Sınıfın Sağlığı

Hemen her gün medyada, sağlık konusunda “bildiğiniz her şeyi unutun” diye başlayan cümleler duymaya alıştık. Bir programdaki akademisyen, “zinhar falanca gıdayı evinize sokmayın” derken, muhtemelen aynı anda diğer kanalda başka bir akademisyen, o gıdayı kameraya bakarak yiyip, “sofranızdan eksik etmeyin” diyor.

Bakıyorsunuz, akademisyenlerin ikisi de konuştukları alanda Türkiye’deki birkaç elit uzmandan biri, ikisi de prestijli tıp fakültelerinde hocalık yapıyor, asistan yetiştiriyor... Devamı için tıklayınız

Küba 1959’dan beri her yıl olduğu gibi bu yıl da dünya emekçilerine “varlığıyla” yılbaşı armağanı veriyor, varlığıyla dünya emekçilerinin umutlarını diri tutuyor ve varlığıyla başka bir dünyanın olanaklı olduğunu kanıtlıyor.

Örneğin sağlık alanındaki iddialarımıza Küba sayesinde örnek gösterebiliyor, kanıt bulabiliyoruz. "Devlet, özel sektörden daha nitelikli, daha etkili sağlık hizmeti sunabilir" diyoruz, örneğimiz Küba... "Sağlıkta iyileşme için tedaviye değil, önleyiciliğe öncelik... Devamı için tıklayınız

Sınıfın Sağlığı üç yıl kadar önce, 19 Ekim 2015’te, “Yunanistan’ın dayanışma klinikleri” başlıklı bir yazı yayımlamış, gönüllü kuruluşların, ekonomik krizin yoksulların ve işlerini (dolayısıyla istihdama dayalı sosyal güvencelerini) yitirenlerin sağlığı üzerindeki olası yıkıcı etkilerini hafifletmek için geliştirdikleri özgün örgütlenme deneyimlerini paylaşmıştı.

Bu çevreler, sağlık alanında yürüttükleri dayanışmacı çalışmaların “geçici” olacağını, Syriza’nın Yunanistan’ın geleneksel... Devamı için tıklayınız

Küba’da sağlıkta dönüşümün ilk sinyalini, 20 Aralık 2009’da Küba Parlamentosu’nda yaptığı bir konuşmasında Başkan Raúl Castro vermişti: “Bütün yurttaşlara ücretsiz sağlanan sağlık ve eğitim hizmetlerinin niteliği üzerine olumsuz etkisi olmaksızın, hatta iyileştirerek, harcamaları önemli ölçüde azaltmanın mümkün olduğuna eminiz”.

Sağlıkta dönüşüm, Küba’nın en yüksek sağlık otoritesi olan Halk Sağlığı Bakanlığı’nın, 2010 yılı boyunca çok kapsamlı bir durum değerlendirmesi yaparak,... Devamı için tıklayınız

Fransa bir kez daha ayakta. Dün gece France 24 kanalındaki sokak röportajlarında kedilerine mikrofon uzatılan beyaz saçlılar, 68’in de böyle başladığını söylüyor. Olayları 1789’la kıyaslayan muzipler de var, fakat hiç 1848 ayaklanmasına veya 1871 Paris Komünü’ne referans veren birini duymadım.

Belki de bunun nedeni, 1871’in artık Fransızların hafızalarından silinmiş olmasıdır. Gerçekten de Paris sokaklarını dolaşırken, 1789’u anımsatacak birçok sembol görebiliyorsunuz, fakat 1871... Devamı için tıklayınız

Bugünlerde medyada İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesinin 70. yıldönümüne ilişkin haberler çıkmaya başladığını fark etmişsinizdir. Hâlâ dünya üzerinde “insan hakları” masalına inanan kalmış mıdır bilmiyorum, fakat insan hakları haftası sayesinde, yılda bir haftalığına da olsa nitelikli filmler izleme şansı bulabildiğimizi itiraf etmeliyim. Ben Komiser Ana’yı izledim. Muhtemelen bu filmi sinemalarda izleme şansım olmayacaktı.

Açıkçası ben daha çok “insan haklarıyla”... Devamı için tıklayınız

Tarihçiler, Lenin’in tütün kullanmadığını ve yanında tütün kullanılmasından da hiç haz etmediğini yazarlar. Fakat Lenin’in tütün karşıtı mücadelesinin, Şubat devriminin hemen sonrasında başladığını bilenlerin sayısı oldukça azdır.

Rusya’da Şubat devrimi patlak verdiğinde İsviçre’de olan Lenin, yoldaşlarıyla birlikte bir an önce Rusya’ya gitmenin yollarını aramaktadır. Sonunda Almanya’dan geçmekten başka çare olmadığı ortaya çıkınca, Alman yetkililerle görüşülür ve Alman yetkililer, 4... Devamı için tıklayınız

Toplum ve Hekim dergisi, Alma Ata Bildirgesi’nin 40. Yıldönümünde, Eylül – Ekim 2018 nüshasında, Onur Hamzaoğlu’nun yine derginin Mart – Nisan 2002 nüshasında yer alan Alma Ata Bildirgesi’ni eleştiren makalesini yeniden yayınladı.

2002 yılında yayınlanmış makaleyi “güncel” ve tartışılması gerekli kılan, Hamzaoğlu’nun derginin yayın kurulunda yer alıyor olması. Buradan hareketle Hamzaoğlu’nun 2002 yılındaki düşüncelerinin hâlâ arkasında olduğu sonucunu çıkartıyor ve yanıtlanması... Devamı için tıklayınız

Bu kez de Zonguldak Kilimli. Hikaye, bildiğimiz hikaye. Yine ruhsatsız bir kömür ocağı. Yine kapitalistin kar hırsı. Yine bilmem ne borcunu ödeyebilmek için, canını ortaya koyarak kör kuyulara inmek zorunda gencecik kalmış işçiler. Ve yine arda kalan ağıtlar, yetimler, acılar.

Bu Türkiye’de işçinin makus talihidir. Kendimizi bildik bileli bu böyledir ve korkarım ki işçiler “sınıf” olmayı ve ayağa kalkmayı başaramazsa, ilelebet böyle gitmeye devam edecektir.

Türkiye’de işçi... Devamı için tıklayınız

Yazı dizimizi, Alma Ata ve Astana Konferanslarının ana teması olan Birincil Sağlık Bakımı’nın (BSB) başarılı uygulamalarından örneklerle sonlandırıyoruz.

Sermayenin bütün engellemelerine rağmen BSB’nın, Astana Bildirgesi’nin önerilerinin aksine “kamusal” olarak örgütlendiği, devlet tarafından finanse edildiği ve sosyal ve ekonomik politikalarla bütünleştirildiği örnekler vardır. Örneğin Küba ve bir ölçüde Kosta Rika’da, özel sektörü sağlıktan uzak tutan ve BSB’na öncelik veren ulusal... Devamı için tıklayınız

Pages