Oyunculuk derslerinden onbirinci ders

Oyunculuk derslerinden onbirinci ders

Malcolm Keith Kay
21/11/2014 Cuma

Sizce “profesyonel” ve “amatör” arasındaki fark nedir? Amatör kelimesi Latince'den gelir ve bu kökün anlamı “sevgi” demektir. Bir işi sevdiği için yapan kişilere amatör denir. “Profesyonel”in anlamı, bir işi yaşamak (geçimini sağlamak) için yapandır. “Amatör” zevk alabilir ve seyircinin karşısında bile hata yapabilir. “Profesyonel” ise artistik, akılda kalıcı, açık, ayrıntılı, yaratıcı, ilginç, nitelikli, teknik, etkileyici ve eğlendirici bir bütünü yanlışsız sunmaya çalışandır. “Profesyonel” provaların her aşamasına hazır gelir, repliklerini ezberler, oyunun yorumuna uygun olanı keşfetmeye açıktır. Provaları yoruma uygun yeni olanı denemek için değerlendirir. Oyunun açılışında kendini göstermeyi beklemez. Provalarda seyirci olmasa bile profesyonelce performansını gösterir. Yönetmen "profesyonel"in seyircisidir ve provalarda yönetmenin yorumuna göre yeni çalışmalar denenmelidir.

“Amatör”, doğal olarak yetenekli bir oyuncudur. Her zaman bütün gözlerin üzerinde olduğunu düşündüğünden devamlı aktif olması gerektiğini sanır, etrafındaki her harekete her söze reaksiyon verir. Yani rol çalar. Bu türden bir tavır ekip çalışmasının önündeki en büyük engeldir. (Küçük Bir Hatırlatma: Eğer kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi, nereye gittiğinizi, neden gittiğinizi ve oraya vardığınızda ne istediğinizi biliyor musunuz? Bilmiyorsanız karakteri başarıyla oynamanız imkansızdır. Sadece ezberlenmiş replikleri sahnede eğitimli bir şekilde söylersiniz. Böyle düşünen ve davrananlar gerçek sanatçı olamaz. Çünkü tekrarlanan kelimelerin anlamı yoktur. Tekrarlanan kelimeler sadece seyirciye olay dizisi hakkında bilgi verir, sahnedeki diğer karakterlere de faydası olmaz,  kısa sürede “sıra sende- sıra bende” haline gelir.  Ne derinliği olur ne de inandırıcılığı.

Ben bütün sanatçılardan baştan sona sanatlarını dusunmelerini istiyorum. Oyuncuların işlerini yaparken karşılaştıkları sorunlar ve zaafları çoktur. İzin verin sıralayayım: Kiminin sesi zayıftır. Kiminin vücudu esnek olmadığı gibi yetersizdir de. Karakter araştırmaları yok denecek kadar yetersizdir. Kimi oyuncular, replikleri güzel söylemenin oyunculuk olduğunu sanıyor. Bazılarının "altıncı his"si olmadığı gibi "üçüncü göz"ü de henüz açılmamış. Kimisi sahnenin neresinde olması gerektiğini bilmediği gibi seyirci ve sahne arasındaki ilişkinin de ne olduğu hakkında bir fikre sahip değil. Işıkların neye yaradığının, güçlerinin, etkilerinin farkında değil. Nereye nasıl bakacağını bilmiyor. Kimisi gerçekten dinlemenin ne olduğunu bilmiyor, ne söylediğinin farkında olmadığı (ezberi unuttuğu) gibi girişleri de kaçırıp es veriyor. Bundan dolayı da bu hatalara düşen birçok oyuncu, provaları ezber yapmak ve mizanseni hatırlamak için kullanıyor ve suflor'e/ suflöz'e dayanarak replikleri söylemeye çalışıyorlar ve sonunda "merhaba" demeyi marifet sayan bir papağanın tekrarları gibi ezbere bir oyun çıkıyor. Onlar sahnede kendilerini dinliyorlar, söyleneni duymuyor ve anlamıyorlar.

"Eğitimli mükemmellik" böyle oyuncu yetiştirmenin önüne geçebilecek mi? Hayır. Çünkü böyle öğretilmiş ve böyle yapmalarına izin verilmiş, bunun doğru olduğuna inanılmış. İşte yeniden başlamak için tüm bunlar üzerine yeniden düşünmek gerekiyor.