Bilimin İzleri

Bilim tarihinde önemli işler yapmış öyle kişiler vardır ki hiç kimse onları tanımaz. Aslında bu kişiler için bilinçli bir biçimde unutturulmuştur demek daha doğru olur çünkü genellikle otoriteyle ciddi sorunları olmuştur. Tokatlı Lütfi veya Sarı Lütfi adlarıyla da bilinen Molla Lütfi bunlardan biridir. 

Molla Lütfi 15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıt dönemlerinde yaşamış, döneminin ünlü bir matematikçilerdendir. Sinan Paşa’nın ve Ali Kuşçu’nun öğrencisi olmuş, Ali Kuşçu’... Devamı için tıklayınız

Bundan 70 yıl önce, 1Ekim 1946’da Nürnberg mahkemesi sonuçlanmıştı. Nazilere verilen cezalar bir yana, bu mahkemenin sonunda yayınlanan ve insanlığa karşı işlenen suçları belirleyen ilkeler, belki de mahkemeden daha çok bilinir hale gelmişti. Nürnberg ilkeleri diye anılan bu metin günümüzde etiğin temelini oluşturmaktadır.

Mahkeme sırasında insanlar üzerinde yapılan deneylere (bunlara deney değil işkence demek gerekir aslında) ait çok sayıda itirafta da bulunulmuştu. Örneğin, 1939... Devamı için tıklayınız

Bu köşede bilimde yöntem sorunu üzerine çokça yazı yazdım. Doğal olarak diyalektiğin çeşitli yönlerini bilim açısından gözden geçirdim. Sanırım eksik kalan tek nokta diyalektiksiz materyalizmin olup olamayacağı sorunsalı oldu.  Pozitivizmle aramızdaki esas farkı belirlemede de bunun çok önemli olduğu kanısındayım.

Doğrudan söylemekte yarar var: diyalektik olmaksızın materyalizm sadece ve sadece dürüstlük ve teknik olarak da veri toplayıcılığından öteye gitmez. Evet, veri toplamak da... Devamı için tıklayınız

Biliyorsunuz, aşırma veya Arapça olmasına karşın daha fazla bilinen adıyla intihal akademik yaşamda işlenebilecek en önemli suçlardan bir tanesidir. Başka birisine ait eserin tümünü veya bir kısmını kaynak göstermeden, kendi fikri ya da eseriymiş gibi yayınlamaktır. Yani, sözcüğün tam anlamıyla hırsızlıktır.

Konuya böyle girmemin nedeni son günlerde aşırma üzerine okuduğum iki kitap. Bu kitaplardan bilime ilgi duyan kişilerin haberdar olmasını önemli görüyorum

Kitaplardan ilki... Devamı için tıklayınız

Akademinin değişmez konularından bir tanesi de tez hazırlama sorunudur. İster yüksek lisans, ister doktora, isterse tıpta uzmanlık tezini hazırlıyor olsun, hep tez konusu arayan, tezini yetiştirmeye çalışan, yazım aşamasında olan, süresini uzatmaya çalışan adaylar vardır ortalıkta. Aslına bakarsanız akademinin ve bilimin itici gücü de bu çalışmalardır; tabii elbette doğru yönlendirilmesi koşuluyla.

Tezin hazırlaması sırasında ortaya çıkan sorunların nedeni olarak tezin finansmanı, iyi... Devamı için tıklayınız

Ahmet Çınar geçen haftaki soL yazısına şöyle başlamıştı: “Var sayalım 15 Temmuz akşamı darbe girişimi, girişim olmaktan çıktı ve gerçekleşti, Tayyip Erdoğan saltanatı yerle bir oldu… Var sayalım Tayyiban ordusunun yerine Fethullahî ordu her şeye hâkim oldu. Ne olacaktı? Ne değişecekti?”

Elbette hiçbir şey; ekonomi, iç politika, dış politika….Hepsi aynı kalacaktı. Temel olarak aynı sınıfın temsilcisi olan iki kliğin politikalarının da farklı olmasını beklemek zaten mantık dışıdır. Yine... Devamı için tıklayınız

Günlük soL gazetesi ve devamındaki sitelerde 100 civarında popüler bilim yazısı yazdım ama ilk kez yazmada bu denli zorlanıyorum. Daha doğrusu içimden yazmak gelmiyor. Nasıl gelsin ki? Önce birileri askeri darbe yapmaya kalkıyor, sonra diğerleri darbe başarıya ulaşmış gibi darbe sonrasını yaşatıyor ülkeye. Sokakta şeriat isteriz diye bağıranlar mı ararsınız, toplu ulaşım araçlarında kimlik kontrolü yapan polisler mi aradığınız, yurtdışına çıkış yasaklarını mı, bir emirle neden diye sormadan... Devamı için tıklayınız

Bilim felsefesinin başlangıcı Aristotales’e kadar geriye götürülebilirse de, aslında bu konuda esas gelişmenin 1900’lü yıllarda, hatta 1900’lü yılların ikinci yarısında yaşandığı söylenebilir. Arada kalan dönemde  Newton’ın , Poincare’nin katkılarını da yadsımak kolay değildir belki ama 1950 yılından sonraki tartışmaların bilim felsefesi tarihinin en olgun tartışmaları olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Kimdi bu tartışmaya yapanlar, ya da kimdi bu dört atlı?  Öncelikle Karl Popper (1902-... Devamı için tıklayınız

Profesör sözcüğü bilim insanını tanımlamak için kullanılsa da, sözcüğün etimolojisinde öğretmenlik yatar. Bugün kimi dillerde, örneğin Fransızcada, her düzeydeki öğretmen profesör olarak adlandırılır. Tahmin ettiğiniz gibi, burada amacım sözcüğün kökenini tartışmak değil. Amacım öğretmenlikten bilim insanına geçişteki kopuştan söz etmek.

Çokça yazdım, bilgi üretimi bir görev olarak üniversitenin ilk ortaya çıkışından beri en önemli işlevlerinden biridir. Ancak bu işlev üniversiteyi... Devamı için tıklayınız

Bilim tarihinin dönemlere ayrılmasında hiç anlayamadığım nokta, İslam bilimi veya İslam’ın bilime katkısı gibi bir dönemden bahsedilmesidir. Öyle ki, kimi Marksist bilim tarihçilerinin dönem sınıflandırmasında bile İslami dönem yer almaktadır. Bu arada, sakın bu dönemleme çabasının çok elemanlı olduğunu düşünmeyin; değişik çalışmalarda üç ila altı döneme ayrılmaktadır bilim tarihi ve bunlardan bir tanesi İslami bilim dönemi olarak gösterilmektedir. Yani bilimin gelişmesinin nerdeyse en az... Devamı için tıklayınız

Pages