Vera Tulyakova’nın anılarından güncel bir yaprak

Vera Tulyakova’nın anılarından güncel bir yaprak

Ulvi İçil
13/07/2017 Perşembe

Vera Tulyakova’nın Nâzım’a ilişkin anılarındaki bir bölüm, gelecek kuşakların adalet gibi kavramlara ilişkin eğitimi açısından ilginç, ve oldukça değerli bir ipucu sunuyor. Bu bölümü, Nâzım’ın Sovyet çocuklarına adalet kavramı ile ilgili olarak nasıl bir içerik aktarmayı tercih ettiği biçiminde okumak da mümkün.

Vera, anılarının kızının öncülüğe (*)kabul edildiği günlere ilişkin sayfalarında, Nâzım’ın bu olayı nasıl yaşadığını aktarıyor.

Nâzım, Vera’nın kızının bir törenle öncülüğe kabul edileceğini öğrenince, aralarında bir sohbet başlıyor. Vera şöyle yazıyor bu sohbetin başlangıcına dair: “Her zaman, insanın daha gençliğinde, geniş ve ilginç bir yaşam ufkuna sahip olması ve sahip olduğu bu ufku anlayıp onu yazgıya dönüştürmeye çalışması gerektiğine inanırdın” (**)

Sovyet çocukları öncülüğe, her yıl, İlyiç’in doğum günü olan 22 Nisan’da,  Lenin Müzesi’nde gerçekleştirilen bir törenle kabul ediliyorlar.

Nâzım, müzeyi gezebilmek için, tören saatinden biraz erken bir saatte orada olmak istiyor. Öyle de yapıyorlar.

 “Nâzım’ın Lenin’in fotoğraflarına nasıl büyük bir dikkatle baktığını anımsıyorum…’Onun bütün fotoğraflarını edinmeyi nasıl isterdim!’” dediğini hatırlıyor Vera, Nâzım’ın.

Törenin yapıldığı salonda, çocuklara birkaç söz söylemek istiyor Nâzım.

Vera, Sovyet çocuklarına şu sözleri söylediğini aktarıyor Nâzım’ın:

“…tabii Türkiye’nin çocukları için de güzel sözler söylemeyi unutmadın. Onların henüz Sovyet çocuklarının yaşam koşullarına sahip olamayışlarından ötürü duyduğun acıyı dile getirdin. ‘Bu nedenle, sizler büyüdüğünüzde, tüm dünyada adaletli bir yaşamın, burjuvasız, bankersiz ve her türden sömürücünün bulunmadığı bir yaşamın kurulması için kardeşlerinize yardım etmelisiniz’…

“ Çocuklar mutlu, biz memnunduk”, diyor Vera (Tulyakova Hikmet).

---------------------------

(*) Bilindiği gibi, sosyalist ülkelerde çocuklar, bir öncüler (piyonerler) örgütünde bir araya geliyorlar. Ataol Behramoğlu’nun titiz ve güzel çevirisinde, kitapta “izcilik” olarak çevrilmiş, ancak doğrusu “öncülük”. Vera Tulyakova Hikmet, Nâzım’la Söyleşi, Türkçesi Ataol Behramoğlu, Cem Yayınevi, 1989, İstanbul, sayfa 175.

Vera da, adalet kavramıyla ilgili olarak, anılarının bir başka yerinde, bir başka vesileyle, şöyle yazıyor: “Yurt dışında bulunduğum sıralarda, her zaman, bir Sovyet insanı olduğumu, adaletle ilgili birçok düşünce ve duygumu bu olgunun belirlediğini, hatta biraz şaşırarak duyumsardım” (s.219)

(**) Günümüz kapitalizminde, geniş yetişkin ve ebeveyn kitlelerinin (ve gericiliğe karşı olanların da bu yönelimden muaf olmadıkları açık olsa gerek), çocuklarını, Nâzım’ın bu kadar olağanüstü güzel ifade edilmiş perspektifinin tam tersi bir yönde;  kapitalizmde, alabildiğine sıradan, ilginç olmaktan uzak, dar bir yaşam ufkuna, “kendi elleriyle” yönlendirmekte olduklarını belirtmek yanlış olmasa gerek.  Kötü bir “yazgı”.