Kent Kültür Sanat

Roland Barthes bir zamanlar “Gangsterler ve tanrılar konuşmaz, kafalarını sallarlar ve ne olacaksa olur” demişti. Cumhuriyet tarihimizde de buna benzer bir süreç yaşandı ve hâlâ yaşanmaya devam ediyor. Türkiye aydın hareketinden bahsediyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınıfsal karakterinin Türkiye aydın hareketine biçtiği rolden. Yalnız, Barthes bir noktayı gözden kaçırmış: Kavramları tarihsellikleri içinde değerlendirme zorunluluğunu.

Yaşadığımız topraklar açısından imparatorluktan... Devamı için tıklayınız

Sanat, sermaye ve diğerleri...

Türkiye’de yaklaşık son 20 yıldaki değişimlerden çağdaş sanat da nasibini haliyle aldı. Artık sanat, tarihindeki külliyattan ayrılarak şekillenen, dallanıp budaklanan, içinde bulunduğu toplumda herhangi bir hareketi tetiklemeyi amaçlamayan, sadece satışa odaklı başarı kriterlerinin akıl almaz boyutlarda satışlara endekslendiği bir alan. Sadece sermaye kurumlarının güdümünde iktidarın dilini kuvvetlendirmek üzre şekillenen bu sanat alanı, çoğu sanatçı... Devamı için tıklayınız

Belki 35 yıl önce öyleydi. Ama artık öyle değil. Küba Devrimi ve liderleriyle ilgili güneşin aydınlatmadığı hiçbir sır, giz, taktik ve hatta özel durumlar (!) kalmadı. Hoş, Küba Devrimi’nin en ayırt edici ve halkının gözünde saygınlığını daim kılan niteliği, önderliğin şeffaflığı olmuştur ta başından beri. Yani, 35 yıl önce haydi haydi. Bunu dışarıdan bilmek kolay değil elbette; hele kavrayabilmek hiç değil. 

Eğer anlamak, anlamak istemek ciddi bir kaygıysa, ciddi fedakârlıklar... Devamı için tıklayınız

“...Soracaksınız: Şiiri neden

düşleri anlatmıyor, yaprakları
ve büyük yanardağlarını anayurdunun?...”

 Sahi Pablo Neruda şiiri düşleri anlatmıyorsa neyi anlatıyor? Ya da şair ısrarla düşleri anlatmadığını vurgularken, şiirlerinde düşlerden başka bir şey bulamayanlara ısrarla anlatmak istedikleri ne? Şiirlerinde İspanya İç Savaşı'nı, devrimcileri, Şili halkını, mücadeleyi ve tüm bunları kimin için yazdığını anlatır da Neruda; görmek istemeyen göz, duymak istemeyen kulak... Devamı için tıklayınız

Ormanda ağaç parçaları toplayan yoksulların üzerine atlı polislerin acımasızca saldırma sahnesi ile başlayan Genç Karl Marx (Der Junge Karl Marx) filmi, 67. Berlin Film Festivali'nde prömiyerini yaptıktan sonra, 2 Mart'tan itibaren Alman izleyici ile buluştu.

Filmde Karl Marx'ı August Diehl, Friedrich Engels'i Stefan Konarske, Jenny von Vestfalya'yı Vicky Krieps canlandırıyor.

Genç Karl Marx filmi, Marx'ın yaşamını merkeze alan 1843 – 1848 yıllarını konu... Devamı için tıklayınız

Herhangi bir dönemin ya da tarihsel kesitin analizi pek çok farklı kıstas üzerinden yapılabilir. Söz konusu analizin alt başlıkları arasındaki tasnif ve kategorileştirme çabaları, her ne kadar bir ayrımlaştırma uğraşı olarak görülse de esas itibariyle ideal bir netlik ve yalınlaştırma amacı güder. Oysa gerçek durum, tasnif aşamasında ayrıştırılan öğelerin kendi aralarındaki ve bütünle olan ilişkileriyle anlam kazanmaktadır.

Son dönemin de aynı şekilde alt alta sıralayabileceğimiz... Devamı için tıklayınız

Oyuncu Şener Şen, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat ödüllerinden sinema dalı ödülünü aldı. Ödül üzerine çokça konuşuldu, tartışıldı. Kalan birkaç boşluk da bu yazının konusu olsun.

Ödül töreninde çekilmiş bir fotoğrafta Şener Şen ve Recep Tayyip Erdoğan seyircilerin arasında oturuyorlar. Şener Şen’in yüzünde ve oturuşunda kendine güven hâkim. Koltuğunu kaplayarak oturmuş. Yüzünde hafif bir gülümseme. Sanki “bu benim aldığım ilk ödül değil, son ödül de olmayacak, değerimin farkındayım... Devamı için tıklayınız

Aydınlanmanın ne olduğunu tek cümleyle anlatmamı isteseler sanırım Kant'ın, zaten başlığı da “Aydınlanma Nedir?” olan, o ünlü makalesindeki tanımı yapardım; aklını kullanma cesaretini göstermek.  Aydınlanmanın bu en özlü anlatımını Taylan Kara'nın İzmir Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'ndeki konuşmasının kaydını [1] izlerken hatırladım. Edebiyat alanındaki çürümeye odaklanan konuşmasında, çürümenin ülkemizdeki yansımalarını detaylandırırken, ideolojik zeminine (ya da bataklığa) pek fazla... Devamı için tıklayınız

“Aslı’ya arkadaş olmak yetiyor mu?” diye sormuştuk.

Cevabı bugün bir kez daha açıktır: Yetmiyor.

Tutukluluğu süresince maruz kaldığımız Aslı Erdoğan’a laf söyletmeme tavrı tahliyesinden sonra da devam ediyor. Tabii buna şaşırmak olmaz. “Kör ölür badem gözlü olur” derler. Aslı Erdoğan’ı sahiplenen kesimin Yılmaz Erdoğan reflekslerini hatırlayalım. Yılmaz... Devamı için tıklayınız

Festivalin kahramanı mı olur demeyin. Bu festivalin var ve açılış konuşmasında bu “festival kahramanı” kararının ne kadar anlamlı olduğuna herkesi bir kez daha ikna etti festival direktörü Iván Giroud. Yaklaştığı hissedilen, bilinen ama hiç istenmeyen bir kaybın hemen sonrasında, her sene olduğu gibi aralık ayının başında, 8- 18 Aralık 2016 tarihinde Havana’da 38.si... Devamı için tıklayınız

Pages