Venezuela başkanlık seçimleri: Gerçek bir politik seçim

Gözlemciler ülkedeki politik havanın tüm seçmenleri kapsadığını, küçük kentlerde bile sokakların gün boyu müzik yayını yapan, el ilanı dağıtan, kapı kapı gezen gönüllülerle, ilan panolarının seçim sloganlarıyla dolu olduğunu dile getiriyor, ancak bu alanda da Chavista’ların gözle görülür şekilde daha aktif, daha çok ve daha heyecanlı oldukları ifade ediliyor.
Cuma, 05 Ekim 2012 13:36

7 Ekim Pazar günü Venezuela’da devlet başkanlığı seçimi yapılacak. Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) üçüncü dönem için başkan koltuğuna aday gösterdiği Hugo Chavez’in karşısındaki rakip Demokratik Birlik için Yuvarlak Masa (MUD) koalisyonunun sağcı adayı Henrique Capriles Radonski. Venezuela’daki başkanlık seçimi, çağımızın hâkim eğiliminin aksine Venezuela halkı için gerçek bir “politik seçim” niteliği taşıyor. 7 Ekim günü Venezuela halkının yapacağı tercih, kendi geleceği kadar bölgenin kaderi açısından da tayin edici olacak.

İlk kez 1999 yılında devlet başkanlığına seçilen Chavez’in geride bıraktığı on üç yıla bakacak olursak, dünyadaki neo-liberal akıntının tersine kamu sektörünün ekonomideki payını artıran, yoksul yanlısı politikaların ülkeye damgasını vurduğunu görüyoruz. 2001 yılında yeni bir anayasanın kabul edilmesinin ardından, 2005 yılında sosyalizmi, 21. Yüzyıl sosyalizmini benimsediğini ilan eden Chavez, yoksulların yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedefleyen ve eğitim, sağlık, konut, gıda gibi sayısız alana yayılan misyonları ülke genelinde kesintisiz şekilde uyguladı. Gereken kaynaklar ise başta petrol olmak üzere, telekomünikasyon, elektrik, bankacılık gibi stratejik sektörlerin tümüyle ya da kısmen devletleştirilmesi sonucunda yaratıldı.

Bu politikaların getirdiği ve PSUV’un seçim kampanyasında yaygın şekilde kullandığı broşüre yansıyan başarılardan bazıları şunlar: yetişkinlere ücretsiz okuma-yazma eğitimi sağlayan Misyon Robinson sayesinde Venezuela’da okur-yazarlık oranı yüzde 99’a çıktı okullaşma oranları ilköğretimden üniversiteye kadar her kademede yükseldi Venezuela nüfusunun önemli bir bölümünü meydana getiren barrio (gecekondu) sakinlerine ücretsiz sağlık hizmetleri veren Misyon Adentro sayesinde çocuk ölüm oranı % 32 oranında azaltıldı işsizlik oranı 1998’deki % 16,1 seviyesinden % 6,5 seviyesine çekildi barrio mahallelerinde kurulan aşevleriyle beslenme eksiği 1999’daki % 5,3 seviyesinden % 2,9 seviyesine geriledi Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 2011’de % 4 arttı ülkenin ciddi bir sorunu olan konut sorununu çözmeyi amaçlayan Misyon Vivienda kapsamında 2011’den bu yana 200.000 konut inşa edildi. Yeni İş Kanunu ile haftalık çalışma saatleri 44’ten 40’a indi ücretli doğum izinleri 18 haftadan 26 haftaya çıktı ve işçilere hangi gerekçeyle işten ayrılırlarsa ayrılsınlar kıdem tazminatı alma hakkı tanındı.

