Dünya Sağlık Örgütü: Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki tıbbi ürünlerin 10’da biri sahte

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, düşük ve orta gelirli ülkelerde dolaşımdaki her 10 tıbbi ürünün biri ya standart dışı ya da sahte.
Başak Dönertaş - bilimsoL
Çarşamba, 06 Aralık 2017 18:45

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sahte ilaçların yaygınlaşmasındaki boyutu tahmin etmek için, 2013 yılında Küresel Gözetim ve İzlem Sistemi’ni devreye soktu. Örgüt, kalite standartlarını ve/veya özelliklerini taşımayan tıbbi ürünleri “standart dışı”, Ulusal ya da Bölgesel Ruhsatlandırma Kurumu tarafından pazarlanma, dağıtım ya da kullanım bakımından değerlendirilmemiş ya da onay almamış tıbbi ürünleri “kayıt dışı/ruhsatsız”, kimliği, içeriği, kaynağı kasıtlı/hileli olarak yanlış olarak belirtilmiş ürünleri ise “sahte” olarak kategorize ediyor.

DSÖ'nün bu sisteme girilen verilerle yaptığı değerlendirmeler üzerinden geçtiğimiz ay yayınlanan raporuna göre (1), düşük ve orta gelirli ülkelerde, her 10 tıbbi ürünün biri ya standart dışı ya da sahte. Bu tür tıbbi ürünlere birçok ülkede ve bölgede internet siteleri üzerinden erişebilmenin yanı sıra marketlerde, eczanelerde, kliniklerde ve hastanelerde de rastlamak mümkün.

DSÖ raporda, internete erişimin artmasıyla birlikte bu ürünlerin imalatı, dağıtımı ve temini ile uğraşanların hızlı bir biçimde yayılım gösterdiğini iddia ediyor. Ayrıca kendi kendini teşhis etme ve kendi kendini tedavi etme meselesinin, denetimden geçmeyen, standart dışı ve sahte tıbbi ürünlere erişim sağlayan binlerce internet sitesinin ortaya çıkmasını da tetiklediğini söylüyor.

SAHTE İLAÇ TEHDİDİ

Kendisi de bir DSÖ üyesi olan ve sahte ilaçlar konusunda uzun yıllar araştırma yapan Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Tim Mackey, DSÖ’nün raporlama sisteminin en önemli sınırlılığının sadece ulusal otoritelerin verilerini içermesi olduğunu dile getiriyor. Sahte ilaçlarla ilgili veri toplayan tek kurum DSÖ değil, İlaç Güvenliliği Enstitüsü (Pharmaceutical Security Institute) gibi kar amacı gütmeyen çeşitli kuruluşlar da bu konuyla ilgili uzun yıllardır veri topluyor. Mackey’in de İlaç Güvenliliği Enstitüsü’nün verileri üzerinden gerçekleştirdiği çeşitli çalışmalar var.

Mackey yaptığı araştırmalarda  sahte ilaçları tespit etme ve hastaları onlara karşı koruma ile ilgili konularda çeşitli güçlüklerle yüzleştiğini bildiriyor. Örneğin, 2012 yılında sahte versiyonu Amerikan İlaç Tedarik Zinciri’ne sızdırılan kanser ilacı Avastin (Bevacizumab) meselesinde olduğu gibi sahte ilaçlarla ilgili çok sayıda ceza kovuşturmasına rağmen, hiçbirisinin ağır cezalarla sonuçlanmadığını, ancak sahte Avastin nedeniyle kaç hastanın ölmüş olabileceğinin bilinmediğini dile getiriyor.

Mackey’e göre kanser hastaları sahte ilaçlar için mükemmel hedef, çünkü kanser hastalarının tedavi süreçlerinin maliyetli ve genellikle de hayatta kalma olasılıklarının düşük olması, tedavideki herhangi bir başarısızlığın fark edilebilmesini zorlaştırtırıyor.

Mackey, sahte ya da standart dışı ilaçların internet üzerinden kolaylıkla temin edilebilmesinin ciddi bir sorun olduğunu, üstelik bu şekilde satılan ilaçlar arasında, kontrole tabi ilaçlar gibi kullanımının denetime tabi olan çeşitli ilaçların da olduğunu belirtiyor.

