20 sonuçtan 1 - 15 arası gösteriliyor
Çarşamba, 10 Şubat 2010 09:30
Aydemir Güler

Başbakan koşuyor. Tekel işçilerinin üstüne üstüne son derece ayarsız koştuğu açıktır. Ancak bir kez daha bu köşeden altını çizmem gerekirse, bu başıbozuk, delice bir koşu değildir.

Cuma, 19 Şubat 2010 09:30
Yurdakul Er

Kapitalizmin “ahir zaman dini” demokrasi, anlaşılan, işlevini her hal ve şartta yerine getirecek. Kararlı olduğu kesin de, muktedir olup olmadığı elbette bir sorudur. Ama bu dinin, tüm varyasyonlarıyla iç irtibatını sağlayan ortak paydası “piyasa” denilen kan içici hayvan olduğu için, bu iş çok zor da değil.

Salı, 09 Şubat 2010 09:30
Özgür Şen

Ufukta askerlerle AKP'nin arasında yeni bir mutabakat mı görünüyor? Son gelişmeler, Başbuğ'un, başbakanın eşinin GATA'ya alınmaması üzerine yaptığı açıklama, en azından askerler cephesinde bu tür bir mutabakatın ön hazırlığı olarak okunabilir mi?

Mutabakat çift yönlü bir anlaşmaya işaret eder. Tarafların ikisinin de üzerinde anlaşacağı bir zemin vardır.

Cuma, 05 Şubat 2010 09:30
Yurdakul Er

Belki Franz Kafka ve ünlü Gregor Samsa’sından hareketle, ama bu kez tam tersi bir “dönüşüm”ü düşünmek, artık yeni -veya en azından daha farklı- bir coğrafyada yaşadığımızı “vehmetmek” bizi doğruya taşır. Elbette, sorabiliriz.

Cuma, 05 Şubat 2010 09:30
Kaan Arslanoğlu

Kutsal kitaplar kıyamet habercisi felaketleri anlatırken insanların üstüne taş yağacağından bahsederler. Ateş topları düşeceğinden… Kızgın dumanların her yanı dağlayacağından, daha nicelerinden. Ahlaksızlığın görülmemiş katlara yükseleceğinden, vicdanların betonlaşacağından…

Ancak bok yağacağını öngörmezler. Kutsal kitaplar inerken çağdaş medya çıkmamıştı çünkü.

Salı, 23 Şubat 2010 14:01
Kemal Okuyan

Türkiye’de yaşananları, sistem içi iki farklı hizbin mücadelesi olarak tanımlamak yanlış olmasa da eksikliydi. Basit bir hegemonya mücadelesi değildi söz konusu olan. Türkiye’nin kapsamlı bir dönüşüm projesi doğrultusunda yeniden yapılandırıldığını söylüyor ve taraflardan birinin bu proje adına hareket ettiğini her fırsatta dile getiriyorduk.

Cumartesi, 20 Şubat 2010 09:30
Ali Cenk Gedik

KENTİN SESİ-İZMİR Yazıları

Cumartesi, 27 Şubat 2010 13:32
Kemal Okuyan

Önce iddialardan başlayalım. Bunların sayısız varyantı var, iç içeler, biri diğerinin içinden türüyor, öteki bir başkasının “mutlak gerçek” olarak kabul edilmesinden yararlanarak kendine sahicilik kazandırıyor...

Ama yine de anlamak ve değerlendirmek için bunları ayrıştırmak gerekli.

Salı, 23 Şubat 2010 09:30
Özgür Şen

Polis Akademisi hocalarından demokrasi dersi almaya sinir olmuyor musunuz? Sinirleniyorsanız, Çiller'in faşist danışmanlarından darbe karşıtlığını, Sivas katliamı övgücülerinden askerleri dinlemeye ne kadar sinirleniyorsanız, o kadar sinirleniyorsunuzdur herhalde. Hakikaten zor günler geçiriyoruz.

Salı, 09 Şubat 2010 09:30
Kıvılcım Çağla

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - RUSYA ve ESKİ SOVYET CUMHURİYETLERİ yazıları

Pazartesi, 08 Şubat 2010 09:53
İlker Belek

Sendikaların, konunun en genel düzleminde, büyük sorunları var: Diğerlerinin karakteri belli olduğu için onları bir tarafa bırakalım. Ancak, arada sırada gerçekleştirdikleri kararlı tutumlarının hakkını vermek koşuluyla, DİSK ve KESK için de durum böyle.

Salı, 02 Şubat 2010 09:30
Orhan Aydın

Kavga sertleşip gerildikçe, çıkar ilişkileri üstüne kurulu saflaşmalar netleşiyor.

Hep böyle olmuştur.

“Güçlü olan haklıdır ve doğrudur” sahteciliği, bir kez daha gerçeğe bürünüyor!

Dünden bugüne yaşayarak geldik ve gördük sırtını bir erk’e dayamadan yaşama tutunamayan zavallılık, kapı kulu olmaya karar verdiğinde, bu sözün ardına gizlenir!

Cuma, 26 Şubat 2010 09:13
Yurdakul Er

Eğer bazı tanımlar üzerinde anlaşabilirsek, doğrudur, Türkiye gerçekten de artık “islamofaşizm” yolundadır. Bu saptamaya pek büyük bir itirazımız olamaz. Yeni bir rejime açılıyoruz.

Pazartesi, 01 Şubat 2010 09:30
Alper Birdal

Kemal Okuyan’ın 29 Ocak tarihli yazısını okuyanlar, şu saptamayla yazıda işaret edilen“devrimci siyasi görevler” arasındaki bağlantı üzerine kafa yormuş olmalı: “Şimdi bu iktidarın elde ettiği siyasal mevziler ve kendisine yüklenen ve kendi misyonlarında kat ettiği yol ile onun toplumsal meşruiyetindeki erozyon arasındaki çelişkilerin Türkiye’yi nereye götüreceğini kestirmeye çalışıyoruz.”

Pazartesi, 22 Şubat 2010 09:30
Burak Gürbüz

Bilirsiniz bazı esnaf lokantaların, büfelerin önünden geçerken “buy(u)run efem buy(u)run az pilav çok döner efem buy(u)run” diye bağrırlar. Verecekleri pilav üstü döner tabağında dönerin daha fazla olacağını gelen geçene duyururlar. Nedenine gelince lokantasına gelecek olan müşterinin pilav için değil döner için geleceğini bilirler. Genellikle de öyledir.

Pages