Spor

Türkiye’nin gündemi başka hiçbir derdimiz ve işimiz yokmuş gibi futbolun gündemi oldu. Milli takım oyuncusu, yeni düzen futbolcusu Arda Turan’ın futbol düzeni ya da düzen futbolu gazetecisi Bilal Meşe’ye saldırmasıyla kirlenmişliğin ve düzeysizliğin fotoğraflarından birisi daha ortaya çıktı.

Aslında olan biten futbolun gündemi değildi. Futbolun geldiği ve getirildiği düzensizliğin, kokuşmuşluğun, gündem oluşturmaya yönelik büyütülmesiyle de ilgili olarak gereğinden fazla... Devamı için tıklayınız

Spora dair sahiplenebileceğiniz bir şey kaldı mı ülkede? Dünkü, gazeteciye saldırı olayından sonra ve hâlâ, “evetçi” ve gerici Arda, sanki kendisi yapmamış gibi büyük bir pişkinlikle yaptıklarını savunuyor, pişman olmadığını dillendiriyor ve basın toplantısı düzenleyebiliyor.

Öte yandan, kendisi gibi gericiliğin milli takımdaki yansımalarından Fatih Terim ise dürüstlük timsali gibi kadrodan çıkarmakla cezalandırıyor Arda’yı…

Bir diğer “evetçi” Rıdvan ise Ntvspor ekranlarından “... Devamı için tıklayınız

Son günlerde Atletizm sporu ve ilgili Federasyon, daha önce yaşanan benzer vakalara bir yenisinin daha eklenerek bazı atletlerin doping yapmış olduklarının uluslararası ilgili kurumlarca tescil edilerek kazandıkları madalyaların geri alınması ve uzun süreli men cezalarına çarptırılmış olmaları nedeniyle ile gündeme gelmiştir.

Daha önce aynı gerekçeler ile birçok milli atletin doping yapmış oldukları ve bu nedenle çeşitli cezalara çarptırıldıkları, yarışmalarda elde etmiş oldukları... Devamı için tıklayınız

Türkiye’de spor gazeteciliği, pek kısa olmayan bir geçmişe sahip. Ancak bu geçmişin, kimi açılardan şimdiki spor gazeteciliği anlayışından farklılaştığı da ortada. Günümüzdeki ‘spor gazeteciliği’ anlayışı ise sporu toplumsal bir olgu olarak değil, bozuk bir düzenin ‘çöplerle dolu’ arka bahçesi olarak göstermeye yetiyor.

Türkiye’de ucuz popülizmin ve seviyesizliğin zirveye çıktığı, spor gazeteciliğinin ve tek başına bir kavram olarak sporun yerle yeksan edildiği bir dönemden geçiyoruz... Devamı için tıklayınız

Her şeyin birbiri içerisine geçtiği ‘girift' bir dönemden geçiyoruz. Siyasi baskının dozajının arttığı ve yanlış ile doğrunun benzer düzlemlerde aksettirilmeye çalışıldığı dönemler bunlar.

Bunun spordaki en güncel örneğini ise dünkü Galatasaray genel kurulu ihraç görüşmelerinde görmek mümkün. Özellikle Galatasaray eski muhabiri, şimdiki üye Kadir Çetinçalı'nın konuşmasının içeriği ve akabinde gerçekleşenler siyaset spor ilişkisinde yeni bir evrenin açımlandığını göstermekte.

... Devamı için tıklayınız

Birisi 1902 yılında okula kaydolan Arnavut asıllı edebiyatçı, ansiklopedist Şemsettin Sami’nin oğlu Ali Sami tarafından, Mektep-i Sultani içerisinde bir sınıfta kurulmuştu. Sultani’nin kurulma amacının, batılılaşma çabası güden Osmanlı’nın Batılı ülkelerin reform taleplerini karşılamak ve gereksinim duyulan kalifiye personeli yetiştirmek olduğu söylenir. Galatasaray böyle bir momente doğmuştur. Okulun meşhur avlusu ‘Grand Cour’da 200 kişinin bir top peşinde koşması ile başlar her şey. Yıl,... Devamı için tıklayınız

Spor kültürü diye bir şeye sahip olmadığımızı daha önceden de söyledik. Defalarca teyit etmiştik, dün akşam geliştirdik. Taraftarların polis saldırısı ile karşılaştıkları süreçten tutun da, küfürleşmelerin zirveye çıktığı, futbolcuların birbirini kovaladığı, çevik kuvvet ekiplerinin kaskını ve copunu bırakmadan tünelde siper aldığı bir maçtan bahsediyoruz.

Burada suçlu hangi takım, hangi hakem, hangi futbolcu diye aramaktan vazgeçmek gerek artık. Suçu bir diğerine atmanın bir anlamı... Devamı için tıklayınız

Geride kalanlara bakıldığında, bakacak pek bir şeyin kalmadığı görülüyor. Böyle zamanlarda Metin Oktay sığınılacak, nostaljik bir öğe olmaktan öte, karanlıktan çıkışın sembolik bir ismi olarak öne çıkmak zorunda. Ve bu, onun doğum gününde daha büyük bir anlam kazanıyor.

Bir 2 Şubat günü doğduğunda, bu kadar sevilen bir futbolcu olacağını bilemezdi. Futbolcu olacağını da bilemezdi gerçi. Ancak, yeteneklerinin keşfedilmesi çok da uzun sürmedi. Kısa süren yaşamı farklı bir kanala akarken... Devamı için tıklayınız

“Hiçbir zaman kendisi için bir şey istemedi. Hep bizler ve bizim gibi futboldan ekmek yiyen amatör, profesyonel herkes için uğraş verdi. Fikirleri ile yardımcı olmak istedi. Yeni kuşaklar için de çok yardımcı olmak istedi. Ve o konuda vicdanımız rahatsız. Benim en azından çok rahatsız. O mücadelesinde yalnız bıraktık Metin Ağabeyi....”

Yukarıdaki sözler Türk futbolunun efsane isimlerinden Çizgi Metin’in (Metin Kurt) cenazesinde bizzat Rıdvan Dilmen tarafından dile getirildi.... Devamı için tıklayınız

Satranç oynamanın ‘günah’ olduğunu söyledi, Cübbelilerden Ahmet.  Ve ekledi, satranç oyununun, ateşi tutmaktan bile hayırsız ve lanetlenmişlerin bir oyunu olduğunu…

Kendi bilmediği bir oyun olduğundan mıdır, ‘düşünme’ gerektiren bir oyun olduğundan mıdır ya da başkalarının ‘piyonu’ olmak dışında bir rol kapamadığından mıdır bilinmez ama temel problem, bu ülkede gericiliğin bunları rahatça söyleyebilecek cürete muktedir olması ve her konuda açıklama yapabilmelerine olanak tanınmasıdır... Devamı için tıklayınız

Pages