Sevra'nın Suriye Notları: Acı ve cesaret

Sevra'nın Suriye Notları: Acı ve cesaret

Ali Adıgüzel
25/02/2015 Çarşamba

Tarih 15 Mart 2011'i gösterdiğinde sıra Suriye'ye gelmişti. Tunus, Mısır, Libya derken en zoru en sona kalmıştı. Arap Kışı Suriye'ye de geldi ama bu sefer tamamen gayri meşru şekilde hepsi terörist, cihatçı çeteler tarafından ve alçakça saldırı ile gelmişti.

Vahşilerin Libya’da Kaddafi’yi nasıl linç ettiklerini görmüştük ama Suriye’de yaşananları gördükçe yaptıkları vahşetin daha başında olduklarını anlamıştık.

Kafalar kesiliyor, kadınlar muta nikahı ile evlenilip defalarca tecavüz edilip öldürülüyor. Kadınlara kocalarının önünde tecavüz ediliyor. Hristiyanlığın tüm tarihi eserleri yağmalanıp yakılıyor, Hristiyan kadınlara tecavüz edildikten sonra vücutlarına haç saplayıp öldürüyorlardı. Her gün televizyonda, gazetelerde bu vahşeti izledikçe kanımız çekiliyordu. Medya tüm enerjisi ile dünya ile birlikte, zulmü Esad yönetiminin yaptığını söylüyor, hemen devrilmesi için çağrıda bulunuluyordu.

Ama Şam'a eğitim için giden bir kadın oradan hep bize seslendi, doğru haberleri taşıdı, bizim Suriye halkına olan desteğimizi, dayanışma duygularımızı iletti. Bizimle onlar arasında köprü oldu. Hatta Suriye devletin resmi haber sitesi SANA, radyosu Şam FM ve televizyonu SRT de çalıştığı sırada terörist örgütlerin en çok arananlar listesinde yer aldı.

İşte bu yürekli kadın şimdi Suriye Notları kitabı ile bizi Suriye sokaklarında dolaştırıyor. Suriye'de yaşanan vahşeti tüm çıplaklığı ile gözlerimizin önüne seriyor.

Sevra Suriye’ye girişinde bir asker ona ‘Beledna Beledkum’ yani ‘Ülkemiz, ülkenizdir’ demişti. Tarihi bir çarşının girişinde Türkçe olarak yazdıkları ‘Teşekkürler Türkiye’ yazısı ise Suriye halkının Türkiye halkına nasıl bir sevgi beslediğini anlatıyor.

Sevra ile 16 bin yıldır yaşayan Eski Şam’a gidip Hamidiye çarşısında geziyor, Emevi Camii’nin arkasındaki kahvehanede kahvemizi içiyor, sohbetlere dalıyoruz.

Gitmesek de biz de Sevra gibi Halep’i çok seviyoruz. Oradaki direnişçi yurtsever Suriyelilere karşı saygı duyuyoruz.

‘Çölün Gelini’ Palmira’da Tedmor Kraliçesi Zennobiya’nın hikayesini onunla beraber dinliyoruz. Bir eylemde Deniz Gezmiş’in fotorafını taşıyan kadını gördüğümüzde biz de Sevra ile şaşırıyoruz ve kim olduğunu soruyoruz. Fotoğrafı taşıyan orta yaşlı kadının cevabı ‘Bu çocuk devrimci, Türkiyeli’ dediğinde bizim de yüzümüz onunla beraber gülüyor.

Kitap tabii ki anekdota boğulmuyor. Katliamları da direnişi de tarih tarih sayfalara yerleştiriyor.

Lazkiye’ye 4 Ağustos 2013’de El Nusra tarafından yapılan saldırıda 500 kişinin öldürüldüğünü de 4 yaşındaki Cafer El Şeyh'in su istediği sırada boğazının kesildiğini gördük.

Teröristlerin gıda ve sağlık ocaklarını bombalaması ve var olan ilaçların alınmaması hakkındaki fetvaların verilmesiyle Pakistan merkezli çocuk felcinin Suriye için artık kalıcılaştığını öğreniyoruz.

Özellikle Alevi olmak öldürülmek için yeterli bir gerekçe olduğunu Halep’te teröristler tarafından kurulan barikatta anlıyoruz. İslamcı militan şöföre ‘Ne var yanında’ diye sorduğunda işbirliği yapmak istiyorsa ‘İki bidon yağ’ var diyerek iki Alevinin varlığını ispatlamış oluyor.

