Sınıfın Sağlığı

Bu yıl yine dört günlük kurban bayramı tatili hafta ortasına geldi ve önüne, arkasına eklenen hafta sonu tatilleriyle, Cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminin de bir günlük ilavesiyle, dokuz günlük bir “tatil fırsatı” doğdu.

TV ekranlarında, gazete manşetlerinde “herkesin” bu fırsatı değerlendirdiği ve sahillere, tatil merkezlerine koştuğu söylendi. Öyle ki birçok yerde yetkililer, “yerimiz kalmadı, artık gelmeyin” çağrıları yapmaya başladılar. Bazı yerlerde doluluk oranları yüzde 100’ü... Devamı için tıklayınız

Az önce soL Portal’da Soma karar duruşmasının ertelendiği haberini okuyunca aklıma Pir Sultan Abdal’ın deyişi geldi. Günümüzden 5 yüz yıl önce yaşayan ozan ünlü şiirinde, “dünya kadısından ben sorulmazam” diyerek, davasının Kırklar Divanı’na kalmasını talep etmişti. Zalimler bu divanda yargılanmalı ve cezalarını bulmalıydı.

Soma katliamı hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı, çizildi. Soma kömür madenlerinde yaşamını yitirenlerin ailelerinin yası hâlâ sürüyor. Beşi tutuklu, 51 sanığın... Devamı için tıklayınız

Bir haftadır dünyanın en soğuk coğrafyalarından birinden, Kanada’dan art arda “sıcaklardan” ölüm haberleri geliyor. Bu yazı kaleme alındığında ölü sayısı 30’u geçmişti. Haberler ölümlerden son haftalarda özellikle Quebec’i teslim alan “sıcak dalgasını” sorumlu tutuyorlar. Başta yakışıklı başbakan Trudeau olmak üzere yetkililer halkı “kendilerini sıcaktan korumaya” davet ediyorlar.

KATİL SICAK DALGASI MI?

Kanada kuzey yarıkürenin soğuk bir coğrafyasında yer... Devamı için tıklayınız

Birkaç gün sonra seçim var. Kimilerine göre bu seçimler Türkiye için felakete giden yol öncesi “son çıkış”. Gerçi son 4–5 seçimdir her seçim için “son çıkış” dendi, fakat yaşı müsait olanlar aslında hiçbir zaman birinin çıkıp da, “bu seçim o kadar da kritik değil, tatilinizi bölmeseniz de olur” dediğini duymadı. Aksine her seçim öncesinde, “Türkiye, tarihinin en kritik seçimi” dendi. Yine yaşı müsait olanlar, aslında hiçbir seçimde emekçiler için hiçbir şeyin değişmediğini gördüler.

... Devamı için tıklayınız

Bu hafta Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Halk Sağlığı kürsüsünden dostlarımızın hafta içi günlerde yayınladıkları ve e-posta kanalıyla okurlarına ulaştırdıkları Alakarga’da ilginç bir tartışma yaşandı.

Tartışmayı başlatan, Tacettin İnandı’nın “halk sağlığının herhangi bir siyasal mücadelenin aracı” olmadığını; ne sağcı ne de solcu olduğunu; fakat bir halk sağlıkçının sağ ya da sol düşünceye sahip olabileceğini savunduğu makalesi oldu.

İnandı’nın makalesine Necati Dedeoğlu, sağcılığın... Devamı için tıklayınız

Şaka değil, gerçekten böyle artık. Dün işyerlerinde işveren veya işveren vekili tarafından yürütülecek iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine ilişkin yönetmelikte yapılan bir değişiklikle, 50’den az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri işverenler tarafından yürütülmesine olanak sağlandı.

Aranızda hala “bu kadarı da olmaz”, “bunu da yapmış olamazlar” diyenler varsa, Resmi Gazete internette duruyor, açılıp bakılabilir. 

Abarttığımızı... Devamı için tıklayınız

Sınıfın Sağlığı okurları üniversitelerin bölünmesi konusunda 22 Nisan’da yazdıklarımızı anımsayacaklar:

“Bugün bu gidişi durdurabilecek ve tersine çevirebilecek biricik güç Türkiye İşçi Sınıfı’dır. Ancak sınıf bilincine sahip, örgütlü emekçiler aydınlanma bayrağını düştüğü yerden kaldırabilir ve yeniden ülkemizin gönderine çekebilir.” (*)

Maalesef tarih bizi bir kez daha haklı çıkarttı ve “üniversitenin” mücadelesi, arkasında işçi sınıfı olmadığı için... Devamı için tıklayınız

2018 1 Mayıs’ına girerken, “iş cinayetleri” yine Türkiye işçi sınıfının gündeminin “ilk” sırasında yer almaya devam ediyor. Yazıyı rakama boğmak istemiyorum, fakat yalnızca İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Mart 2018 raporu, ay içinde “en az” 122 emekçinin daha iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini söylüyor. 2018 yılının ilk üç ay bilançosu ise 394.

Maalesef elimizde veri yok, ancak dünyada her 1 iş cinayeti ölümüne karşılık, “ortalama” altı meslek hastalığı ölümü... Devamı için tıklayınız

Herhalde Orwell bu deyişinin bir gün sol bir yayında makale başlığı olarak kullanılabileceğini aklının ucundan bile geçirmezdi. Kaderin cilvesine bakın ki, yazarın kitaplarında bir zamanlar komünist rejimleri karalamak için kullandığı argümanlar, artık kapitalist rejimlere ayna tutuyor.

İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ

Dedem Dr. Rusuhi Akalın’ın 1920’lerin başlarında mezun olduğu ve bendenizin 2000’li yıllarda Toplumcu Tıp dersleri verme şansına eriştiğim İstanbul Tıp... Devamı için tıklayınız

Bugünlerde İstanbul’da 1. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi ve Fuarı adı altında bir etkinlik gerçekleştiriliyor. Kongre’nin “acilde homeopati”, “kanıta dayalı homeopati”, “tıbbi çay hazırlama” gibi çok ilginç atölye çalışmaları ve “demir hipotezi”, “kanser tedavisinde kanıta dayalı akupunktur”, “kozmetik akupunktur” gibi insanın gerçekten “ne diyecekler acaba” diye meraklanacağı oturumlar var.

Bu konularda bugüne kadar çok yazdık. Tekrara düşmek istemiyorum, fakat... Devamı için tıklayınız

Pages