Darwin, müzik ve evrim

Darwin’in evrim kuramında müziğe verdiği yer, şimdiye değin genellikle Darwin’in hayatında müziğin olmadığı, geliştirdiği evrim kuramının müziğin insanın toplumsal yaşamındaki yerine dair bir açıklama getirmediği ya da çok az getirebildiği şeklinde yorumlandı. Ancak bu kanı, son dönemdeki araştırmalarla tersine dönmüş durumda.
Ezgi Altınışık ve Ruhan Alpaydın - bilimsoL
Salı, 23 Mayıs 2017 15:30

Müziğin insan evrimi üzerindeki yerine dair, evrim teorisini kendi alanlarında kullanan bilim insanları arasında farklı görüşler mevcut. Kuşkusuz gelişkin kapitalist ülkelerdeki popüler bilim insanlarının sosyal konularda egemen görüşlerden azade olmayan bakışları, onları bu konulara çoğu zaman ‘temennisel düşünme’ şekline itebiliyor. Örneğin, Amerikalı bilişselbilimci ve popüler bilim yazarı Steven Pinker’ın müziğin insan evrimindeki yerine dair düşüncesi buna bir örnek. Pinker’ın, ‘müzik, işitsel dünyamız açısından güzel bir pastadan ibarettir’ yaklaşımı müziği toplumsal yaşantıda sadece bir eğlence olarak gören egemen bakış açısından bağımsız  olduğu söylenebilir mi?

Darwin’in evrim kuramında müziğe verdiği yer de, şimdiye değin genellikle Darwin’in hayatında müziğin olmadığı, geliştirdiği evrim kuramının müziğin insanın toplumsal yaşamındaki yerine dair bir açıklama getirmediği ya da çok az getirebildiği şeklinde yorumlandı. Ancak bu kanı, son dönemdeki araştırmalarla tersine dönmüş durumda.

Geçtiğimiz aylarda Musicae Scientiae adlı müzikbilimi dergisinden yayımlanan bir makale, ‘İnsanın Türeyişi’ adlı kitabının detaylı bir okuması ile Darwin’in insanın evrimleşmesinde bir iletişim şekli olarak müzik ile konuşma arasındaki yakın ilişkiye dair sayısız gözlemine ışık tutuyor. Darwin, dilin bugünkü haline evrilmeden önceki halinin (proto dil), daha fazla entonasyonlu (melodik) olduğunu düşünüyor:

“Hiçbir filolog dilin bilinçli bir şekilde icat edildiğini düşünmüyor. Dil, yavaş ve bilinçsiz bir şekilde uzun bir süreçte gelişti. Kuşların şarkıları dile bir çok açıdan en yakın analojiyi oluşturur çünkü aynı türdeki kuşlar duygularını ifade etmek için aynı şarkıları söylerler. Şarkı söyleyen tüm kuşlar bunu içgüdüsel olarak yaparlar, ancak bu şarkıları anne-babalarından veya onlara ebeveynlik yapanlardan öğreniyorlar.”

Makalede Darwin’in farklı hayvan türlerinde müziğin seksüel seçimdeki rolüne dair örnekler verilmiş. Farklı böcek türlerinin, su altında yaşayan canlıların ve amfibilerin vücutları ile yaptıkları müziğin karşı cinsi etkilemek için kullanmaları kitapta örneklenmiş.

Darwin, iletişimin motivasyonunun tıpkı insanlarda olduğu gibi duygu olduğunu belirtiyor:

“Kuşların sesi farklı duyguları ifade etmeye yarıyor, örneğin, sıkıntı, korku, kızgınlık, zafer ve mutluluk”.

Darwin, şarkının tüm enstrümental müziğin temeli ve kaynağı olduğunu belirttikten sonra, insan ile evrim sürecindeki yakın akrabalarının bu açıdan benzerliğine bakmış. Şarkı söyleyen gibonlarda, müzikal notaları üretmenin ve demek ki alımlayabilmenin/takdir etmenin insanın bu zihinsel özellikleri, evrimleşmesinin son aşamalarında değil de daha uzak geçmişte kazandığını gösterdiğini düşünmüş. Darwin, “Şiir, şarkının bir çocuğu olarak düşünülebilir ve birçok insanı şaşırtan şekilde, uygarlığın, elimizde herhangi bir bulgunun olmadığı çok daha eski zamanlarında ortaya çıkmış olabilir” diye yazmış.

Günümüzde, dil ve hayvan davranışında akustik iletişimin rolüne dair araştırmalar, müziğin amacı ve evrimine dair bir teori oluşturmaya yönelik.