Kan ticareti bu zamanda olur mu derseniz? Oluyormuş. Kitaptan Hıristiyan kanının 100 bin dolara alıcı bulduğunu öğreniyoruz. Alıcılar Suudilerden çıktığını ve eliyle bu kanı yıkadığında Allah'a yaklaşacaklarını inanarak alıyorlar.

Bu kan gölüne dönmüş coğrafyada cihatçı çetelerin eline düşmektense vurulup ölmek yeğ hale gelmiş, hatta ellerine geçeceğini anladığı anda kendini zehirleyip öldürmek için ilaçlar bulundurulmaya başlanmış.

22 Mart 2013’te Sunni alim El Buti’nin öldürülmesi sonrasında yapılan süpekulasyonları ve gerçekleri öğreniyoruz.

Kitapta Esad ve Erdoğan’a dair iki değerlendirme mevcut. Bir İngiliz siyasetçi Esad için ‘iğneyle kuyu kazabilecek bir sabra sahip ‘değerlendirmesinde bulunuyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Edelman ise Erdoğan'ı, ‘Tanrı’nın onu Türkiye’yi yönetmek için hazırladığına inanmasından kaynaklanan gem vurulmamış bir hırs’ olarak tanımlıyor.

Suriye’nin Cenevre'deki diplomatik başarısı sonucunda zaten birbirine girmiş olan muhalefetin çaresizliğini okuyoruz.

Küçük bir kızın yüzü gözü morarmış resmi varsa bunu Esad askerleri yapıyordu. Lübnan’da yıllar önce çekilmiş işkence fotorafları daha dün Suriye askerleri tarafından yapıldığına dair haberler geçilebiliyordu.

Teröristler tarafından 8-10 yaşındaki bir çocuk öldürüldüğünde uluslararası medya Suriye ordusu yaptı diye verirken anne oğlunun teröristler tarafından öldürüldüğünü söylüyordu.

Suriye’nin birçok yerinde bombalar patlamaya, çatışmaların devam etmesine rağmen normal hayat akışı sağlanabiliyordu. İnsanların bu kaotik ortama alıştığını sayfaları çevirdikçe anlıyoruz.

Esad destekleme mitinglerinin 4,5 milyon nüfuslu Şam’da 2 milyon kişinin üzerinde olduğunu, insanların Suriye bayrakları ile sokakları, caddeleri kuşattığını öğreniyoruz.

Kitapta teröristler tarafından düşünülmüş bir senaryo bulacaksınız. Bu senaryoyu deneyecek canileri düşündükçe kanınız donacak.

Suriye’de savaş başladıktan sonra Esad yönetimi değişime gitti mi? Neden gitti? Hangi kadroları kimlerle değiştirdiğine dair birçok veri sunarak Suriye yönetiminin işleyişine dair fikir sahibi olacaksınız.

Sevra hiç mi Esad yönetimi eleştirmiyor? Hayır. Esad yönetiminin nerede hata yaptığına dair yazarımızın fikirleri bizleri bekliyor.

Yurtsever Suriye halkının kendisini bomba yaparak savunmasından, ordunun akıllıca taktikleri sayesinde ne kadar başarılı olduğuna kadar savaş bilgileri de mevcut. Kendimizi Suriye ordusunun halihazır da gücünün yüzde 40’ını kullandığını öğrenince daha da bir güçlü hissediyoruz.

Savaşı hala devam etmesinin nedenlerini, teröristlerin taktiklerini ve ordunun değişimine dair notları da kitapta buluyoruz.

Kadınlar Lazkiye’de orduya katılıyor ve Arap kültüründe çok önemli ve değerli olan saçlarını kesiyorlar.

Suriye’deki çeteleri kendi ağızlarından dinlemek için beşinci bölümü bekleyeceksiniz. Bu bölümde Şam’ın Mezze semtinde düzenlenen bombalı araç saldırısında hazırlanan üç araçtan ilkinin patlaması sonucunda ikinci araçta yaralı hastaneye kaldırılan Ürdünlü El-Nursa cephesinden bir teröristin sorgulanmasındaki sözlerini okuyacaksınız. 

Bir Ermeni ailenin Suriye Kesab’tan Hatay’ın Vakıflı köyüne uzanan korku dolu macerasına tanık olacaksınız.

Yani Suriye acıları ve cesareti ile sizleri bekliyor.


Suriye Notları
Sevra Baklacı
Yazılama Yayınevi 144 s.
Şubat, 2015