Dünyayı Verelim Çocuklara

Geçtiğimiz haftasonu acaba gerçekten yapabilir miyiz sorusuna yanıt aradığımız bir gece geçirdik. İki çocukla birlikte tamamı genç ve bekar insanlardan oluşan bir toplulukla Van Gölü kıyısında kamp yaptık. Sadece bir sırt çantasıyla kampa katılan arkadaşlar bizi ellerimizde bavullar ve çocuklar ile görünce oldukça şaşırdılar ama azmimizi tebrik etmekten de geri durmadılar. Sağolsunlar.

Hepyapmakistenilenamaaslayapılmayan listemiz çocuklarla birlikte oldukça kabarıyor. Hele... Devamı için tıklayınız

Zamanın Nuri Bilge Ceylan filmlerindeki gibi yavaş ve insanı huzursuz edecek dolulukta yaşandığı bir Anadolu kasabasında tanık olduğum duruşmadan bahsetmek istiyorum size.

En büyüğü 20 yaşında ve engelli olmak üzere 3 kızına yıllardır cinsel istismarda bulunan bir babanın yargılandığı davanın mimarı ortanca kız ve tabi ki bu türden dosyaların gönüllü savaşçısı sevgili karım Avukat Müjde.

Tanıklığımdan çıkardığım sonuçları peşinen paylaşmak isterim. Travma insanı epeyce... Devamı için tıklayınız

Göç; evini, yurdunu geride bırakıp gitmek.

Göç; tarihine veda etmek, yeni ve bilinmez bir dünyaya ürkek adımlar atmak. Geride kalanın hüznü ile gelecek olanın kaygısını aynı anda içinde taşımak.

Göç; her şeye rağmen gitmek zorunda olmak ve yaşama yeniden tutunmak.

İnsan, doğduğu andan itibaren çevresiyle kurmuş olduğu ilişki ağı içinde yaşamına anlam kazandırır. Karnı doyuyor, ilgi görüyor ve seviliyorsa kendini güvende hisseder. Ebeveynleri de kendilerini güvende... Devamı için tıklayınız

Işıltılı bir kolye, mikser, el blenderı ya da tencere seti mi geçiyor aklınızdan?

O halde zihniniz fena halde esir alınmış demektir. Kadınları anneliğe, anneliği de ev ve mutfak işlerine indirgeyen zihniyetin başarısı, kapitalizmin tüketim fırsatçılığıyla birleşince zihninizin istila edilmemesi çok zor. Ancak akıntıya kapılmamak için kendimizi ve birbirimizi çimdiklemekle, yan yana durmakla mümkün zihnimizi, insaniyetimizi, yaratıcılığımızı korumak… Bunun için buradayız. 

... Devamı için tıklayınız

Bu aralar beni en çok zorlayan konu olduğundan olsa gerek ödevler üzerine yazmak istedim. Zira yapılmamış her sayfa ödev ebeveynin kalbine saplanan bir bıçak gibi acıtıp duruyor.

Ödev TDK'nin sözlüğünde "Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe" olarak tanımlanmış. Yani toplumsal sözleşmenin çocuğumuza biçilen kısmı da diyebiliriz. Her yaşın bir vazifesi var çocuğum, sen de okuluna gideceksin, uslu bir... Devamı için tıklayınız

   “ Yarı tanrı Prometheus, insanlar sefalet sürerken tanrıların ateşi sadece kendilerine saklamalarına razı gelmez. Bir gün Olimpos’un tepesinden ateşi çalar ve insanlara getirir. Öfkeden deliye dönen Zeus, Prometheus’ u sonsuz bir işkenceyle cezalandırır. İnsanlardan intikamını almak için ise bir kadın yaratır; Pandora. Asla açmamasını söyleyerek Pandora’ ya bir kutu verir. Pandora kutuyu açar ve tüm kötülükler dünyaya saçılır. Kin, nefret, riya, yalan, kibir. Son anda Pandora kutuyu... Devamı için tıklayınız

Referandum öncesi siyasi mesaj verme çabasını çocuklarımızı bu koşullarda yetiştirirken yaşadığımız kaygı ile birleştirmeye çalışan yazımıza hoşgeldiniz. Referanduma dair tartışmamız şimdilik bir yana kalsın ama bir dostun kızına doğumgününde Ataol Behramoğlu'ndan

"Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım

Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil

Zulmün önünde dimdik tut onurunu

Sevginin önünde eğil kızım..."

diye yazması ile yazının yazılma motivasyonu... Devamı için tıklayınız

Hiçbirimiz her zaman en tahammüllü, en neşeli ve enerjik ebeveynler değiliz. İster istemez yoruluyoruz, tükeniyoruz. Hele de yoğun çalışma koşullarının getirdiği yüklerle başa çıkmaya çalışırken, gündemin boğuculuğunda, akşam eve enerjimiz ve sabrımız tükenmiş halde dönebiliyoruz. O yükler örneğin sağlık sektöründe her geçen gün anlamsızca artarken sağlık da sağlık personelinin koşulları da kötüleşiyor.

Ama gel gör ki, patronlara, hocalara, hastalara, öğrencilere oflamak ne mümkün.... Devamı için tıklayınız

Geçen hafta bloğumuzda yayımlanan “Al Sana Survivor” başlıklı yazıyı okuyup da,  günümüzde çocuk ve ebeveyn olmanın ne kadar güç bir iş olduğunu düşünmeyen var mı bilmiyorum? Çocukları televizyondan, , bilgisayardan, saçma sapan bir kültürden, eğitim sisteminin bizzat kendisinden, kapitalizmin saldırganlığından nasıl koruyacağız? Nasıl oldu da kendi doğası yaşama bu kadar merak ve tutkuyla bağlı çocuk denen varlık, makinelere bağlı bir robota dönüştü?

... Devamı için tıklayınız

Malum çocuklar heyecan seviyor. Televizyonda en çok izlenen heyecanlı ve çekişmeli program ise tropik bir adada kıyasıya yarışan genç insanların adada kalma mücadelesini anlatan Survivor. Ne zaman kızımı bu programı izlerken görsem içim kan ağlıyordu. Çünkü kendisi hoplaması zıplaması gereken kızım koltuğa jöle gibi yayılarak bir grup insanın hoplayıp zıplamasını izlemeyi tercih ediyordu.

Bu yürek acısına daha fazla dayanamadım ve evde benzer bir parkur kurup hep birlikte yarışmayı... Devamı için tıklayınız

Pages