Dile gelen

10 Mayıs 1933 gecesi, Berlin Opera Binası’nın önü… Milliyetçi öğrenciler ellerinde meşaleler, “Alman değerlerine karşı” olan binlerce kitabı yakmak için meydana gelmişlerdir. Kalabalığın içinden biri çıkıp kalabalığa hitaben “Sınıf mücadeleleri ve materyalizme karşı, milli toplum ve ideal bir hayat için! Marx ve Kautsky'nin yazmalarını alevlere bırakıyorum” diye seslenir ve kitapları ateşe atar. Ardından bir başka kişi, “Ruhu kemiren hareketli yaşama aşırı değer biçilmesine karşı,... Devamı için tıklayınız

Erdoğan, artık kendisinin bile “Kaçak Saray” olarak adlandırdığı mekânda, muhtarlara hitaben konuşurken, HDP'ye parti demeye dilinin varmadığını, onları organizasyon olarak adlandırdığını ifade etmiş. Erdoğan’ın HDP’yi organizasyon olarak adlandırmasını Demirtaş da onaylamış, ancak organizasyon olmanın şirket olmaktan farklı olduğuna vurgu yaparak. Erdoğan, AKP için dilinin neye vardığından söz etmemiş, onu da biz ekleyelim, AKP’ye teşkilat... Devamı için tıklayınız

Davutoğlu AKP'nin seçim beyannamesini açıklarken, her zamanki gibi bu ülkenin aydın ve entelektüellerine de sesleniverdi. Bir de Şeyh Edebali'den “İnsanı yaşat ki devlet de yaşasın” alıntısını yaptı. Bu iki sesleniş bir araya gelince, aklıma bir aydın-akademisyen-devlet ilişkisi düşürdü.

Şimdi, bir akademisyen adayı olarak soruyorum: “Aydın” a seslenen iktidar partisi genel başkanı, “akademisyen” e de sesleniyor mu? Memlekette 2000'li yıllar düşününce, aydın ve akademisyen kavramları... Devamı için tıklayınız

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi rektörü Sedat Laçiner doğru söylemiyor. Üniversite kampüsü içine camiler ve mescitler inşa ettiğini iddia ediyor. Dört yıl içinde 53 mescit açtığını, Ocak 2015’te açılan ilk caminin ardından yıl sonunda cami sayısının üçe ulaşacağını söylüyor. Ancak söyledikleri doğru değil, Laçiner üniversite yerleşkesine cami falan inşa etmiyor. Eğer üç... Devamı için tıklayınız

Şu kaynayan kurbağa anekdotunu bilirsiniz. Hani kaynayan suya atılan kurbağanın zıplayıp kaçacağını, ancak soğuk suya konup yavaş yavaş kaynayan suda neler olup bittiğinin farkında olmayan kurbağanın kaynayan suda öleceğini anlatan ünlü anekdot. Deneysel olarak gerçekliği kanıtlanmış mıdır bilmiyorum, zira bazı biyologlar böyle bir şey olmaz diyorlar. Ancak yine de insanların yavaş yavaş gerçekleşen değişikliklere karşı tepkisizliğini anlatması bakımından güzel bir anekdot. Belki de kendi... Devamı için tıklayınız

Geçen hafta gazetelerde Yıldırım Beyazıt Medresesi’nin Bilkent Külliyesi’nde el öpmek için çırpınan bir müderris gördük. Gazetede yazılanlar doğruysa, Mekteb-i Hukuk-i Sultani’nin başıymış bu zat, zor tutmuşlar kendisini. Üst düzey zevatın, tüm müderrislerin ve talebelerin önünde illâ da Erdoğan’ın elini öpeceğim diye tutturmuş. Öptürmemişler.

Yıldırım Beyazıt... Devamı için tıklayınız

George Orwell, 1949 yılında yayımladığı ve son derece otoriter bir rejimi anlattığı “1984” adlı romanında, Okyanusya diktatörlüğünün geleceği için insanların dil yeteneğinin olabilecek en aşağı düzeye getirilmesi gerektiğini, bunun için de sözcüklerde ve anlamlarında bazı kısıtlamalara gitme gerekliliğini yazıyordu. Okyanusya’nın dil politikasına göre, söz gelimi özgür gibi ideolojiye ters düşen bazı sözcükler –bazı kolaylıklar sağladıkları için– dilden atılmamış, ancak hoşa... Devamı için tıklayınız

Erdoğan, TÜBİTAK 2014 Yılı Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri töreninde Türkçenin sözvarlığının bilim yapmak için yetersiz olduğunu, bu nedenle de ya Osmanlıca ya da İngilizce, Almanca, Fransızca sözcüklere başvurmak gerektiğini söyledi. Böyle diyorsa Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde TDK tarafından yayımlanan ve 107 bin dolayında terimi kapsayan terim sözlüklerinden habersizidir. Türkiye’de Türkçe bilim yapan bilim insanlarının farkında değildir. Hatta o konuşmayı yaptığı kurumun,... Devamı için tıklayınız

“Diglossia” ya da ikideğişke durumu, tek bir toplumda iki farklı kodun bulunma durumunu ifade eder. Söz konusu iki kod, iki ayrı dil olabileceği gibi, aynı dilin iki farklı değişkesi de olabilir. Söz gelimi, günümüzde Mısır’da “Arabiyyet-ül fushâ” olarak adlandırılan “Fasih Arapça” ya da “Klasik Arapça” üst değişke olarak kullanılırken, “Mısır Arapçası” olarak adlandırabileceğimiz dil, bu ülkede alt değişke olarak konuşulur. Bu iki değişke birbirinden hayli uzaklaşmış durumdadır.

... Devamı için tıklayınız

İlk adım "Osmanlı Türkçesi" dersinin Sosyal Bilimler Liselerinde zorunlu, diğer tüm liselerde de seçmeli olarak okutulmasıydı. Bir yıl önce bu adım atıldı. İkinci adım, bu dersin zorunlu bir ders olarak tüm liselerin öğretim programlarına alınmasıydı. İlk adımın atılmasından bir yıl geçmişti ki geçen hafta, 19. Milli Eğitim Şurasına bu öneri getirildi, ama olmadı. Hali hazırda Sosyal Bilimler Liselerinde zorunlu, diğer tüm liselerde de seçmeli olarak okutulan bu dersin tüm liselerde değil... Devamı için tıklayınız

Pages