Bağlanması kolay ayrılması zor ilk durak

Bağlanması kolay ayrılması zor ilk durak

Deniz Arık Binbay/Psikiyatrist
26/09/2016 Pazartesi

Bir kadının çocukken özendiği, ergenliğinde utandığı, bazen sevgilisi beğeniyorsa gururlandığı, ama bizim ülkede sıklıkla uğruna kambur olup saklamaya çalıştığı bir beden parçasıdır. Arzulanandır. Bebeği yatıştırır, erişkini kızıştırır…

Kadının ömrü boyunca sosyal ortamlarda görünmesinden çekindiği, adını bile söylemediği, yanlış kullanımla, bulunduğu bölgeye gönderme yaparak “göğüs” de denen, erkeklerin kendilerinde yokmuş gibi yaptıkları bu organ gebelikle birlikte ayrı bir önem kazanır. Öncesinde kadının bedeninde cinsel bir işlevi varken, bebekle birlikte kadının kendisi dahil herkes ona farklı gözle bakmaya başlar. Hatta bebekle birlikte sosyal ortamlarda da özgürleşir, hava almasında sakınca görülmez. Çünkü artık bebeği hayata bağlayandır, bebeğin en yakın ekürisidir. Bir fabrika gibi çalışır, bebeği besler büyütür, sıkıntısını hafifletir, ağladığında yatıştırır, yastığı olur uyutur…

Bağlanması kolay ayrılması zor o ilk duraktan… Memeden bahsediyoruz bugün

Bu kadar hayata bağlayan, keyifli, yatıştıran bir şeyden vazgeçmek kolay mı?

Bebek kendiliğinden bırakırsa ne ala da ya bırakmazsa ne yapacağız?

Ne kadar süre emzirmek gerek? Bıraktırmak gerekli mi? Bebeği memeden nasıl keselim? Bantlayalım mı, acı biber sürüp tiksindirelim mi? Yoksa bebeği anneannesine bırakalım nasılsa unutur mu? Tüm bunları tek tek yanıtlamaya çalışalım.

Anne memesi bebeğin bağlandığı ilk nesnedir. İlk ilişkilendiği, en kıymetlisidir. Kokusu, yumuşaklığı, doyuruculuğuyla bebeğin ihtiyaçlarını karşılayan; anneye en yakın olduğu, güven veren, yatıştıran, gerilimi dindiren “yeri”dir.

Memeden kesme de bebeğin ilk ayrılığı olacaktır. Bu ilk bağlanma ve ilk ayrılma hem çocuğu büyütecek hem de daha sonraki yakın ilişkilerindeki bağlanma ve ayrılma örüntülerine bir prototip (ilk örnek) oluşturacaktır. Bu nedenle de iğrendirilerek, kızarak, yoğun strese girdiği durumlarda ya da anneden de uzaklaştırılarak kesildiğinde ilerde yakın ilişkilerinde sorunlar yaşanma olasılığı artabilir. 

Memeyi bebeğin kendisi bırakmayabilir hatta çoğu bebek bu hazzı ve kolaylığı kendiliğinden bırakmak istemez. Anne için de büyük kolaylıktır aslında, istediği yerde bebeğini besleyebildiği hazır bir gıda, sevgi ve huzur kaynağıdır. Yerini doldurmak zordur.

Büyümek, ancak kayıplarla mümkündür. Yani bir şeyi bırakmadan; bir şeyi kaybetmeden bir yenisine geçemeyiz. Memeyi bırakmadan bardağa; evi bırakmadan okula; gençkızlığı/delikanlılığı bırakmadan anneliğe/babalığa; bir sevgiliyi bırakmadan bir diğerine geçemeyeceğimiz gibi… Tabii ki aynı anda hepsini yapmaya çalışanlar olabilir, belki de bağlanma ve ayrılmada zorluk yaşayanlardır bu kişiler. Çok sevgili, hiç sevgili demektir örneğin. Yani hiçbirine tam bağlanmamayı garantiler kişi böylece. Hiçbirinden vazgeçmez ve hiçbirine bağlanmaz.

Bırakabilme, eskiyle vedalaşabilme ve yeniye yelken açabilme öğrenilmesi gereken bir beceridir. Annenin (bakım veren kişi/kişilerin) bunun için bebeği hafifçe ittirmesi yani dayanabileceği ölçüde zorlayarak desteklemesi gerekebilir. Parktaki çocukların yanında oynamaya utanan çocuğa yaptığı gibi…Anne orada “Hadi tatlım, oynayabilirsin, eminim çok keyifli olacak, ben buradayım” der ama kendini de biraz geri çeker.

Peki ne zaman? 3 yaşına, hatta 5 yaşına kadar emzirsek ne olur?