Güneydoğu Almanya’da 2009 yılında bulunan kemik ve fildişinden yapılma ilk flütler, modern insanın Avrupa’ya ilk kez ulaştığı Üst Paleolitik dönemin başlangıcına, yani yaklaşık 45 bin yıl öncesine ait. Aynı dönemde üretilen diğer sanatsal ürünlerle birlikte değerlendirdiğimizde, söz konusu dönemde gelişkin sembolik davranış örüntülerinin ortaya çıkmış olduğunu görüyoruz. Bilim insanları bu flütlerle üretilen müziğin geniş insan topluluklarının birbirleriyle iletişim kurmasını kolaylaştırdığını düşünüyor. İletişim becerisinin kuvvetli olması modern insanı diğer insan türlerinden ayıran önemli özelliklerden biri. Avlanma ve avcılardan korunma gibi topluluk halinde yapılan eylemlerde topluluk içi ve topluluklar arası iletişimin rolünün önemli olduğu düşünülüyor. Bu da aslında Darwin’in temellerini attığı doğal seçilim mekanizmasıyla çakışıyor. Örneğin, flüt yaparak daha kuvvetli ilişkiler kurabilen, başı derde girdiğinde topluluğun diğer bireylerine daha hızlı ulaşabilen gruplar hayatta kalma becerilerini güçlendiriyor. 

Makalenin yazarı Western Australia Üniversitesi’nde Müzik Eğitimi profesörü Nicholas Bannan’a araştırmasıyla ilgili birkaç soru yönelttik:

Makalenizde insan toplumlarındaki müzikal iletişime dair, neden ninniler ve ninni öncesi anne bebek akustik iletişiminden bahsedilmemiş? Darwin de kitaplarında bu iletişimden bahsetmiyor mu?

Evet, anne baba ve çocukları arasındaki iletişim müzakal davranışa dair daha iyi bir model için yaşamsal önemde! Bu konuda yazdım ve tam şu anda tekrar yazmaktayım.

Darwin’in çocukları müzik icra edecek şekilde yetiştirildiler. Anneleri muhteşem bir piyanistti.

Darwin’in müziğe dair düşünceleri Seksüel Seçim’le kısıtlı idi. Ancak bu bakış, ergenlik önceki çocukların durumunu açıklayamıyor; çocuklar seksüel olarak aktif olmaya başlamadan, hatta bilinçli olmadan yıllar önce müzikte mükemmeleşebiliyorlar!

Darwin’in anne-çocuk iletişimini işlediği bir makalesi var: MIND adlı dergide “The natural science of babies” Bebeklerin doğal bilimi (1877) adlı makalede Darwin’in kendi oğlunun müziğe tepkilerine dair gözlemleri var.

Darwin’in müzikten hiç anlamadığı ve araştırmalarında hiç ilgilenmediğine dair yaygın kanının sebebi nedir?

Bence bu, biyograficileri ve sosyal oluşumun kritikleri tarafından yanlış bir uygulama sonucu ortaya çıkan ucuz ve kaba ‘gazetecilik’. İnsanın Türeyişi’ndeki son kısmı daha önceki tüm yazılanlar bağlamında okuyun ve Bebeklerin Doğal Bilimi kitabını ve müzik ve müzikalite hakkında yazdığı diğer yazıları… Tüm bunlar Darwin’in müziğin önemine dair ve seçim teorilerinin müzikle ilgisine dair net bir fikre sahip olduğunu gösteriyor.

Darwin’in hayatının bir noktasından sonra müzik alımlamasını kaybetmesi, hiçbir zaman müzikten anlamadığı şeklinde yorumlandı. Makalede yer verdiğim kitabından alıntılar bunun yanlış olduğunu görmeme yetti.

Ancak zannediyorum ki, kendi döneminde, yetenek ve sanatın rolüne dair algının da kurbanı oldu. Mozart ve diğer dehaların tanrı vergisi yetenekleri olduğu düşünülüyor ve müzik ilahi ilhama bir kanıt olarak düşünülüyordu. Darwin'in, biyolojik gelişmenin ilahi bir nedene dayanması gerekmediği düşüncesinden dolayı çok başı ağrıdı. İnsanlar kurtçuklar, örümcekler vb. için bu durumu kabullendi; ancak Bach, Beethoven ve benzerleri için asla!

Çok teşekkür ederiz…


İlgili makaleler:

1- Nicholas Bannan, “Darwin, music and evolution: New insights from family correspondence on The Descent of Man”,  Musicae Scientiae 2017, Vol. 21(1) 3–25,  DOI: 10.1177/1029864916631794.
2- Nicholas J. Conard, Maria Malina & Susanne C. Münzel, “New flutes document the earliest musical tradition in southwestern Germany”, Nature, Letters, Vol 460-6 August 2009. doi:10.1038/nature08169.