Spor

Spor kültürü diye bir şeye sahip olmadığımızı daha önceden de söyledik. Defalarca teyit etmiştik, dün akşam geliştirdik. Taraftarların polis saldırısı ile karşılaştıkları süreçten tutun da, küfürleşmelerin zirveye çıktığı, futbolcuların birbirini kovaladığı, çevik kuvvet ekiplerinin kaskını ve copunu bırakmadan tünelde siper aldığı bir maçtan bahsediyoruz.

Burada suçlu hangi takım, hangi hakem, hangi futbolcu diye aramaktan vazgeçmek gerek artık. Suçu bir diğerine atmanın bir anlamı... Devamı için tıklayınız

Geride kalanlara bakıldığında, bakacak pek bir şeyin kalmadığı görülüyor. Böyle zamanlarda Metin Oktay sığınılacak, nostaljik bir öğe olmaktan öte, karanlıktan çıkışın sembolik bir ismi olarak öne çıkmak zorunda. Ve bu, onun doğum gününde daha büyük bir anlam kazanıyor.

Bir 2 Şubat günü doğduğunda, bu kadar sevilen bir futbolcu olacağını bilemezdi. Futbolcu olacağını da bilemezdi gerçi. Ancak, yeteneklerinin keşfedilmesi çok da uzun sürmedi. Kısa süren yaşamı farklı bir kanala akarken... Devamı için tıklayınız

“Hiçbir zaman kendisi için bir şey istemedi. Hep bizler ve bizim gibi futboldan ekmek yiyen amatör, profesyonel herkes için uğraş verdi. Fikirleri ile yardımcı olmak istedi. Yeni kuşaklar için de çok yardımcı olmak istedi. Ve o konuda vicdanımız rahatsız. Benim en azından çok rahatsız. O mücadelesinde yalnız bıraktık Metin Ağabeyi....”

Yukarıdaki sözler Türk futbolunun efsane isimlerinden Çizgi Metin’in (Metin Kurt) cenazesinde bizzat Rıdvan Dilmen tarafından dile getirildi.... Devamı için tıklayınız

Satranç oynamanın ‘günah’ olduğunu söyledi, Cübbelilerden Ahmet.  Ve ekledi, satranç oyununun, ateşi tutmaktan bile hayırsız ve lanetlenmişlerin bir oyunu olduğunu…

Kendi bilmediği bir oyun olduğundan mıdır, ‘düşünme’ gerektiren bir oyun olduğundan mıdır ya da başkalarının ‘piyonu’ olmak dışında bir rol kapamadığından mıdır bilinmez ama temel problem, bu ülkede gericiliğin bunları rahatça söyleyebilecek cürete muktedir olması ve her konuda açıklama yapabilmelerine olanak tanınmasıdır... Devamı için tıklayınız

Türkiye futbolunda uzun bir süredir ‘kaos’ hakim. Bu kaos, kendisini tipik bir yönetememe krizi ile de sunuyor halde üstelik. Fatih Terim’in direktörlüğüne terk edilmiş bir futbol takımı ve hala kontrol edilmekten uzak bir ilişkiler ağı mevcut. Ve hala birileri çıkıp da, kısa bir süre önce ‘sözde’ bağımsızlığına kavuşan Kosova’nın yeni bir araya getirilmiş milli takımına karşı alınan galibiyetin ‘toparlayıcı’ olabildiği iddiasını gündeme getirebiliyor. Ek olarak, herkes Kosova’yı çantada... Devamı için tıklayınız

İlk zamanlarda ‘biz bitti demeden bitmez’ süreci ile başlayan ve İrlanda’nın golü ile kısa kesilen Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası deneyimi, iddialı lafların yerini hazin bir sona terk etmişti. ‘Bitti mi’ sorusunun cevabını kimseye sormaya yeltenmemişti belki Milli Takım mağrurları, fakat kimsenin bunu Fatih Terim ve kliğine sorma gibi bir inisiyatifi de yoktu. Herhangi bir önemi de…

Ancak turnuvanın en büyük öykülerinden birisini, herhangi bir başarı elde edememesine ve belirsizlik... Devamı için tıklayınız

Dün oynanan maçın yankıları devam ediyor. İyi futbol, keyifli ve ‘derbiye yakışır’ bir mücadele ya da nefes kesen pozisyonlar ve rekabet…

Tüm bu nitelemeler, derbiler sonrası oluşan literatürün klasikleşmiş parçaları ve yorumları…

Buna bu sene de ‘ilklerin derbisi’ yakıştırmaları eklendi. Neden, 2011 senesinde bir Beşiktaş-Galatasaray derbisi ile başlayan ‘deplasman taraftarı izleyemez’ kuralının bu maçla birlikte kaldırılması ve maçın, Beşiktaş’ın yeni isimli stadında... Devamı için tıklayınız

Golcülüğü ve efendiliği ile çaldığı tüm kalplerin, sızısı ve derin acısı haline geldiği bir 13 Eylül sabahı, onun aynı zamanda akıllara kazındığı bir tarihi de işaret ediyordu. Taçsız kral takma ismi onun için tesadüfen denk gelmiş bir isim değildi. Sadece attığı goller onu kral yapmaya yeterdi, ancak taçsız bir kral olmak için gollerden ötesine ihtiyaç vardı.

Metin Oktay, bu ‘ihtiyacı’ fazlasıyla karşılayan ender sporculardandı. Bu yüzden, Metin Oktay’ın yaşamı yalnızca bir futbol... Devamı için tıklayınız

Türkiye, orijini Osmanlı’ya uzanan bir şekilde düşünüldüğünde, pek fakir sayılamayacak bir askeri isyan, darbe ve tevkifat geçmişine sahip. 1445’teki ilk Buçuktepe Yeniçeri İsyanı’ndan Kuleli Olayı’na, Patrona İsyanı’ndan Edirne Vakası’na kadar birçok kez ‘kalkışma’ hareketlerine sahne olan bu topraklar, çalkantılı siyasal dönemler ve boşlukların üretimi bakımından oldukça zengin kanallara ev sahipliği yapıyor. Bu anlamı ile bakıldığında, coğrafyamızda da, birçok yerde de olduğu gibi,... Devamı için tıklayınız

Ülkede cereyan eden tüm spor ilişkileri derin bir kriz yaşıyor. Bu kriz ortamına erişmeden önce, futbol alanında, hayaller-ütopyalar minvalinde uzun bir süre salınan, "bitti demeden bitmeyen" ahir zamanlardan yapılan kolajlar, bizleri uzunca bir süre esir alıyor, herkese boş ümitler vaaz ediyordu.

Avrupa Şampiyonası’nın bitiş düdüğü ile birlikte, "beklenmediklerin" şampiyonluk ilanı ile beraber yeni tartışmalar da bizi bekliyor. Türkiye futbolunun zorlukla katılım gösterdiği turnuvada... Devamı için tıklayınız

Pages