Spor

20. yüzyıl başlarında Türkiye’ye yabancı unsurlar tarafından giren modern futbol, Türkiye siyasi hayatıyla organik bir ilişki içerisine girdi. Futbol, her dönemde "siyaset bulaştırmayalım" kaygıları ile dillendirilen bir alan olsa da, politikanın kayıtsız kalamadığı bir olgu.

Futbol, bu anlamda salt sportif bir anlam taşımaktan uzaklaşmış, gerek kitlelerin sempatisini kazanmak, gerekse de kitleleri siyaseten belirleyebilmek ve onlara mesaj vermek amaçları ile sürekli yapılandırılmış... Devamı için tıklayınız

14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimler sonucunda Demokrat Parti (DP) iktidarının kesinleşmesi, futbolun da yeni bir evreye geçtiğini gösteriyordu Türkiye’de. Bu evre, büyük kulüplerde iktidarın değişmesi ve aynı zamanda siyasal çevrelere verilen mesajlar ve uluslar arası propaganda süreçlerinin başlaması demekti. Bu sürecin sonuncu hamlesi olarak ise ülke futbolunda profesyonelleşme gündeme getiriliyor, yasalaşıyordu. Topyekûn bir popülerleşme, kitleselleşme ve gericileşmenin de başladığı... Devamı için tıklayınız

Endüstriyel futbol, sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Özellikle son dönemde ortaya dökülen transfer ücretlerinin endüstriyel futbol çağının yeni bir aşamasına geldiğimizi gösterdiğini söylemek olanaklı. Bu ‘yeni çağ’ın en büyük farkı ise içerisinde ‘futbol’ diye bir olgunun yer almaması.

Avrupa futbol piyasası önemli günlerden geçiyor. Ligler henüz başlamamışken en kritik gündem maddelerini ise baştan aşağıya transferler ve bu transferlere harcanan yüksek meblağlar... Devamı için tıklayınız

Her futbol kulübünün toplumsal bir tarihi var. Ya da bu, yalnızca İstanbul kulüplerine has bir durum değil. Belki biraz ‘geç’ bir tarih gibi görünebilir 1967 tarihi. Ancak 1967’ye gelene kadar yaşanılan onca gün ‘futbolsuz’ geçmemiş, 2 Ağustos 1967’de ise bambaşka bir seviyeye erişmiştir Trabzon futbolu. Bu anlamda Trabzon’daki futbol geleneğinin hiç de küçümsenecek bir geçmişi yoktur demek oldukça mümkün.

Şehir, birçok başka kentin aksine çok da geç bir tarihte tanışmamıştır futbol... Devamı için tıklayınız

Kendi mantığı ve koşulları dâhilinde transfer, gerektiğinde gerekli olan veya olabilen dış alım ve dış satım ilkeleri ile işleyen futbolcu, kulüp ve para trafiğine dayalı bir alış veriştir. Ama bu trafiğe neden olan asıl şey elbette paradır. Transfer başka bir açıdan bakıldığında, aynı zamanda transfer yapanın transfer yaptığı konuda yetersiz oluşu ile ilgili göstergelerinden birisidir. Bu, elbette ki teknik bir konudur. Öte yandan transfer dediğimiz şey, uluslararası futbol piyasasının... Devamı için tıklayınız

Bir yazıda Dasaev için şöyle denmişti: “Dünyanın en güzel gollerini yiyen adam o. Belki de o golleri Dasaev yediği için, onlar dünyanın en güzel golleri”.

Rinat Dasaev, genellikle tercih ettiği sarı ya da mavi renkli, önünde büyük harflerle CCCP yazan kaleci formaları ile koruduğu Sovyetler Birliği kalesini kelimenin tam anlamı ile ‘savunarak’, gelmiş geçmiş en iyi kaleciler arasında yer bulmuştu kendisine. Geçmişe dönüp baktığınızda ve kaleci dediğinizde akla gelen iki Sovyet... Devamı için tıklayınız

Her yıl bu aylarda Türkiye’de futbolcu transferleri “transfer oyunu” şeklini alarak neredeyse aynı replikler ve beden diliyle oynanır. Gerekçeler, amaçlar ve nedenler neredeyse bir önceki yılın aynısıdır. Transfer denilen oyuncu geçişi ise büyük paralar karşılığı “dış alım” işleyişi ile gerçekleşir ve dahası Avrupa pazarı bitmiş ya da bitmeye yüz tutmuş oyunculardan oluşur.

Her yıl gerçekleştirilen “büyük transfer sezonunun” öbür yüzüne satırbaşları ile değinildiğinde; Örneğin vergi... Devamı için tıklayınız

Türkiye’nin gündemi başka hiçbir derdimiz ve işimiz yokmuş gibi futbolun gündemi oldu. Milli takım oyuncusu, yeni düzen futbolcusu Arda Turan’ın futbol düzeni ya da düzen futbolu gazetecisi Bilal Meşe’ye saldırmasıyla kirlenmişliğin ve düzeysizliğin fotoğraflarından birisi daha ortaya çıktı.

Aslında olan biten futbolun gündemi değildi. Futbolun geldiği ve getirildiği düzensizliğin, kokuşmuşluğun, gündem oluşturmaya yönelik büyütülmesiyle de ilgili olarak gereğinden fazla... Devamı için tıklayınız

Spora dair sahiplenebileceğiniz bir şey kaldı mı ülkede? Dünkü, gazeteciye saldırı olayından sonra ve hâlâ, “evetçi” ve gerici Arda, sanki kendisi yapmamış gibi büyük bir pişkinlikle yaptıklarını savunuyor, pişman olmadığını dillendiriyor ve basın toplantısı düzenleyebiliyor.

Öte yandan, kendisi gibi gericiliğin milli takımdaki yansımalarından Fatih Terim ise dürüstlük timsali gibi kadrodan çıkarmakla cezalandırıyor Arda’yı…

Bir diğer “evetçi” Rıdvan ise Ntvspor ekranlarından “... Devamı için tıklayınız

Son günlerde Atletizm sporu ve ilgili Federasyon, daha önce yaşanan benzer vakalara bir yenisinin daha eklenerek bazı atletlerin doping yapmış olduklarının uluslararası ilgili kurumlarca tescil edilerek kazandıkları madalyaların geri alınması ve uzun süreli men cezalarına çarptırılmış olmaları nedeniyle ile gündeme gelmiştir.

Daha önce aynı gerekçeler ile birçok milli atletin doping yapmış oldukları ve bu nedenle çeşitli cezalara çarptırıldıkları, yarışmalarda elde etmiş oldukları... Devamı için tıklayınız

Pages