Bazı çocuk sağlığı uzmanları bağışıklık sistemi gelişimini olumlu etkilediği için anne sütünün bebek 2 yaşını doldurana kadar verilmesi gerektiğini söylüyor; bazılarıysa iyi beslenen bir bebek için anne sütünün 1 yaşından sonra ek katkısı olmayacağını belirtiyor. Oysa çocuk psikiyatristleri olaya başka bir boyuttan bakıyor ve 2 yaşını bulmadan bebeğin emzirmeden kesilmesini öneriyor.

2 yaş tam çocuğun anal döneme girdiği, yani özerkleşmeye başladığı, bağımlı olduğu anneden ruhsal olarak ayrılmaya çalıştığı ve bu nedenle yoğun öfke ve inatlaşmaların yaşandığı bir dönem. Memeyi kesmeyi bu döneme bırakmamakta fayda var. Çocuk psikiyatristlerinin önerisi 18 aylıkken basamaklı azaltmaya başlamak, en geç 21-22 aylık gibi de kesmek şeklinde. 

Memeden kesme işini 2 yaşına ve sonrasına bırakmanın ruhsal riskleri olabilir. Çocuk anal döneme geçtiği için inatlaşma ve çatışmalar artar. Zaten “günaydın” dediğinizde “günaymadın” cevabını alacağınız bir dönemde bir de çocukla meme var/yok tartışmasına girmek sinirlerinizi iyice yıpratabilir. Çocuğun tam özerkleşmeye çalıştığı, anneden ruhsal olarak ayrılmaya çalıştığı bu ilk ergenlik döneminde emzirmeyi sürdürmek, çocuğu bağımlı kılabilir. Ayrılmayı, bireyleşmeyi zorlaştırabilir. İstemeden çocuğun, “ayrılsam mı ayrılmasam mı” şeklindeki kararsızlığını artırabilirsiniz.

Tüm bunların sadece çocukta olduğu düşünülmemeli. Bağlanma da bağımlılık da çift taraflıdır. Yani çok benzer duygusal reaksiyonlar, hatta bebekten de fazlası annede görülebilir. Memeden kesmek anne için de zor bir durumdur. Kesmekle kesmemek arasında gidip gelmeler, hüzün, ağlamalar, gerginlikler annede de görülebilir, doğaldır.

Bu nedenle annenin kendini hazır hissetmesi memeden kesmek için en önemli faktördür. Hazır değilseniz, bebekten ayrılmakta zorlanıyorsanız biraz kendinize zaman tanıyın, benzer süreçleri yaşamış annelerle bir araya gelip deneyimlerinizi paylaşın ve gerekirse profesyonel yardım alın.

Peki nasıl keselim?

Öncelikle memeyi bırakırken bebeğin gelişimine, büyümesine vurgu yapmak önemli. Memeyi bırakmanın kendisi için iyi ve önemli olduğunu belirtmeliyiz. Yani " Sen büyüdün, artık kendin yemek yiyebiliyorsun, yürüyebiliyorsun, konuşabiliyorsun” gibi o dönemde yapabildiği ve hoşnut olduğu şeyleri vurgulayarak, memeye artık ihtiyacı olmadığı vurgulanmalı. Bunları söylerken ve memeyi kesmeyle ilgili konuşurken mutlaka yüz ifadeniz olumlu, gülen bir yüz olsun. Siz üzgün/korkan bir yüz ifadesiyle memeden kesmekten bahsederseniz, çocuk ne söylediğinizden çok ifadenize bakar ve kaygılanır. 

Toplumsal olanı işaret etmek, “ayıp” “ koca abi/abla oldun hala meme emiyorsun” filan gibi utandırmak ve yermek işe yaramadığı gibi, zararlı da olur. İşe yaramaz çünkü 1,5-2 yaş grubunda bebek henüz toplumsallaşmamıştır. Anne bebek ikilisinden ayrılmaya çalışmaktadır. Toplumsallaşması 3-3,5 yaş civarında başlar. Sosyal kurallar çocuklar için bu yaşlarda anlaşılır olur.

Ani kesme önerilmiyor. Basamaklı kesmede ise öncelikle bir düzen oturtmak gerek. Günde kaç kez emiyorsa önce zamanlarını belirlemek ve birkaç hafta oturttuktan sonra yavaş yavaş 1-2 haftada bir tanesini azaltarak emzirmeyi kesmek gerekir. Eğer çocuk çok strese giriyorsa bir önceki basamağa dönüp bir hafta daha beklenebilir ve o dönemde ek stres veren başka bir şeyler var mı, diş mi çıkarıyor, aileden biri mi gitti, ev mi değişti değerlendirip, önce o değişikliğe adapte olması beklenmeli. 

