Ağır koşullarda çalışma ruh sağlığını bozuyor

Uluslararası kabul gören İngiltere merkezli bilim dergisi The Lancet Psychiatry’de çıkan bir makaleye göre, ağır çalışma koşulları çökkünlük (depresyon) ve kaygı bozuklukların gelişiminde doğrudan rol oynuyor.
Esin Ilgaz
Salı, 15 Mayıs 2018 17:18

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir araştırma ağır çalışma koşulları çökkünlük (depresyon) ve kaygı bozuklukların gelişiminde doğrudan rol oynadığını gösterdi.

Araştırma, İngiltere’de 1958’in 3-9 Mart günleri arasında doğan 17 bin kişinin belirli aralıklarla ileriye dönük incelendiği çok geniş çaplı Ulusal Çocuk Gelişimi Araştırması’nın verilerinin bir bölümünden yararlanılarak yapıldı. Araştırmaya dahil edilenler arasından 45 yaşında iken yarı veya tam zamanlı çalışmakta olan yedi bine yakın kişiden alınan bilgilerle, bu kişiler 50 yaşlarında geldiklerine ruh sağlığına dair belirteçlerin ilişkisi araştırıldı.

Olumsuz iş yaşamı ile ruhsal problemlerin yakın ve karşılıklı ilişkisi olduğuna dair çok sayıda kanıt bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün her yıl 10 Ekim’de toplumu ilgilendiren ruhsal sorunlara dikkat çektiği Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün geçtiğimiz yılki teması da “İş yerinde ruh sağlığı” idi. Temanın her ne kadar halk sağlığının iyileştirilmesini çağrıştıran bir yanı olsa da, DSÖ'nün iş yeri başlığına eğilimin tek gerekçesinin bu olduğu söylenemez. Sağlığın bir bütün olarak korunması ve geliştirilmesi fikrinden, kapitalizmin kullanışlı ölçütü “iş yerinde üretkenlik, verimlilik”in artırılması ve ruhsal rahatsızlıkların devletler için yol açtığı maddi kayıpların, zararın azaltılması hedefinin ağırlık kazandığı bir bakış açısına geçildiği gözlenebiliyordu.

Öte yandan bu uzunlamasına ve kapsamlı araştırma, tersinden, iş koşullarının ruh sağlığının bozulmasına doğrudan sebep olduğunu göstermesi bakımından önem taşıyor.  Diğer etkenlerden bağımsız olarak iş yerinde ağır çalışma koşulları, çalışanlardan beklentinin yüksek olması ve alınan kararların çalışanların kontrolünde olmaması durumlarının ayrı ayrı her birinin iki kata yakın oranda daha fazla kaygı ve çökkünlüğe sebep olduğu saptanmış. Yine incelenen yaş grubunda bu tür ruhsal problemlerin yüzde 14’ünün, yani yaklaşık her yedi kişiden birinde kaygı ve çökkünlüğün ağır iş yükünün hafifletilmesiyle önlenebileceği bulunmuş.

Çalışanların günlük hayatta streslerini azaltmaları gibi bireysel önerilerin toplumsal koşullara takıldığı bu araştırmayla birlikte daha net anlaşılıyor.

Araştırmacıların temel amacı bunu ortaya koymak olmasa da bulguları angaryaya karşı eşitlikçi temellerde kolektif üretimin ruh sağlığı için de gerekli olduğunu gözler önüne seriyor.