Chavez’in iktidarı döneminde ülke ABD’nin hedef tahtasına oturmak pahasına tüm taraflara yarar sağlayan bir bölgesel entegrasyonun lideri konumuna geldi. Başta Küba olmak üzere bölgedeki sosyalist/sosyal demokrat iktidarlarla yakın ilişkiler geliştirildi ve Bizim Amerikamızın Halkları için Bolivarcı İttifak (ALBA), Güney Amerika Ulusları Birliği (UNASUR), Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) gibi uluslararası örgütler yaratıldı. Bu entegrasyon sayesinde oluşturulan yeni ticaret kanalları da halkların refahını artırmada önemli rol üstlendi. Örneğin, Misyon Adentro kapsamında şu anda Venezuela’da 15.000’i aşkın Kübalı doktor çalışıyor ve Küba bu hizmet karşılığında Venezuela’dan petrol alıyor. Chavez seçim kampanyası sırasında seçmenleri, PSUV’un seçimi kaybetmesi halinde Venezuelalıların da Kübalı doktorları kaybedeceği konusunda uyardı. Çünkü Capriles, seçimi kazanması halinde, ABD ile dostane ilişkileri yeniden kuracağını ve bölge ülkeleriyle kurulan yardım ve ittifak ilişkilerinin köklü bir biçimde gözden geçirileceğini söylüyor.

Dış politika alanında açık sözlü davranan Capriles’in iç politika konusunda ikili bir gündeme sahip olduğu ise seçimden birkaç hafta önce ülkede herkesin malumu haline geldi. Daha önce Chavez’in hiçbir politikasını desteklememiş olan İlk Önce Adalet Partisi (MPJ) adayı Capriles, misyonların ve genel olarak Bolivarcı devrim sürecinin ülkede yarattığı sempatiye teslim olarak bu defa yürüttüğü seçim kampanyası boyunca misyonları kaldırmayacağını, 1999 öncesi eski siyasete dönülmeyeceğini dile getirdi. İleriye bakan, reformcu bir siyasetçi olduğunu ilan etti. Ancak Ağustos sonunda MUD koalisyonundan bazı belgelerin sızdırılması üzerine, dört örgüt koalisyondan çekildi. Sızan belgelerde örneğin gıda malzemelerinin sübvanse fiyatlarla satıldığı marketler uygulamasına, ulaşımdaki sübvansiyonlara, yoksullara konut edindiren Misyon Vivienda’ya son verileceği yazıyordu. Bu vaka öncesinde de Capriles’in eski siyasete dönmeyeceği iddiasıyla tutarsız sayısız açıklaması olmuştu. ABD ile iyi ilişkileri yeniden tesis edeceğini, kamulaştırmaları askıya alacağını, iş adamları ile çatışmayacağını defalarca ilan etmişti. Oysa PSUV iş adamlarının sermaye boykotları nedeniyle yaşanan kriz durumlarının üstesinden gelmek için özel sektörün rekabet etmek zorunda olduğu kamu sektörü alanının genişletilmesi gerektiğini savunuyor ve kamulaştırmalara devam edeceğini ilan ediyor. Dolayısıyla 7 Ekim günü Venezuelalılar kamuculuk ile neo-liberalizm arasında, ABD ile Kübalı doktorlar arasında bir seçim yapacak…

Öngörülere gelince… Seçim anketlerinin kör göze parmak biçimde yanlı olanları dışında önemli bir bölümü ki Capriles’i desteklediği açıkça bilinen şirketler tarafından yapılanlar da buna dâhil, Chavez’i önde gösteriyor. Gözlemciler ülkedeki politik havanın tüm seçmenleri kapsadığını, küçük kentlerde bile sokakların gün boyu müzik yayını yapan, el ilanı dağıtan, kapı kapı gezen gönüllülerle, ilan panolarının seçim sloganlarıyla dolu olduğunu dile getiriyor, ancak bu alanda da Chavista’ların gözle görülür şekilde daha aktif, daha çok ve daha heyecanlı oldukları ifade ediliyor. Chavez’in seslendiği mitinglerin siyasi atmosferin ötesinde duygusallıkla da yüklü olduğu aktarılıyor. Dolayısıyla PSUV seçmenlerindeki bürokrasi ve yolsuzluktan kaynaklı memnuniyetsizliklere, muhalefetin seçim kampanyası boyunca kullandığı Chavez’in sağlık durumuna rağmen, Venezuela’da Chavez’in bir kez daha zafer kazanması kimse için şaşırtıcı olmayacak.

Esin Saraçoğlu