Eğer çok fazla değişim aynı anda olursa bebek adapte olamaz, zorlanır.  Kayıpla başa çıkabilmek için bebeğin kendini güvende hissetmesi, bir nevi depolarının dolu olması gerekir.

Çünkü bu ilk ve önemli bir kayıptır. Çok önemli bir kazanım olmasının yanında bebek ve anne için bir kayıp olduğunu da unutmamak gerekir. 

Günde bir kez emzirmeye düşürdükten sonra bir bırakma günü belirleyin. Genellikle gece uyku öncesi öğününü sona saklamak iyi olur. En zor bırakılan o öğündür.

Eve büyük yazılı, günleri gösteren bir takvim alıp memeden kesme gününü buraya işaretlemek iyi olur. Ancak bunu çok önceden yapmamalı. 5-6 gün yeterli, daha uzunu çocuğu gereksiz strese sokabilir. Her gün bir kez, beraber takvimin önünde günleri sayıp giden güne işaret koymak, çocuğun da kendini hazırlamasına fırsat verir. Hem anne de hazırlanmış olur. Çok sık söylemek de gereksiz yere bebeğin stresini artırır.

Hayatınızdaki önemli değişikliklerin birden ve başkası tarafından yapılması size nasıl hissettirir? Örneğin bir akşam eve döndüğünüzde eşiniz evi taşımış, kapı kilitli. Bir daha evinize giremeyecek, o odada bir daha uyuyamayacak, sevdiğiniz camın önünde kahve içemeyeceksiniz. Ne hissederdiniz?

Çoğumuz kızarız, kendimizi üzgün, edilgin, değersiz ve çaresiz hissederiz. Bebeğin çok sevdiği ilk nesnesi olan memeden keserken bebeğe bu duyguları yaşatmamak için vedalaşabileceği bir süre ve süreçte kısmi bir kontrol hissini de vermeye çalışırız. Yani takvimin önünde beraber günleri saymak ve giden güne işareti kendisinin koyması olay üzerinde kontrolü olduğu hissini verir. Bu da vedalaşmasını kolaylaştırır. 

Bebeğin ilk sevdiğiyle ayrılabilmesi ve bu kayıpla başa çıkabilmesi için annenin sevgi ilgi şefkatini esirgememesi, yanında ve destek olması, kaybın yerine başka bir şeyler koymasına yardım edilmesi ( meme istediğinde çok sevdiği bazı yiyecekler önermek, daha değişik etkinlikler yapmak) ve o dönemde genel olarak haz kaynaklarının artırılması faydalı olur. Ufak ödüllerin bir sakıncası yok. 

Aile büyükleri bazen, “Birkaç gün bize bırak, alışır” derler. Şiddetle sakının! Zaten memeyi kaybetmiş bir bebeği bir de annesiz bırakmak, kaygısıyla baş başa bırakmak demektir. 

Tiksindirmeyin, korkutmayın. ( Bazen, “böcekler varmış memede” dendiğine şahit olup ben bile dehşete düşüyorum) Acı biber, salça sürmek de sık iğrendirme yöntemlerinden. Kötü birinden ayrılmak daha kolaydır belki ama iğrenerek ayrıldığınızda vedalaşma olmaz, ötekinin “kötü ve bozuk” olma hali nedeniyle mecburi bir ayrılık olur. Hele de bantlamak, memenin hastalandığını söylemek, ruhsal olarak ayrılmayı zorlaştırır. Yine kendimizden düşünelim. Birini geride bırakıp giderken, bıraktığımız kişi iyi durumdaysa içimiz rahat gideriz ve gittiğimiz yerde huzurlu oluruz. Yoksa aklımız arkada kalır. Bebeği memeden keserken, bebeğin aklı arkada kalırsa sonradan anneyi bırakmakta zorlanabilir, büyüdüğünde sevgili olarak zor durumda, acınacak kişileri seçebilir ve onları iyileştirmeye çalışabilir.

Bir de tabii memeyi bir kez bıraktıktan sonra geri dönmeyin artık. Bebeğin kafasını karıştırır. Memeyi bir kaybedip bir bulunca hem belki yeniden ayrılması da daha zor olabilir. Her an gidecekmiş gibi daha çok yapışabilir.  

Tüm bunlar iki kere iki dört değil tabii ki, başka bir çok faktör var. Annenin kararlılığı, bebeğiyle arasındaki bağlanma ilişkisinin biçimi, bebeğin cinsiyeti ve kaçıncı çocuk olduğu, bebeğin ve annenin mizaçları, evdeki destek sistemleri ve çevresel koşullar da önemli…

Katkı ve öneriler için; [email protected]