Türkiye futbolunun komünizmle buluşması – (1)

Türkiye futbolunun komünizmle buluşması – (1)

Ali Doğan Karacık
13/06/2016 Pazartesi

Yaşadığımız büyük acılarla, 25 senedir geçen her gün yokluğunu hissettiğimiz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin ulusal futbol takımının kuruluş gününün Türkiye için de özel bir anlamı var. 16 Kasım 1924 günü, SSCB ulusal futbol takımının resmi olarak ilk kez maça çıktığı gün. Müsabakanın diğer tarafı ise Türkiye…

Kurtuluş Savaşı’nın hemen sonrasında Türkiye’de her alanda olduğu gibi spor alanında da teşkilatlanma çalışmaları devam etmektedir. 31 Mayıs 1922 tarihinde “Futbol Encümeni” adıyla kurulan kurul, 23 Nisan 1923 günü Şehzadebaşı’nda yapılan bir toplantıyla Futbol Heyet-i Müttehidesi adını alır ve Türk Futbol Federasyonu’nun kuruluşu ilan edilir. Federasyonun başına ise Galatasaray Kulüp Başkanı ve Türk İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurucularından Yusuf Ziya Öniş getirilir. Vakit kaybetmeden FIFA’ya üyelik başvurusu yapılır. Türkiye, cumhuriyetin ilanından hemen önce, 21 Mayıs 1923’te FIFA’nın yirmi altıncı üyesi olarak kabul edilir. Yine aynı yıl Ali Sami Yen yönetimindeki Ulusal Takım ilk resmi maçına çıkar. Taksim Stadı’nda Romanya ile yapılan maç 2-2 berabere biter. Türkiye’nin iki golünü de daha sonra Demokrat Parti milletvekilliği de yapacak olan Fenerbahçeli sporcu Zeki Rıza Sporel atar.

Bu dönem aynı zamanda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin sporda dahi ambargoya maruz kaldığı dönemdir. Rusya’nın 1912 yılında FIFA’ya üye olarak kabul edilmiş olmasına rağmen 1917’de gerçekleşen büyük Ekim Devrimi’nden sonra kurulan SSCB üye olarak tanınmaz. FIFA, üye ülkelerin SSCB ile karşılaşmasını yasaklar. Bu durum SSCB’nin uluslararası müsabakalara katılmasının engellenmesi anlamına gelir. Bunun üzerine genç Sovyetler kendi birliğini oluşturur ve 1921 Temmuz’unda Kızıl Spor Enternasyonali’ni kurar. Fakat yapılan maçların uluslararası resmiyeti yoktur.

Türkiye Futbol Federasyonu FIFA’ya kabul edildikten bir yıl sonra, 1924 yılının son aylarında Türkiye ulusal futbol takımı SSCB tarafından Moskova’ya maça davet edilir. Sovyetler’in bu daveti diplomatik anlamda da önemli bulunur. Kurtuluş Savaşı boyunca Türkiye’den desteğini esirgemeyen SSCB’nin, önderleri Vladimir Lenin’in ölümünden sonra da iyi ilişkiler geliştirmek istediğinin işareti olarak yorumlanır. Teklif Yusuf Ziya Öniş tarafından kabul edilir ve maçın resmiyet kazanması için FIFA’ya başvurulur. Başvuruda, “Rus futbolunun son zamanlardaki olağanüstü başarılarından dolayı Sovyet takımıyla karşılaşılmasına izin verilmesi” talep edilir. Ayrıca SSCB’ye de resmi bir davet yollanır. FIFA'dan gelen cevap olumludur ancak bir şart sunulur. Maçı bir Türk hakem yönetecektir.

FIFA’dan olumlu cevap gelmesinin ardından TFF müsabaka planını kulüplere gönderdiği tebliğlerle ve gazetelere verdiği ilanlarla duyurur. Fakat bir problem vardır. Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak Maarif Kupası maçı, Moskova’ya gidilmek üzere yola çıkılacak tarihe denk gelmektedir. İlan edilen plana göre futbolcular iki gün içinde hazırlanıp maç günü kalkacak Çelyov buharlısında hazır bulunacak ve bu vapur ile Odesa’ya gidilecek, oradan da trenle Moskova’ya geçilecektir. Bu durum iki takımın da tepkisine neden olur. İki takım da maça yoğun bir hazırlık döneminde ve büyük ekonomik gelir beklentisindedir. Ayrıca oyuncuların birçoğu amatör olduğu için kısa zamanda hazırlık yapmalarının imkânsız olduğunu öne sürerler. Özellikle Fenerbahçe cephesi, aynı yılın Ağustos ayında oynanan ve maçın bitimine bir dakika kala ertelenen İstanbul Ligi yarı final maçında taraflarına haksızlık yapıldığını düşündükleri, TFF ile bağlarını atma noktasına geldikleri için daha çok tepki gösterir. SSCB ile yapılacak maçı diplomatik açıdan çok önemseyen Yusuf Ziya Bey, Maarif Kupası’nın gerekiyorsa o tarihten sonraki ilk cumhuriyet bayramı olan 29 Ekim günü oynanmasını tavsiye edip, cuma kalkacak vapurda bütün futbolcuların hazırbulunmasını emreder.

