Yeni Alman Dünya politikası: Almanya Avrupa'yı nasıl yönetiyor?

Yeni Alman Dünya politikası: Almanya Avrupa'yı nasıl yönetiyor?

Barış İplikçi
22/09/2016 Perşembe

Jörg Kronauer’in Her Zaman Tetikte: Yeni Alman Dünya Politikası adlı eseri, geçtiğimiz Haziran’da, Nazlı Cihan’ın çevirisiyle Yazılama Yayınevi tarafından okuyucuya kazandırıldı. Almanya’nın dış politikasındaki manevralarına ve bu tercihlerde etkin olan aktörleri derinlemesine inceleyen eser, Almanya’nın dünyaya dair güncel vizyonunu okumak isteyenler için akıl açıcı.

Kitap, başlıca beş bölümden oluşmakta. Bunlardan birincisi olan “Liderlik İçin Çağrı” kısmında, Almanya’nın dış politika geçmişine kısaca değiniliyor ve bugünkü açılımlarının temelinde bulunan “Yeni Güç. Yeni Sorumluluk.” raporuyla devam ediliyor. Almanya’da düzen siyasetini ve sermayeyi oluşturan başat unsurların bir araya gelerek tartışmayı açtığı bu rapor, aslında, Alman burjuvazisinin dünya vizyonunu ortaya koyuyor. Ancak, burada dikkat çeken nokta, bahsi geçen raporun ve raporu hazırlayan “Seçkinler Konsensüsü”nün, yani Alman egemenlerinin, burjuvazinin her hizbini temsil etmesi ve önemli bir niyetinin de Almanya halkını ikna etmek olması. Düzen cephesinin kararı ve mesajı ise belli: Dünyayı yönetmek için “Biz Hazırız”.

Geri kalan 4 bölümde, Almanya’nın AB’ye ve diğer uluslararası kurumlara olan yaklaşımı, onun ekonomik çıkarları, Alman dış politikasında rol oynayan düşünce kuruluşları, vakıflar, dernekler ve Almanya’nın bölgesel hedefleri konu alınmakta. Bu dört bölüme kısaca değinecek olursak, Alman hükümetinin AB’ye ve diğer uluslararası kurumlara uluslararası anlamda bir bağımlılık ilişkisi atfetmediği, birlikte iş yapabilme kapasitesini önemsemediği; aksine, bu kurumları uluslararası çıkarları adına araçsallaştırdığı ve dış politikada kendi çıkarlarını takip ettiği gözler önüne seriliyor. Dahası, devletlerin dış ve iç siyasetlerinin aslında birbirlerinden ayrı olmadığını; devleti yöneten hiziplerin bir iç ve dış mutabakat sağlayıp Alman hükümetinin emperyalist projeleri için çok sistemli bir iş bölümüne gidildiğini görüyoruz. Burjuvazi, devlet, ve “sivil toplum” arasındaki entegrasyon altı çizilmesi gereken önemli bir husus.

Kitap, Almanya’nın emperyalist projelerinde düşünce kuruluşları, vakıflar ve derneklerin nasıl sistematik bir iş bölümü içerisine girdiğini göstermesiyle oldukça ilgi çekici. Dünyayı bölgelere ayıran Alman emperyalist aklı, her bölge için çeşitli dernekler atıyor ve kültürel değerlerini hedef ülkelerde PR çalışması yapmak için kullanıyor. Adenauer Vakfı Ukrayna’da, Naumann Vakfı Tayland ve Honduras’ta… Naumann Vakfı libarellerle ilgilenirken, Böll Vakfı modern orta sınıflara ulaşıyor, “Ebert Vakfı sosyal demokratlarla ve sendikalarla ilgileniyordu”. Dahası, sivil toplum teorisinde devlet ve sivil toplumun ayrı olarak tariflenmesinin aksine, devlet adamları ve tüm düzen partileri bu tür dernek ve düşünce kuruluşları içerisinde bulunup onların karar alma mekanizmalarını etkiliyorlar. “Sivil toplumun” geliştirilmesi ve teşvik edilmesi adına devletin yaptığı ciddi boyutlardaki yardım, devlet bürokrasisinin bu kuruluşlar içerisinde yer alarak kurumların kendi başlarına hareket alanlarını kısıtlaması ve aynı zamanda bu kuruluşların hükümet politikalarında oldukça etkili olması Almanya’da işlerin nasıl yürüdüğünü gösteriyor. Eserdeki bir diğer önemli nokta ise, bu devlet-dışı kurumların(bu tabir artık doğru olmaktan çıkıyor) kuruluşlarında rol oynayan eski Nazi subayları ve Alman İmparatorluğu çalışanları, Almanya’nın dış politikasının ile eski Almanya’nınki ile bir süreklilik barındırdığını bizlere sunuyor. Hep baki kalan ise anti-komünizm.

Bir kitabı okurken, okuyucunun elindeki eseri nasıl okuması gerektiğine dair bir soru yöneltmesi ve eseri içerisinde bulunduğu koşullarla ilişkilendirmesi, belli bir perspektifin içerisine yerleştirmesi o kitabın anlaşılması için oldukça önemli bir adımdır. Jörg Kronauer, her ne kadar okuyucuya ideolojik bir doğrultu çizmese de, eserde Almanya dış politikasını ayrıntılarıyla irdelemesiyle bize bir anahtar kelime sunuyor: Emperyalizm. Dünya barışı ile hiçbir ilgisi bulunmayan Almanya burjuvazisinin dış politika vizyonunu okurlarına detaylı biçimde sunan eser, güncel siyaseti takip eden herkesin rafında bulunması gereken cinsten. Uluslararası siyaseti anlamak ve günümüz Almanyasını emperyalizm tartışmasında nereye oturtacağımız sorusuna ışık tutan Her Zaman Tetikte, okuyucularını kitapevlerinin raflarında beklemekte.


Yazar: Jörg Kronauer
Çeviri: Nazlı Cihan 
Yazılama sıra no: 134
Dizi: Dünyaya Pencere
Kapak: Levent Karaoğlu
Sayfa sayısı: 188
Ebatı: 13.5x21 cm.
Yayın Tarihi: Haziran 2016