Serbest Kürsü

Bir kimya mühendisliği öğrencisi olarak topluma karşı sorumluluklarımı tekrar hatırladığım, bu sorumlulukların ertelenemeyecek boyuta ulaştığını gördüğüm Eti Maden’e ait Eskişehir-Kırka Fabrikası gezisi ile ilgili birkaç "değersiz" şeyden bahsetmek istiyorum.

Bilindiği üzere Eti Maden Türkiye’de Bor madeninin çıkartılması ve ham madde olarak kullanılması üzerine kurulu bir devlet tekeli. Fabrika bahçesine girer girmez bor madeninin yapısından kaynaklanan  önünüzü görmenizi... Devamı için tıklayınız

Bugün 17 Nisan 1940'da kurulan Köy Enstitülerinin 78. kuruluş yıl dönümü... Türkiye'nin 21 ilinde kurulan Köy Enstitüleri, cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en özgün ve en etkili eğitim kurumları olmuşlardır.

Üzerine çok yazılıp, çizildiyse de bu yazının konusu Köy Enstitülerinin pek bilinmeyen yönlerini ele almak olacaktır.

1940 yılında ülke nüfusunun yüzde 80’inin yaşadığı köylerde okul sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu okullara kentlerden gönderilen az sayıda... Devamı için tıklayınız

“Artık her iş adamının, tutkusu için bir adı vardı: aralarında klişeleştiği gibi endüstrinin ya da ‘Mali dünyanın Napoleon’u’ olmak. Sıradan insanlar, kendileri gibi sıradan birinin kral olmak için doğanlardan daha büyük biri haline gelmesiyle karşılarına çıkan benzersiz tablo karşısında şaşkına dönmüşlerdi.” (1)

Eric Hobsbawm, on dokuzuncu yüzyılı anlatırken bu satırları kullanıyor. Kapitalizm, dünya çapında bir sistem olduğundan beri yoksullara “zengin olma hayali” sunuyor... Devamı için tıklayınız

Karanlığın Sol Eli, Yerdeniz Üçlemesi(Dörtlemesi), Mülksüzler gibi bir çok yapıtın yazarı, ülkemizde de sevilen sosyal bilim-kurgu  ustası Ursula Kroeber Le Guin, Ocak ayının sonunda, Oregon'daki (ABD) evinde 88 yaşında, sakin bir şekilde hayata veda etti. Le Guin, 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biriydi. Hem okurları, hem de ardından gelen yazarlar üzerinde muazzam bir etki bıraktı ve muhtemelen bu etki ileride artarak devam edecek.

 

1970 yılından bugüne kadar, Hugo ve... Devamı için tıklayınız

Demişsiniz ki bugün... "Aramızdan ayrılışının 9. yıldönümünde Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyor, şüpheli ölümünün aydınlatılması için adalet mücadelemizin devam edeceğini yineliyorum."

Katillere lanet değil rahmet okuyan "adalet" anlayışınız batsın yerin dibine! Bu halktan, evlatlarını faili meçhul cinayetlerde kaybeden ailelerden ve kendinizden utanmıyorsanız, bu toprakların bağrında "şüpheli ölüm"e kurban gitmiş, hatta bir mezarı bile olmayan binlerce namuslu, onurlu yurttaştan... Devamı için tıklayınız

Eşcinselliğin Sovyet hukuku kapsamında cezai yaptırımın konusu olması, genel anlamda komünistlerin sıklıkla yüzüne vurulan, özel anlamdaysa Yoldaş Stalin’i “itibarsızlaştırmak” için kullanılan bir gerçek. Gerçekten de “Stalin eşcinsellerden nefret ediyordu.” cümlesi, sosyalizm düşmanları tarafından bugüne dek sayısız defa ısrarla tekrarlandı. Stalin’in bu konuda halka açık tek bir kelime yazıp söylememesi bir yana, böylesi bir suçlamanın doğası gereği bağlamından koparılmış ve yanıltıcı bir... Devamı için tıklayınız

Ekim Devrimi’nin üzerinden yüz yıl, Sovyetler Birliği’nin yıkılışının üzerinden ise 27 yıl geçmiş…

İnsanlığın belirli bir bölümünün, tarih boyunca ulaşabildiği en yüksek aşamadan geriye yuvarlanarak, “insan olmaya dair” elde ettiği tüm kazanımlarını yitirdiği, nihayetinde kapitalizme teslim olduğu gerçeği elbet birilerini mutlu etmiştir. Kapitalizm’in vazgeçilemez, yenilemez ya da alternatifsiz bir sistem olduğunu savunanlar bir yana, Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra sosyalizmden... Devamı için tıklayınız

İki yüz yıla yakın tarihi boyunca sosyal demokrasi pek çok kez evrim geçirdi. Başlarda sosyalizmle eş anlamlı kullanılırken, sonra işçi sınıfına ihanet ederek yepyeni bir misyona büründü. 1. Dünya Savaşı sonrası sosyal demokrasi, düzenin devamlılığını sağlama amacıyla solu etkisiz hale getirme görevini üstlenmekte. AKP Türkiyesi’nde ise düzenin çıkarları sosyal demokrasinin kişiliksizleşmesini gerektiriyordu. Ta ki dünya çapında bir kriz ortaya çıkıp, emperyalizm açısından bunun Türkiye’deki... Devamı için tıklayınız

Bazen öyle sözler duyarız ki ilk başta çok anlamlı ve çok çekici gelir. Hayatı onun üzerinden yorumlamaya ve yaşamaya başlarız. Belki silmek istediğimiz bir geçmiş ya da önemsizleştirmek istediğimiz şeyler vardır. Bunun için de bir şeyler, bir açıklama ararız yaptıklarımızı, yapmak istediklerimizi rasyonelleştirmek için.

Bir anti-komünist olan Milan Kundera’nın “İnsan siste yürür” ya da Soren Kierkegaard’ın “Hayat geriye doğru yorumlanabilir fakat ileriye doğru yaşanmalıdır“ sözleri... Devamı için tıklayınız

Biraz korku dikkati toparlamaya, refleksleri keskinleştirmeye, duyuları güçlendirmeye yarar… Hayatta kalma içgüdüsünün bir uzantısı olarak korku, kişinin savunma mekanizmalarını tetiklediği ölçüde faydalıdır bile diyebiliriz. 

Korku öyle bir motivasyondur ki, tarihte insanı icat etmeye zorlamıştır. Doğa karşısında çaresizlikten duyulan korkudan kurtulmanın yolu, bu çaresizliği yenmek için icatlar yaratmak, giderek daha büyük ve belli bir iş bölümüne göre örgütlenmiş sürüler halinde... Devamı için tıklayınız

Pages