Yusuf Ziya Bey, kulüplerin bir sonraki vapurla gidelim beyanlarını da dikkate almayarak vapurun belirlenen saatte limandan ayrılacağını ve gelmeyen futbolcular hakkında diskalifiyeye varan cezalar verilebileceğini de söyleyerek kararından dönmez. Hatta Sirkeci Gar Lokantası’nda buluştuğu ve ikna etmeye çalıştığı Fenerbahçe Kaptanı İsmet Bey Galatasaray’ın da kendileri gibi düşündüğünü söyleyince “Ben federasyon reisiyim. Bu mevzuda benim dediğim olur. Galatasaray’ı siz merak buyurmayın, ben bir lafımla onların tamamını Moskova’ya götürürüm” der. Nitekim dediğini de yapar. Bütün Galatasaraylı oyuncularla tek tek görüşerek ikna eder. Nihayetinde Fenerbahçeli sporcular dışarıda kalacak şekilde Galatasaraylı futbolcuların ağırlıkta olduğu bir karma, milli takım olarak Çelyov vapuruna biner. Kafilede Futbol Federasyonu Reisi Yusuf Ziya Bey (Öniş), Reis-i Sani (Hakem) Hamdi Emin Bey (Çap), Naip Servet Bey, Doktor Namık Bey ve çoğunluğunu Galatasaraylıların oluşturduğu futbolcular bulunur.

Türk Ulusal Takımı Moskova’ya vardıktan sonra ilk olarak hazırlık maçına çıkar. 6 Kasım’da -4 derecede Moskova ikinci karmasıyla oynanan maçı Türkiye 3-1 kazanır. Güneyin esmer insanlarının kısacık şort ve incecik tişörtler içinde, soğuktan korunmak için boyunlarına beyaz atkılar takarak sahada koşturmaları seyirciler tarafından çokça komik bulunur. Türkiye’den Moskova’ya giden kafile 7 Kasım 1924 günü Büyük Ekim Devrimi’nin yıldönümü törenine de katılır. Kızıl Meydan'daki geçit töreninde Türk futbolcular, protokolde en üst düzeyde yabancı ülkelerin büyükelçilerinin locasına alınır. Bu tarihten sonra da asıl maç gününe kadar çeşitli hazırlık maçları yapılır.

Asıl planlanan maç ise 16 Kasım 1924 günü on beş bin kişilik Voroskiy Stadı’nda yapılır. Tahta tribünler tıklım tıklım dolar. Maça ilgi o kadar yoğundur ki Moskova’da trafik durma noktasına gelir ve insanlar stada yürüyerek ulaşmaya çalışırlar. Stadın etrafındaki binalar bile maçı izlemek isteyen Sovyet insanları ile doludur. Hatta insanlar ağaçlara tırmanır. Saat 15.30’da takımlar sahaya çıkar. Sovyet ulusal takımı Moskova, Leningrad, Harkov ve Orehovo - Zuyevo şehirlerinin karması bir takımla sahaya çıkar. Takım kaptanı Mihail Butusov’dur. Türkiye’nin kaptanı ise Nihat’tır. Türk hakem Hamdi Emin Bey başlama düdüğünü 15.45’te çalar. 14. dakikada ev sahibi takımın kaptanı Butusov, on metreden vurduğu bir şutla SSCB’nin futbol tarihindeki ilk golünü atar. Aynı oyuncu 25. dakikada bir gol daha atar. Türkiye ikinci yarıya hızlı başlar, 25 dakika içinde 12 köşe vuruşu kullanır ama bir türlü gol gelmez. 76. dakikada Şpakovskiy’in golü gelir ve maç 3-0 SSCB’nin galibiyeti ile sonuçlanır.

Bu maç SSCB Ulusal Futbol Takımı’nın kuruluşunu da ilan eden maçtır. SSCB, ilk kez FIFA tarafından onaylanmış uluslar arası bir maça çıkmıştır. Bundan sonra yapacağı ilk maç ise bu maçın Ankara’da oynanacak rövanşıdır.


Yüce, Mehmet. (2014). İdmancı Ruhlar. İstanbul: İletişim Yayınevi

Katkı ve önerileriniz için:

https://www.facebook.com/soLspor

https://twitter.com/soLspor_