TÜBA üyesi akademisyen, TÜBA'yı hedef seçen zihniyeti yazdı

TÜBA üyesi Prof. Dr. Engin Akkaya, akademiden istifa dilekçesini verdiği gün, akademideki diğer üyelere hitaben bir mektup kaleme aldı. Akkaya, önemli tespitlerde bulunduğu mektubunu "Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, hiç bir dönem sonsuza kadar sürmeyecektir" diye bitiriyor.
Pazar, 06 Kasım 2011 15:43

Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Prof. Dr. Engin Umut Akkaya'nın mektubunu, kendisinin izniyle olduğu gibi yayınlıyoruz:

Sayın Başkan, Sayın Üyeler,

Bugün sabah saatlerinde istifa dilekçemi göndermiştim. On yıl önce asosiye üye olarak başlayıp, asli üye olarak devam eden TÜBA üyeliğimi sona erdirmek üzere yazdığım dilekçeydi bu. Toplantılarda sessiz bir üye olarak göründüğüme eminim. Ama, hiç olmazsa artık ayrılırken sizin değerli zamanlarınızdan bir beş dakika alacak şekilde istifa gerekçemi yazmak istedim. Umarım mazur görürsünüz.

Temel olarak gerekçe zaten belli. Siyasi erkin, bir fetih hırsıyla, ara sıra hoşlanmadığı işler yapan bir özerk kurumu "ele geçirme" girişimi.

Bunu öyle nazik bir şekilde de yapmayıp, TÜBA'dan bir görüş bile istemeden, bilim adamına değer vermediğini göstere göstere bir dayatma. Bu az buz bir şey değildir, emin olun. Yurtdışından bu tepkiler boşuna gelmiyor. Bakanlar kurulu Akademiye üye seçecekti. Buna bile cüret edildi. Kişisel görüşüm şudur ki, TÜBA iki nedenle hedef seçilmiştir.

Birincisi, malum adayın reddedilmesi, ikincisi de evrim konusundaki kararlı tutumu. Birincisi yeterince tartışıldı. Ben ikincisi üzerinde duracağım. Evrim bilimi, bir kimyacı olmama rağmen, benim özel ilgi alanımdır, ve 1985 yılında, ABD'de yüksek lisans öğrencisiyken ABD Ulusal Bilimler Akademisinin konu ile ilgili kitapçığını tercüme ettim, ve yayınlattım. Daha sonra TÜBA tarafından yayınlanan 2. baskısı için de katkıda bulundum. Evrim konusundaki tutum, benim için bilim adamlığının Turnusol kağıdıdır. Herhangi bir ikircikli tavrı kabul edemiyorum.

Hepinizin bildiği gibi evrim, en sağlam bilimsel kuramlardandır. Sayın Ahmet Oral'ın çeşitli gazete küpürlerinden aktardığı yazılardan, sanırım Yeni Akit'te, ağızdaki tüm baklalar çıkarılmıştı. KHK'ye tepki "TÜBA'da Ateist Kalkışma" başlığıyla duyurulmuş, bu sıfata gerekçe olarak da, ABD Bilimler Akademisi'nin ABD'deki kökten dincilerin, liselerde evrimle ilgili konuların öğretilmesine karşı yürüttükleri kampanyaya karşı, son derece soğukkanlı, ve sağ duyulu bir şekilde kaleme alınmış kitapçığın ikinci baskısının tercüme edilip TÜBA tarafından yayınlanması gösterilmişti. Aynı yazıda, bunca yıldan sonra hâlâ İlahiyatçı bir üyenin olmaması da eleştiri konusu olmuştu.

İşte hedefler budur, zihniyet budur, GEBİP'i kurtarabilir miyiz, ülkemize sorumluluğumuz yok mudur, bu sorular, bu kaygılar için çok geçtir artık. Arzu edilen "çoğunluk" kısa süre içinde tesis edilecek, ve birkaç olması düşünülebilir adayın yanında, yüzlerce yeni ve güçlü bağlantıları olan üye, belki yirmi yıldır, belki Cumhuriyetin kuruluşundan beri yürütülen reaksiyoner bir kampanyanın nihayetinde, "hakkettikleri" yerlerini alacaklardır genel kurulda.

Düzeltilmiş ve yüze göze bulaştırılmış yeni KHK'de bakanlar kurulu yerine TÜBİTAK Bilim kurulunun üye atayacak olması içinizi rahatlatıyor mu? Bilim kurulu üyeleri arasında, TÜBA üyelerini ve belki bir bilim adamını daha bir kenara koyarsak, aralarında bilim adamı niteliğiyle öne çıkan başka birisini tanıyor musunuz? Ben tanımıyorum. "Bilim" kurulunda, 12 kişi arasında bir Matematikçi, bir Kimyacı var. Temel Bilimin, yani Bilimin temsili bu kadar. Bu kişiler seçecek 100 kişiyi. Duyduğuma göre, TÜBİTAK'ın bir birimi harıl harıl, tüm akademik camia mensuplarının atıf sayısını ve H-faktörünü listeler halinde hazırlıyormuş. Biz bunu düşünememişiz.

Yöneticilerimiz, bilimi lüks olarak görüp, teknolojiyi baş tacı etmeye bir süredir karar verdiler. Umarım istedikleri sonuçları alırlar, ama bunun böyle olmayacağı hep yazıldı, konuşuldu. Bilim de, bilim adamı da takdir edilmediği yerden göçer. Bunu maalesef göreceğiz.

Atanacak ilk grup, emin olun en az tepki toplayacak olanlardan özenle seçileceklerdir. Apparatçikler ise yavaş yavaş yerleştirilecektir. Hep alıştıra alıştıra.

Ben de bugüne böyle bir not düşmek istedim işte, -TÜBA "düşerken" ne yaptın Engin Hocam?- diye bir genç akademisyen sorarsa 20 yıl sonra, söyleyecek bir iki sözüm olsun diye.

Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, hiç bir dönem sonsuza kadar sürmeyecektir. Belki Üçüncü akademide tekrar bir araya geliriz, kimbilir?

Saygılarımla,

Engin Umut Akkaya

(soL - Haber Merkezi)