Kent Kültür Sanat

Nâzım’ın romanı, 2013 yılında, Rusya’da, sonundaki şiirde “Komünistim” dizesiyle yayımlanmış.

Türkiye’de, “Emekçiyim” dizesiyle yayımlanırken yapılmış bu.

Ve 2013 Rusya basımında şiirin tamamı,  tıpkı Fransa 2002 basımında yapıldığı gibi, kitabın arka kapağına taşınmış:

Komünistim,

Sevdayım tepeden tırnağa,

              sevda: görmek, düşünmek, anlamak,

              sevda: doğan çocuk, yürüyen aydınlık,

              sevda: salıncak kurmak... Devamı için tıklayınız

Nâzım’ın romanı, İtalyancaya ilk kez 2010 yılında çevrilmiş görünüyor. Sonundaki şiir de, Türkiye’deki basım gibi: “Emekçiyim”. İtalyancası ile: “Un proletario io sono”. Kitabın künyesinde Mehmet Hikmet ile YKY’nin adları var. 

Romanın bir de 1995 tarihli bir Hollanda dili basımı var, bu da aynı şekilde: “Emekçiyim”. Künyesinde Mehmet Hikmet’in adıyla birlikte. 

*

Almanca çevirinin tarihi 1984 yılına uzanıyor. Ardından, 1988 ve 2008 yıllarında da basımlar yapılmış. Bütün... Devamı için tıklayınız

Nâzım’ın romanı Arap diline, bilebildiğimiz kadarıyla, ilk kez 1990 yılında Lübnan’da çevriliyor. Beyrut basımlı bu çevirinin sahibi, Hişam Al Kurvi. Çeviri, romanın Fransızcasından gerçekleştirilmiş. Yayınevi, Dar’ul Farabi. Romanın sonundaki şiirde dize, “Komünistim” şeklinde.

Roman, Arapçaya 2016 yılında bir kez daha çevriliyor. Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılan bu yeni basım  Sefsafa Yayınevi’nden yayınlanıyor. Çevirmen Ahmed Mourad’ın , çeviriyi Türkiye’deki basımı esas alarak... Devamı için tıklayınız

“…koğuşun dip tarafında yatan doktor bize örgütlenmemiz gerektiğini söylediğinde haklıydı, gerçekten de bir örgütlenme sorunu söz konusu bizim için, önce beslenme, sonra örgütlenme, ikisi de yaşamda en gerekli şeyler, belirli sayıda disiplinli ve bizi bütün bu söylediklerimiz konusunda disiplin altına almayı bilen kişiler seçmek…”.

“Bir körler toplumu yaşamını sürdürebilmek için nasıl bir düzen kurabilir, Örgütlenerek, örgütlenmek bir bakıma görmeye başlamak demektir”.... Devamı için tıklayınız

Agniezska Holland’ın yeni ve ödüllü filmi “İZ (Pokot)”, Başka Sinema kapsamında Türkiye’de de çeşitli sinemalarda gösterime girdi. Film, şehirden uzak bir küçük kasabada yaşayan kadın kahraman karakteri üzerine kurulu. Burada “kahraman” kelimesi özellikle önemli çünkü film boyunca bir kahraman yaratma çabası söz konusu. Kahramanımız Janina’nın yaşadığı yer kasabaya yakın bir bölgede, birkaç evden oluşan kırsal alan. Dağlık ve ormanlık bir arazi olması nedeniyle vahşi yaşamın her türü bu... Devamı için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” (1) romanını, duygusunda ve düşüncesinde Nâzım’ı kaybetmeden Yunancaya çeviren Kostas Kotzias’ın mücadele ve direnişle geçen hayatı ve bu hayatın eserlerine yansıması dikkat çekiyor.

Çevirmenliğinin yanı sıra, modern Yunan edebiyatının İşgal, Direniş ve İç Savaş dönemlerini yaşayan “1945 kuşağı” (2) yazarları arasında yer alan Kotzias’ın ikisi ödüllü beş romanı ve özellikle tiyatro alanında kaleme aldığı sayısız köşe yazıları... Devamı için tıklayınız

Nâzım’ın romanı Yunancaya ilk kez 1978 yılında Yunanistan Komünist Partisi (KKE) üyesi yazar Kostas Kotzias tarafından çevrilmiş. Sonraki yıllarda, aynı çevirinin yeni basımları da yapılmış. Kotzias romanın Yunancaya çevirisi için Fransızcasını esas almış. Böylece, “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”in sonunda Nâzım’ın şiiri, Fransızca basımda olduğu gibi Yunancada da, “Komünistim” şeklinde, doğru haliyle yayımlanmış. 

Sonra, 2015 yılında, romanın yeni bir çevirisi ve basımı yapılmış.... Devamı için tıklayınız

Amsterdam’daki Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü’nde yer alan TKP arşivinde, Nâzım’ın romanının üç el yazması kopyası var.

Enstitü’deki el yazmalarının ait oldukları tarihlerin bilgisi kesin olarak mevcut değil , ancak bazı çıkarımlar yapılabiliyor.  Bu kopyalardan birinin sonunda şiir yer almıyor ve son sayfaları, diğer iki el yazmasından ve romanın bildiğimiz basılmış halinden oldukça farklı pasajlar içeriyor. Diğer iki kopyada, hem şiir romanın sonunda mevcut, hem de bu kopyalar... Devamı için tıklayınız

Gerçeğin tohumu düştür, toprağı ise; umut, inat ve emek. Önce düşleriz ve onu gerçekleştiririz, sonra kazandığımız özgüvenle yeni düşler kurarız. Düş ile gerçeğin diyalektiğidir bu. Bunu romanımızın kahramanı Estaban Montejo’nun cümleleriyle söyleyelim: “Şeyler öyle çıkmazlar, hiçlikten, hayal eden biri onu bir şey gördüğünden yapar. Bir defasında kocaman bir ağacın hayalini kurdum ve düşünmeye koyuldum, barakamın kapısı önündeki bir kapok ağacı önünde oturuyordum.” (sayfa 208). “Bir Kaçak... Devamı için tıklayınız

Eğitimciliğini, yazarlığını, yayıncılığını sosyalizme adamış Yusuf Ziya Bahadın’lı 90 yaşında.

İnsanlık tarihi için çok kısa ama Türkiye toplumunun aydınlanma süreci için uzun ve güzel bir adanmışlığın temsilcisi olan Yusuf Ziya, 9 Eylül 1927’de Yozgat-Sorgun’a bağlı Bahadın köyünde dünyaya gelir. İlkokulu kendi köyünde, ortaöğrenimini Pazarören Köy Enstitüsü’nde tamamlar. Çocukluğunda ve ilk gençliğinde Alevi-Kızılbaş kültürünün güzel örneklerinden birinin yaşandığı Bahadınlı olmanın... Devamı için tıklayınız

Pages