DSÖ’nün verilerine göre anti-malaryal ilaçlar ve antibiyotikler en sık rapor edilen sahte ya da standart dışı tıbbi ürünler olarak öne çıkıyor. DSÖ, bu tür ürünlerin kişilerde ciddi hastalıklar oluşturabilmesinin yanı sıra ölüm riski de barındırabileceği konusunda uyarıyor.

Mackey’e göre düşük gelirli ülkelerde, anti-malaryal bir ilaca gereksinim duyan bireylerin sahte/standart dışı olan ilaçlara ulaşabiliyor olması ve bu durumun yaratacağı mağduriyet, insan sağlığına karşı işlenen ciddi bir suç olarak nitelendirilmelidir.

DSÖ İSTATİSTİKLERİ NEYİ DEĞİŞTİRİR?

Mackey, istatistiğin sonuç olarak sadece istatistik olduğunu ve DSÖ’nün verilerinin sahte ilaç meselesine dair yeni bir anlayış getirmediğini de dile getiriyor. Uluslararası topluluklar sahte ilaçların insan sağlığı için ciddi bir tehdit olduğunu bilirken, suçlular da bundan nasıl kar sağlamaya devam edebileceklerini biliyorlar. Mackey’e göre ihtiyacımız olan şey, hukuki yaptırımları, adli ve yasal kapasiteyi güçlendiren ve uygulayan bir sistem.

DSÖ’nün 10’da bir sahte ilaç başlığı ürkütücü olsa da aslında pek çok şeyi bilmediğimizi ve yapmamız gereken çok şey olduğunu da gösteriyor.

Sağlık politikalarının sermayenin gereksinimlerine göre belirlenmesi amacıyla, uluslararası düzeyde başta Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF gibi kuruluşların ve ulusal düzeyde hükümetlerin sağlık politikalarının yönlendirilmesi üzerinden, kaynakların önleyici hizmetler yerine tedavi hizmetlerine ayrıldığını biliyoruz (2). Bunun yanı sıra, basına da yansıdığı üzere, Dünya Sağlık Örgütü’nün giderek artan şekilde ilaç endüstrisine bağlı hale geldiği gerçeğini de hatırda tutmak gerekiyor (4).

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Akif Akalın, sermayenin tıbbı kontrol altına alabilmek için toplumu sağlık konusunda yanlış bilinçlendirdiğine dikkat çekmişti: “Toplumun dikkatinin sağlığın ve hastalıkların toplumsal belirleyicilerinden çok, hastalıklar üzerine odaklanmasını teşvik eden medya kampanyaları aracılığıyla önleyici sağlık hizmeti talepleri törpülenirken, sağlık sorunlarında mağduru suçlayıcı bir tutum benimsenmektedir. Sağlık eğitiminde hastalık üreten sosyal ve ekonomik koşulları gölgeleyen, hastalıkları ağırlıklı olarak “biyolojik” etmenlerle açıklayan bir yaklaşım öne çıkartılmaktadır.” (2). Dolayısıyla insanlar, yaşadıkları ortamdan ve şartlardan bağımsız olarak sağlıklı halinin sürdürmek ya da olası bir hastalığın görülme ihtimalini önlemek amacıyla ilaçlar, vitaminler, besin destekleri vb. maddelere sarılıyorlar. Bu tür ürünleri kozmetik mağazaları da dahil çeşitli yerlerde bulmak mümkün hale geliyor.

 

 

Haber Kaynakları:

1-http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs275/en/ Erişim tarihi: 06.12.2017.

2-http://haber.sol.org.tr/blog/sinifin-sagligi/akif-akalin/sermaye-saglik-... Erişim tarihi: 06.12.2017.

3-https://www.statnews.com/2017/12/01/fake-medicines-who-surveillance/ Erişim tarihi: 06.12.2017.

4-http://www.dw.com/en/who-is-really-helping-the-who/a-15965508 Erişim tarihi: 06.12.2017.