Diren Terazi

Avukatlığı sık sık başka mesleklerle kıyaslıyorum. Her birinin belli bir alanı var ve o alanın dışında bir taleple bizimki kadar sık karşılaşmıyorlar diye düşünüyorum. Örneğin, hiçbir doktora bir hasta yakınının, ‘Kocam taburcu oldu, eve gelip bir ziyaret eder insan! Nasıl doktorluk bu’ diye kızdığını sanmıyorum. Aynı şekilde bir öğretmene ‘Kızım üniversite sınavına girerken sen rahat rahat evde oturmuşsun! Yakıştı mı hocam! Böyle mi olacaktı! Hadi sınav salonunun önünde bekliyoruz, çık gel... Devamı için tıklayınız

Avukatlık mesleğinin en enteresan yanı, her yeni gün bir öncekinden daha garip bir insanla tanışma olasılığının çok yüksek olması. Şizofreninden katiline, safından yalancısına, cimrisinden takıntılısına kadar her tür insan karşınıza çıkıyor. Gökhan Bey de bunlardan birisi. Gelgelelim, az bulunur bir dahi mi, yoksa tam bir deli mi olduğunu anlamam ne yazık ki biraz zaman aldı.

Bir arkadaş vasıtasıyla bize ulaşan Gökhan Bey, ilk görüşmede sadece okumam için dosya fotokopisini bırakıp... Devamı için tıklayınız

Geçenlerde baro servisinde karşılaştığım, mesleğe yeni başlamış iki avukat arkadaş, Çağlayan Adliyesi’nden Kartal Adliyesi’ne gidiyorlar diye bir alay söyleniyordu. Keşke tek adliye olsaymış da, bu kadar yol gitmek zorunda kalmasalarmış. Lafa karışmamak için kendimi zor tuttum. Bilmiyorlar sanırım ama birkaç sene önceye kadar İstanbul’da onlarca adliye bulunuyordu. Her ilçede adliye olması bir yana, bazılarında üçer dörder ayrı blok vardı. Öyle çok yakın da değillerdi bunlar. Kadıköy... Devamı için tıklayınız

Okuduğum günlük gazete, terör örgütünün gazetesiymiş. “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i tevkif edeceğiz” deyip, gazeteye gittiklerinde öğrendik. Sadece gazete olsa iyi. Dinlediğim radyo, izlediğim televizyon ve aldığım dergiler de terör örgütününmüş. Ya kapattılar ya da çalışanlarını içeri aldılar. Her an benim de terör örgütüne ait olduğum bilgisi gelebilir diye sürekli tetikteyim.

Diğer yandan, tanıdıklar “ülke karışık, olaylara karışma” falan deyip duruyor sürekli. Yahu ülke öyle bir... Devamı için tıklayınız

Doktor bir arkadaşınız olduğunu düşünün. Telefonla aradınız ve nerede olduğunu sordunuz. Mesai saatleri içerisinde alacağınız yanıt, ‘Hastanedeyim’, ‘Ameliyata giriyorum’ vs. olacaktır. Bu yanıtlar sizi heyecanlandırır mı? Hayır. Şaşırır mısınız? Hayır. Peki, benim ne günahım var?

Geçenlerde yakın bir arkadaşım aradı. Klasik, ‘Nasılsın, iyi misin?’ suallerinden sonra, nerede olduğumu merak etti. Müvekkili nezarethaneden alıp ifadeye çıkarmak üzereydim ve ağzımdan ‘Nezarethanedeyim’... Devamı için tıklayınız

Hukukçuların sürekli okuyan, eğitimli insanlar oldukları kesin. Ancak iş yoğunluğu gibi nedenlerle edebiyata zaman ayırma konusunda sıkıntılar yaşadıkları da bir gerçek. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabının şarkıcı Madonna’yı anlattığını sanan insanların yaşadığı güzel ülkemizde, en azından hukukçu dostlarımızın böyle hatalar yapmasını ve cahillikle suçlanmasını önleyebilmek için hukukla ilgili önemli kitapların kısa özetlerini yayınlamak istedik. “Bilmemek değil, öğrenmemek... Devamı için tıklayınız

Sürekli avukatlık işi olanlar, belli bir süreden sonra hangi avukatın hangi sorunları halledebileceğini ve bunlar için ne kadar ücret isteyeceğini üç aşağı beş yukarı tahmin etmeye başlarlar. Peki, ya olmayanlar? Tecrübesiz müvekkiller? İşte okumakta olduğunuz bu yazı, bilmediği lüks restorana gidip bir aylık maaşını bırakma potansiyeli taşıyan müvekkil adayları için yazılmıştır. Söyleyeceklerime kulak verin. Size kabaran bir şey var. Kabarık bir ücret yani…

1. Büronun ismi:... Devamı için tıklayınız

Diş ağrısından gebermek üzereyim. Tam iki hafta oldu. Önce ince bir sızı ile başlayan ağrı, an itibariyle tam bir kâbusa dönüşmüş durumda. Son kalan sinsi, namussuz 20 yaş dişi en arkadaki dişin altından bastırıyor da bastırıyor. Artık ağrıdan çenemi açıp kapatmak, bir şey yemek, çiğnemek mümkün olmayınca diş hekimine gittim. Diş hekimi arkadaşım. Dişçi fobim olduğunu iyi bilir. Ölçtü biçti, diğer dişlere sıra ile vurdu, sorunu anlayamadı. En son tüm çene röntgenimi çekti ve “Dişlerinde bir... Devamı için tıklayınız

Hasta ziyareti, doğum ziyareti, taziye gibi ziyaretler genellikle kısa olur. Öyle de olması gerekir. ‘Dur, kalbine giden hangi damarı değiştirdiler bir bakayım’ diyecek haliniz yok sanırım. Yersiz, sevimsiz, işgüzarca... Ya da taziyeye gittiğinizde, ‘Cenazeyi kaçırdık, çıkarın bir daha gömelim’ de demezsiniz. Başsağlığı diler evinize gidersiniz. Kısa sürer. Kısa sürmelidir.

Bence bayram ziyaretleri de kısa sürmeli. Ben, henüz yaştan kaynaklı ‘bayramda ziyaret edilen’ kategorisine... Devamı için tıklayınız

6 Eylül 2007 tarihinde 31 yaşında hayata gözlerini yuman Alex bir Afrika gri papağanıdır. Hayvan psikoloğu Irene Pepperberg tarafından yetiştirilen bu papağan yüzden fazla kelime dağarcığına sahip olup, insan dışında varoluşsal soru soran ilk hayvandır. Ölmeden önce sahibine söylediği son söz, “İyi birisin, seni seviyorum” olmuştur. Ölümünden dokuz yıl sonra, 16 Eylül 2016 tarihinde Facebook üzerinden papağanın bu son sözlerine dair yapılan paylaşımın altına Türkiye’den yorum yapan Bircan... Devamı için tıklayınız

Pages