Gün Işıyor” (2007), “Kır Zincirini Prometheus!” (2014) ve şimdi, “Bıçkın / Delikanlı”(2016).

Kırlangıç yumurtası on beş günde çatlarmış, bekleyemiyorum. Bir gün sonra avuçlarımdan çilli bir kırlangıç uçup gidiyor. Keşke bu kadar çabuk bitmeseydi. Güle güle uç kırlangıç, gittiğin her yerde insanlara “aşk”ı anlat.

Roman 1971 yılında geçiyor. Namluların halkın üzerine çevrildiği, insanların sorgusuz sualsiz işkenceye götürüldüğü yıllar. 12 Mart Muhtıra’sı ve “Balyoz” günleri...

“Bıçkın / Delikanlı”, Ardahan’dan İstanbul’a okumak için gelen on dokuz yaşındaki “örgütsüz” bir gencin savruluşunun romanı. Çakıcıoğlu kırk beş yıl yüreğinde taşımış o gencin hikâyesini. Kurgusunu tasarlamış, mayalanmasını beklemiş.

Çok farklı bir kurgusu var bu romanın. Roman kahramanının adı yok. O sensin, benim ya da hepimiz. Çakıcıoğlu, roman kahramanı yerine “sen”i koymuş. Sen düşünüyorsun, sen konuşuyorsun, sen yaşıyorsun; savrulan ve acı çeken sensin. On dokuz yaşındasın, okumak için Ardahan’dan İstanbul’a gelmişsin. “Kara bukleli” bir kızı seviyorsun. Sonra başka kadınlar giriyor hayatına, onları da seviyorsun. Onlar için çarpıyor yüreğin, onlar için acılar çekiyorsun.Uzun boylu ve yakışıklı bir delikanlısın, bıçkınsın, vicdanlısın, okumayı seviyorsun. Kitaplardan, el yordamıyla arıyorsun yolunu. Kendini “devrimci” olarak tanımlıyorsun; ama örgütsüzsün. Savruluyorsun.

Çakıcıoğlu usta bir yazar. Dili sade ve suların eğittiği çakıltaşları gibi pürüzsüz. Medyanın yıldızını parlattığı o “ünlü” yazarlarda gördüğümüz anlatım bozukluklarını ve yazım yanlışlarını onda göremezsiniz. Bıçkın / Delikanlı’da on dokuz yaşındaki gençlerin konuşmalarındaki o olgunluk ve derinlik, okuyucuya “nesnel gerçeğin üzerinde” izlenimi verebilir. Ama değil! O yıllarda gençler okuyor, tartışıyor ve birbirlerinden besleniyordu. O günlerde gençler öyle yaşar, öyle konuşur, öyle sever ve öyle dövüşürlerdi.

Son söz yine Çakıcıoğlu’nun olsun. Sizin romanınızdan, sizin sözlerinizle tadımlık olsun diye:

 “Yüreğin çiçek tarlası. Ama yüzlerce sürü geçmiş üzerinden. Binlerce tırpan yarası köklerinde. Bahçıvan terk ediyor tarlayı. Yıkıldı yıkılacak...

Yüreğin harman yeri. Ama yüzlerce gem/ düven çizmiş yüzünü. Binlerce toynak izi var üzerinde. Kanadı kanayacak...

Yüreğin yangın öncesi. Yüzlerce körük hava pompalıyor. Binlerce köz, kıvılcım saçılmış orta yerde. Parladı parlayacak...

Yüreğin hamam külhanı. Yüzlerce odun yanıyor altında. Binlerce ton buhar basıyor kurnalarına. Boşaldı boşalacak...

Yüreğin volkan. İçin için yanıyor. Binlerce kıvılcım saçıyor bedenine. Son kıvılcımın saçılmasını bekliyor. Patladı patlayacak...” (sayfa 21)

Bıçkın / Delikanlı (Roman)

Yazar: Erdal Çakıcıoğlu

Baskı Yılı: Ekim 2016

Sayfa Sayısı: 440

Yayınevi: Tolstoy