Bilim okuyucusuna notlar

Bilim okuyucusuna notlar

İzge Günal
29/12/2014 Pazartesi

İnternetle birlikte eskisine göre çok daha fazla bilimle ilgili yazıyla karşılaşıyoruz. Elbette bu artış sadece bilim yazılarına özgü değil, her tür yazıda artış var ama benim yazı alanım bilimle sınırlı. Tahmin edilebileceği gibi bilim yazılarının artışı, bilimsel görünüm altında bilim dışı yayınlarda da artışla paralel gidiyor. Bu durumda eğriyle doğruyu ayırmada okur ne yapabilir? Ne yapmalıdır?

Önce biraz göz korkutmak için profesyonellerin ne yaptığı konusunda bir örnekle başlayayım:

Jacques Benveniste 1935- 2004 yılları arasında yaşamış bir immünolog. Parlak bir bilim adamı. Ta ki 1988 yılına kadar. O yıl bilimin en önde gelen dergilerinden biri olan, belki de en önemlisi olan Nature’da “suyun belleği” olarak özetlenebilecek çalışmasını yayınlar. Bulgular öylesine şaşırtıcıdır ki, neredeyse fizik ve biyoloji bilgilerimizin en baştan yeniden yazılması gerekir. Yazının yayınlandığı aynı sayıya derginin o zaman ki editörü olan John Maddox “İnanılmaza inanmak” başlıklı bir yazı ekler. Bu yazıda, Benveniste’nin makalesinin fiziksel bir temeli olmadığı, makaleyi değerlendiren hakemlerin de kuşkuya düştüğü, ancak doğru olması durumunda çok önemli olduğu, bu yüzden makaleyi yayınladığını, fakat yerinde deneylerin inceleneceğini” belirtir. Sonrasında editör yanına bilimsel sahtekarlık konusunda uzman olan Walter Stewart ve illüzyonist olan James Randi’yi alarak, Benveniste’nin laboratuvarına gider. Benveniste deneylerin tekrarında asla yayınladığı sonuçları elde edemez. Başka merkezlerde tekrarlanan deneylerin sonuçları da Benveniste’nin yayınıyla uyumsuzdur. Sonuçta, verilerin uydurulduğu anlaşılıp, şarlatanlar listesine bir yenisi eklenir.

Elbette hiçbir okuyucunun deneyleri tekrar ettirme, tekrarlar sırasında el çabukluğu olmasın diye yanında bir illüzyonist götürme şansı olmaz. Ancak dikkat edilirse, deney tekrar edilmeden editörün ve hakemlerin dikkatini çeken nokta, sonuçların maddi bir temelinin bulunmaması olmuştur. İşte anahtar nokta budur bence: eğer yazıda anlatılanların maddi bir temeli yoksa o makaleyi ciddiye almamak gerekir. Dahası, her makale bilinen iki bilgiyi birbiriyle ilişkilendirmelidir çünkü bilimsel gelişme doğrusal bir tarzda ileri doğru değil, sanki bir ağ örer gibi, sürekli yanlara doğru genişleyerek ilerler. Buna ilişki kuralı denilebilir.

Diğer bir nokta ise bir makalede ulaşılan sonucun, “tamam biz bu sorunu bütünüyle çözdük” şeklinde olmaması gerektiğidir. Kesinlikle, elde edilen sonuçların etkilemediği durumlar olması gerekir. Ayrıca veriler de mükemmel bir uyum içerisinde değil, tıpkı yaşamda olduğu gibi sapmalarla birlikte olmalıdır. Bu da çelişki kuralıdır. Benveniste’nin makalesindeki rahatsız edici noktalardan bir tanesi de bu noktadır.

Anımsayabilir misiniz bilmiyorum, yıllar önce ortaya bir Doktor Özel çıkmıştı. Zakkum ekstresiyle (ekstre dediysem sofistike bir teknik düşünmeyin, kaynatıp suyunu kullanıyordu) her tür ama her tür kanseri tedavi ettiğini iddia etmişti. Burada yine ilişki ve çelişki kuralları, şarlatanlığı ortaya çıkarmaya yetmişti.

Bunların dışında iki sınama kuralı daha bulunur. Bunlardan biri ilerleme kuralıdır. Ne olursa olsun, bilimsel bir makaledeki veriler insanlığı geri götürmemelidir. Belki anımsarsınız, 1970’li yıllarda dünyada bir Erich Von Daniken fırtınası esmişti. Yazdığı “Tanrıların Arabaları” isimli ilk kitap milyonlarca satmıştı. Daniken bu kitabında uzaylıların çok eskiden dünyaya gelip, uygarlığı başlattığını iddia ediyordu. Anlatılanların bizim astronomi ve biyoloji bilgilerimizin tümüne ters olması bir yana, “bu yazılanlar doğru olsa ne olur?” diye sorduğumuzda, insanlığı ileriye götüren bir şey çıkmıyordu; çıksa çıksa kadercilik veya yeni bir din çıkıyordu, o kadar.

Son kural ise uygulaması biraz daha zor olan, başka bir deyişle konuyla ilgili daha fazla bilgi gerektiren bir şey: değişim kuralı. Burada yapılması gereken,  “bu yazıyı okumak benim bilgi birikimimde bir değişime yol açtı mı? Şimdiye kadar doğru bildiğimi sandığım neler değişti?” sorularına yanıt bulmak. Dedim ya, bu kuralı uygulayabilmenin ön koşulu o konuda bilgi sahibi olmak.

Dikkatinizden kaçmamıştır; bu dört kural aslında diyalektiğin dört temel kuralı. Yaşamın her anı gibi bilimsel yazıları okumada da iyi bir yol gösterici diyalektik.