Kent Kültür Sanat

 

Gecekonduların yıkılıp kent merkezlerindeki arazilerinin rant paylaşımına konu olduğu bir dönemde “Hangi gecekondular?” ya da “Gecekondu mu kaldı ki kahramanları olsun?” sorularını sorabilirsiniz. Her ikisinde de haklısınız. Fakat benim bu yazıda niyetim, bir sosyal olgu olarak artık tarih sahnesine gömülmekte olan gecekonduları tartışmak değil. Ben bu yazıda Türk sinemasının ilk üçlemesi olan, Ömer Lütfi Akad’ın Gelin, Düğün, Diyet filmlerini tartışmak, bir düşünce adamı olarak... Devamı için tıklayınız

Tuğrul Keskin usta bir sözcük emekçisi. Sözcükleri kendi anlamlarının da ötesinde çağrıştırdıklarıyla alıp işliyor ve onları kardeş sözcüklerle buluşturuyor. Hangi sözcüğü hangi sözcükle yan yana getirdiğinde kıvılcım çıkartacağını çok iyi biliyor. Bazen arkaik sözcükleri bulup çıkarıyor, onların yüklü çağrışımlarından egzotik tınılar sunuyor. On beşinci kitabının adını koyarken de yalnız başına kıvılcım çıkartabilecek güçte bir sözcüğü seçmiş; Kavil.

Haksızlığa uğramış ve unutulmuş... Devamı için tıklayınız

26 yıllık çalışma hayatından taze ayrılmış, koskoca bir günü kendi irademle yaşama şaşkınlığını henüz üzerimden atamamış, ayrıksı bir ruh haliyle günün görmediğim ışıklarına alışmaya çalışırken;  karanlık bir sinema salonunda buldum kendimi. 18 TL verebilip sinemayı gündüz vakti tıka basa doldurmayı başaran öğrenci, işsiz, benim gibi emekli ve diğer bir toplamla izlediğimiz film: Girl (Kız).

Filmimiz hem benim bu acımasız bedeli ödemenin acısını çıkartmak niyetimle, hem Trump... Devamı için tıklayınız

Güzü “incecik yağmurlarla başlatan” Ozan Özgür’ü ve şiirini “Güz Gazeli–Adsız Şarkılar” adlı kitabıyla tanımıştım. “Yaşamak ki yegâne bahtiyarlık / bizim gibiler için” diyordu. Kaç kez mırıldandım ben bu iki dizeyi.

“Sokak Şarkıcısı” on sekiz yıl süren bir sessizlikten sonra geldi. Sessizlik diyorum ya, hayır sessiz kalmadı Ozan Özgür. Bu zaman aralığında bir tiyatro oyunu (Şeytan/ Kızıl ile Beyaz, 2003) ve iki romanı (Gecenin Kapıları, 2008 ve Tanyeri... Devamı için tıklayınız

Bugüne dek Nâzım Hikmet’in şiirlerinden çeşitli türlerde bestelenmiş sayısız şarkıya rastlamak mümkündür. Fakat hem Nâzım’ın Klasik Türk Müziği’yle ilişkisinin hem de şiirlerinden bu formda bestelenmiş şarkıların bilinirliğinin diğer türlerde bestelenmiş şarkılara göre daha az olduğu bir gerçektir. Bu durumun başlıca sebebi günümüzde Klasik Türk Müziği’ne olan ilginin bu yazının konusu olmayan tarihsel ve kültürel değişimlerden dolayı azalmış olmasıdır. Diğer sebepler arasında ise aşağıda... Devamı için tıklayınız

soL'un notu: Bu yazının ilk bölümü 18 Ocak 2018 tarihli Kent Kültür Sanat blogunda yer almıştır.

İLGİLİ HABER
... Devamı için tıklayınız

soL'un notu: Bu yazının bir bölümü 15. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi'nde "Sinemada Entelektüel Körleşme Üzerine" başlıklı bildiri olarak sunulmuştur.

Çalışmamızda; aslında insan varoluşunun tüm evrelerinde görünür durumda olan ve çağımızda belirginliği çok daha katı biçimde ortaya çıkan bir durumu, kuramsal ve kılgısal (pratik) yaşam arasındaki uyumsuzluk ve yarılmayı sinema üzerinden irdeleyeceğiz. Birçoğumuz, yaşamı kavrarken, deneyimlediğimiz yapıtlarla... Devamı için tıklayınız

Yugoslavya'daki underground müzik dünyasının gelecek kuşaklara ilham olmayı başarabilmiş en etkili müzik gruplarından biri Ekatarina Velika (Büyük Katerina). Grubun vokalisti Milan Mladenović ve klavyecisi Margita Stefanović, trajik ölümlerinden sonra, değerli müzisyenler olarak bugün dahi önemlerini koruyorlar. Bir ikon haline gelen Milan Mladenoviç, Sırbistan ve Hırvatistan arasında neredeyse paylaşılamıyor. Zagrep, Sarajevo, Belgrad ve Ljubljana'da ismi sokaklara verilirken, Belgrad'da... Devamı için tıklayınız

"Asıl acı olan, suya sabuna dokunmadan gölge dövüşü yapmaktır. Kerhen toplumsal eleştiri yapmak; 'kurumlar iyi de kimi yamuk tipler var' demektir. NSU davasında gün yüzüne çıkan polis-devlet-Naziler ilişki ağının gözden kaçırılarak, iki kafadara faturanın çıkartılması gayretidir. Acı olan budur."

Alman sineması, Günter Grass'ın Teneke Trampet romanında büyümeyi reddeden kahramanı Oskar Matzerath gibi, eril ama güdük kalmıştı.

Ticarî kaygıyı dindirme hedefli olduğundan kuşku... Devamı için tıklayınız

1970’li yılların İtalya'sında, yaratıcılıkları ve deneysellikleri ile diğer müzisyen ve grupları geride bırakmayı başarabilmiş ender gruplardan bir tanesidir Gli Area... Dönemin en politik grubudur. Progresif rock anlayışının sınırlarını zorlamıştır. Bu nedenle müzikal ve teknik anlamda çıtayı oldukça yükseğe taşıdığı kabul edilir. Akdeniz ve Balkan melodileri ile free jazz öğelerini başarılı bir şekilde harmanlamış olan grubun en büyük şansı ise benzersiz bir vokalist ve müzisyen olan... Devamı için tıklayınız

Pages