Serbest Kürsü

Güneş kendini henüz yeni yeni hissettiriyordu. Sıcaklığı insanın yüzüne, sabahın serin bir esintisiyle beraber çarpıyordu. Güzel, belki de son bir ayın en güzel havasını iliklerime değin hissediyordum. Çok erken kalkmak dışında, gözlerimi bu güzel havaya açmıştım, ‘’güzel bir gün olacak’’ diyordum içimden. Buna inanıyordum. Metrobüs çilesi dışında tabii...

Kadıköy’de, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Edebiyat Günleri yapılacak, ‘’çürüme edebiyatının anatomisi’’ adı altında ilki 9 Mart’... Devamı için tıklayınız

8 Mart’ları anneler günü ile sevgililer günü arasına sıkıştıran satış stratejilerine alışkındık. Son yıllarda değişen bir ‘pazarlama’ taktiği ile haşır neşiriz şimdi. İşyerlerinde karanfil dağıtmak, meme kanseri üzerine uzman çağırıp söyleşi yapmak çok basit kaçmaya başladı, kadınlar çiçektir söylemi de yıprandı çok, kendilerini geliştiriyorlar. Trend, 8 Martlarda sosyal sorumluluk kisvesi altında duyarlılık pazarlamaktı şimdi direk 8 Martı pazarlıyorlar. Artık kapitalistlere sosyal devleti... Devamı için tıklayınız

ADEM’İN YARATILIŞI… THE CREATİON OF ADAM*

Karlar altında, bizim bilmediğimiz bir soğuğun içinde, buğulu bir Orta Çağ kenti Lviv Ocak ayında… Kentin sokaklarında yürürken ekmek kırıntılarıyla izlek bırakmak geliyor içimden, yolumu kaybetmemek için, öyle masalsı… Heykeller, tablolar ve onları yapan sanatçılarla geldik Lviv’e… Sergi salonu eski zamanlarda kim bilir ne olarak kullanılan, yüksek kemer tavanlı, kalın tuğla duvarlı  bir yapının içinde. Üst katı caz kulübü,... Devamı için tıklayınız

Hukuk kavramı burjuva hukukçular tarafından çok tartışıldı. Hâlâ da tartışılmaya devam ediliyor. Hukukun ne olduğu, ne işe yaradığı gibi konularda fikir birliğine varılmış değil. Oysa Marksistlerin kapsamlı bir hukuk tanımlaması ile ilgili pek bir dertleri olmadı. Hukuk en nihayetinde üretim ilişkileri tarafından belirlenen; düzenin devamı için yeniden üretim işlevi gören bir üstyapı alanı ve ideolojik aygıt idi. İrdeleyeceğimiz konular esasında sosyalizmde hukukun ve avukatlığın yeri olup... Devamı için tıklayınız

Akıl almaz bir hastalık ile karşı karşıyayız. Son bir yılda giderek yaygınlaşan, yandaş medyanın büyük katkısı ile ülkemizde sadece gençlerin değil; ev, iş, okul ve aile başlıklarında ortalamanın üzerinde sorun yaşamayan insanların bile kapıldığı bir hastalık bu…

Ülkeden kaçmak…

Yaşadığımız, büyüdüğümüz, anılarımızı biriktirdiğimiz memleketimizden kaçmayı tereddüt etmeden yanlış kategorisine koymak mümkündür.

Ülkemizin yaşanılamaz halde olduğu büyük bir gerçeklik;... Devamı için tıklayınız

Her 8 Mart arifesinde gündeme gelen ve “en heyecanlı yerinde” seneye devredilen tartışmalara aşinasınızdır. Başat ekseni, “Erkekler de 8 Mart’a katılmalı mı?” sorusu olan tartışmalar, son yıllarda popülerliğini değilse bile şiddetini kaybetmiş görünüyor. Bu vesileyle mevzuyu harlamanın belki de tam sırası…

İşe, temel argümanı masaya yatırarak başlayabiliriz. Buna göre, 8 Mart eylemleri erkeklerin katılımına kapalı olmalıdır zira bunun pek çok gerekçesi vardır: Her şeyden önce,... Devamı için tıklayınız

Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nı, hocamızı yitirdik. Samimiyetsiz ve süslü bir uğurlama olamaz bizimki, komünistlerin, işçilerin, işçi çocuğu öğrencilerinki. “Açık konuşacağız”. Yaşamı boyunca yoksullar ve onların çocukları için çalışmış olan hocamızı uğurlarken, “en iyi eğitimliler” olma fırsatını elde etmiş olanların büyük bir bölümünü de üzeceğiz büyük olasılıkla. Ama “fırsat eşitliği” diyen hocamızın mirası ile çelişmeyen ve asıl uyumlu olan da bu. Ve çekineceğimiz, üzüleceğimiz bir durum... Devamı için tıklayınız

Bu fotoğraf akıyor haberlerde. Akıyor akıyor gidiyor. “İşten atılan asistan intihar etti” yazıyor. Fakültesinin koridorunda çekilmiş, gülen genç bir akademisyenin resmi var haberlerde. Beyaz bir duvar pembe şerit ve mavi kapı… İşyerinin kapısının önünde gülümsüyor. Diğer bir fotoğrafta da gülümsüyor ekonometrici bu sefer beyaz bir tahtanın başında çözüyor ve gülüyor... Devamı için tıklayınız

İlk kullanımı yeni olmasa da “sistemleşmesi” ve “boyundan büyük” anlamlar kazanması görece yeni olan bir kavram “post-truth”. “Gerçek-sonrası” şeklinde Türkçe’ye çevrilebilecek bu kavramı genel olarak gerçeğin önemini yitirdiği, görüntünün burada boşalan yeri doldurduğu bir kategori olarak tarifleyebiliriz. Siyaseti, kültürü, eğlenceyi daha genel bir bakışla ideolojiyi, bilişsel her faaliyeti açıklamada gitgide daha yararlı olan bu kavramı Oxford Sözlüğü de 2016 yılının sözcüğü olarak... Devamı için tıklayınız

‘’Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."

Bu sözler 417 yıl önce bugün yani 17 Şubat 1600 tarihinde Roma’da düşüncelerinden ötürü yakılarak öldürülen Giordano Bruno’... Devamı için tıklayınız

Pages