Kent Kültür Sanat

"Gözlerini aç. Nefes al. Nefes ver. Fazla toz var. Yine de nefes alabiliyorsun. Güzel başlangıç. Vücudunu gözden geçirmen lazım. Karanlık. El yordamıyla yap. Kanaman yok. Bacaklarında bir ağırlık. Olsun. Boynundan yada başından darbe almamışsın ya. Durum tespiti yapana kadar sabret."

Gözlerimi açtım. Nefes aldım. Nefes verdim. Fazla toz var. Yine de nefes alabiliyorum. Çünkü güzel bir öykü, güzel bir başlangıç.

Temiz Kağıdı. Mustafa Çevikdoğan'ın ilk... Devamı için tıklayınız

"Bu film; mezar başlarında sessizce ağlayan, mahkumlar için kendilerini feda eden, karakollarda, hapishanelerde ve infaz mangaları önünde hayatını yitiren tüm kadınlara bir saygı duruşudur."

Üç yıl süren İspanya iç savaşından sonra Franco rejiminin ikinci yılında, Kasım 1940’da  Madrid’de bir hapishaneye açar vizörünü yönetmen Benito Zambrano. Rahibe kadınların, günahkar kulları bağışlaması için "kadınların en mübareği" diye seslendikleri Meryem’e yakarışlarını duyarız. Bir... Devamı için tıklayınız

Sağınızdan solunuzdan sizi buz gibi kuşatan, ağzınızda metal tadı bırakan markalı giyim kuşam mağazalarının arasından geçip ulaştığınız ve birden çığlık atacak kadar sizi sevindiren geçen yüzyılın başlarında inşa edilmiş  bir  muhteşem yapı Elhamra. Kütüphane ve sinema geçmişini aklınızda tutarak baktığınızda en çok opera sahnelemeye yakıştığını düşündürten,  neredeyse minyatür, sıcacık bir mekana kavuşmak ne harika bir his. Hele bir de J.S.Bach’ın Kahve Kantatı  ve yanında şekerleme... Devamı için tıklayınız

Bir kuşağı anlatabilmek kuşkusuz oldukça zor bir iştir. Hele ki bu kuşak büyük iddialarve büyük mücadelelerle tarihe kazınan, bu cüretinin bedeli olarak türlü işkenceleri, yargısız infazları, darağaçlarını göğüslemiş bir kuşak ise işler daha da zorlaşır.Tahmin etmişsinizdir, bahse konu olan 68 kuşağıdır. Bildirileri, teorik yazıları, parti programları da vardır onların -ki bunları incelemek de mutlak gereklidir- ama kabul edelim, tarihin o denli hızlı aktığı, ilişkileri, çelişkileri ile... Devamı için tıklayınız

Kadıköy’deki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yaklaşık on hafta boyunca devam eden Shakespeare Atölyesi’nin ardından, çalışmanın amacı, Shakespeare’in hangi oyunlarının nasıl okunduğu ve en önemlisi, atölye katılımcıları tarafından ortaya konulan emek, dibe vuran bir çağın ne ölçüde aydınlıklara gebe olduğunu kanıtlar nitelikte.

Shakespeare’in yapıtlarındaki olay örgüsü içinde yok yoktur: cinayetler, yanlış anlaşılmalar, kılık değiştirmeler, savaşlar, düellolar, ticari anlaşmalar,... Devamı için tıklayınız

Reyhan öğretmenin sesi kulaklarımdan hiç silinmiyor.  Lise yıllarının müzik dersleri hep aklımda.  Müzik odasındaki derslerde portatif piyanosuyla bize büyük eserlerden pasajlar çalar, çeşitli plâklar dinletir, daha önce öğretmiş olduğu klâsik müzik bestecileri ve onların büyük eserleri hakkında kısa sorular sorardı. Bunların hepimizin hafızasına âdeta kazınması için bıkmadan uğraşırdı. O sordukça, biz bir ağızdan cevaplardık:

-Bedrih Smetana’nın en önemli operası?

... Devamı için tıklayınız

Bahtiyar Kaymak’ın adını Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nü aldığı 2002 yılında duymuştum. Ödül kazandığı “Duman Kulübü” adlı kitabında; “vardığım / acı bilinç / hoşnut değilim senden” diyordu.

"Duman Kulübü" görmezden gelindi; onun üzerine yazılmış hiçbir yazıya rastlamadım. Bahtiyar Kaymak’ın dergilerde birkaç şiirini okumuştum. Kuytuda kalmayı özellikle ister gibi, bir dönem imzasını “Baht” diye atıyordu. İkinci kitabı “Kara Delik” çıktıktan sonra Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür... Devamı için tıklayınız

"90'lı yıllar dünyada artık eskiden yaşandığı gibi yaşanmasının olanağının kalktığı yıllardır. Sosyalizmin dünya üzerindeki belirleyiciliğinin bu yıllarda sona erdiğini biliyoruz. Dolayısıyla Elias Rukla'nın toplumun dışına düştüğü tarihle sosyalizmin hegemonyasının sona erdiği tarihlerinin çakışması elbette tesadüfle açıklanamaz." 

... Devamı için tıklayınız

 

Gecekonduların yıkılıp kent merkezlerindeki arazilerinin rant paylaşımına konu olduğu bir dönemde “Hangi gecekondular?” ya da “Gecekondu mu kaldı ki kahramanları olsun?” sorularını sorabilirsiniz. Her ikisinde de haklısınız. Fakat benim bu yazıda niyetim, bir sosyal olgu olarak artık tarih sahnesine gömülmekte olan gecekonduları tartışmak değil. Ben bu yazıda Türk sinemasının ilk üçlemesi olan, Ömer Lütfi Akad’ın Gelin, Düğün, Diyet filmlerini tartışmak, bir düşünce adamı olarak... Devamı için tıklayınız

Tuğrul Keskin usta bir sözcük emekçisi. Sözcükleri kendi anlamlarının da ötesinde çağrıştırdıklarıyla alıp işliyor ve onları kardeş sözcüklerle buluşturuyor. Hangi sözcüğü hangi sözcükle yan yana getirdiğinde kıvılcım çıkartacağını çok iyi biliyor. Bazen arkaik sözcükleri bulup çıkarıyor, onların yüklü çağrışımlarından egzotik tınılar sunuyor. On beşinci kitabının adını koyarken de yalnız başına kıvılcım çıkartabilecek güçte bir sözcüğü seçmiş; Kavil.

Haksızlığa uğramış ve unutulmuş... Devamı için tıklayınız

Pages