20 Kasım: Çocuk hakları kandırmacası günü

20 Kasım: Çocuk hakları kandırmacası günü

Gökçen Düzkaya
20/11/2014 Perşembe

Bugün “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü”.  Birleşmiş Milletler, bundan yirmi beş yıl önce hazırladığı bir sözleşmeyle dünya çocuklarının temel haklarının korunmasını sözüm ona garanti altına aldı.

Sözüm ona çünkü uygulanmayan bir bildirgenin bir kıymet-i harbiyesi var mı?  Bugün dünyada çocuk işçilerin sayısı 250 milyonu aşmış durumda. Ekvador’da 7-8 yaşları arasındaki çocuklar, günde 9 saat muz tarlalarında çalıştırılıyorlar. Uluslararası Çalışma Örgütü, yaşları 5 ila 14 olan 132 milyon çocuğun tarım sektöründe çalışmaya zorlandığına ve bu nedenle eğitim ve sağlık olanaklarından yoksun kaldığına dikkat çekiyor. Ayrıca çocuklar mafya ve çetelerin elinde; zorla gasp ve yankesicilik suçlarına yönlendiriliyor.  6-11 yaş arası 130 milyondan fazla çocuk okuldan yoksun kalıyor.

Ülkemizdeki verileri de bir tıkla öğrenebiliriz. Hem de UNICEF ve Birleşmiş Milletler’in kendi verilerinden. Ne kadar riyakȃrca öyle değil mi? Çünkü durumun hiç de iç açıcı olmadığını göreceksiniz bakınca. Bir küçük not eklemek gerekirse; bunun az gelişmişlikle filan da ilgisi yok. Aksine kȃr hırsı daha fazla ucuz emek gücüne ihtiyaç duyduğu için emeğin vatanı da yok anlayacağınız.

Güncel bir veri de ABD’nin bu bildirgeyi bile imzalamayışı. ABD, ülkeleri bağlayan bu sözleşmeyi imzalamayan iki ülkeden biri. Tartışmalar, çocuğun ihtiyaçlarının hükümete mi aileye mi ait olması gerektiği ekseninde kilitleniyor. BM’nin hazırladığı sözleşme, çocuk haklarından aileleri değil devleti sorumlu tutuyor ve ABD bu sorumluluktan kaçıyor.

Amerika Birleşik Devletleri için, çoğu ülkenin yaptığı gibi kağıt üzerinde imzalayıp işine de baksa olur aslında diyebilir miyiz? Bildiğimiz tek şey uygulanamayan bir bildirgeyi dahi çıkarları sebebiyle imzalamayışı. Oysa dünyamızın tek “süper gücü” bu sözleşmeyi imzalasa çocuklarımız bir anda kurtuluverecek!

Eğitime katılımı olmayanlar, suça karışan çocuklar, ana-baba bakımından yoksun olanlar, şiddete maruz kalanlar, erken ve zorla evlendirilen kız çocukları, nüfusa kayıtlı olmayanlar, cinsel istismara; dinȋ, toplumsal ve sınıfsal çeşitli baskılara maruz kalanlar, vb… Bunun yanında göçmenler, anadil sorunu yaşayanlar, engelli çocuklar… Yani devletin elini uzatamadığı, dışarıda kolayca kalabilen kayıp bireyler. Şunu bilelim, emperyalizmin egemenliğinde çocuk hakları eşitsizlikler içinde kaybolup gidiyor.

İlk çocuk hakları bildirgelerinden biri Ekim Devrimi’nde yazılıyor.  Tek bir bireyin bile kayıp olmayacağı sosyalizmde…