11 sonuçtan 1 - 11 arası gösteriliyor
Salı, 21 Aralık 2010 09:30
Orhan Aydın

“Bitti bu iş, buraya kadarmış, ülkenin neresine gidersen git seyirci yok.”

Son günlerde, turneye çıkan gruplardaki oyuncu arkadaşlardan ve tiyatro organizatörlerinden duyduğum bu yakınma, meslek alanımızın ne denli daraltıldığının net ifadesi olsa gerek.

İstanbul’da kapalı gişe oynayan oyunlar bile, Anadolu’da seyirci bulmakta zorlanıyor!

Salı, 02 Kasım 2010 09:57
Orhan Aydın

*Fransa’da 12-16 yaş grubu gençler, “emeklilik yaşının 60’tan 62’ye çıkarılması geleceklerimizi elimizden alıyor” diyerek sokağa, eyleme taştılar. Günlerdir direniş büyüyerek sürüyor.

Benim ülkemde halk suskun.

Salı, 19 Ekim 2010 10:51
Orhan Aydın

Uzunca zamandır Doğu Karadeniz Bölgesindeki hidroelektrik santrallerine (HES) karşı verilen mücadeleyi anlatan belgesel filmler izliyor, haberler, yazılar okuyor, dostlarımla, hemşerilerimle ortaklaşıyorum.

Şavşat deresi, önüne kurulan bentleri parçalayıp, yurttaşlarımı sel sularında yitirince canım yanmıştı.

O günden sonra iki kez gittim Şavşat’a.

Salı, 31 Ağustos 2010 10:30
Orhan Aydın

Kültürel kolları budanmış, sanatsal kanalları tıkanmış toplum, gözlerimizin önünde gericileştiriliyor.

Meydanlardan yükselen ‘evet’ naralarına eşlik eden çoğul, bunun en canlı örneği.

Toplumsal değerlerin üstünde tepinen ve yalan üstüne yalan söylenerek işletilen süreç, o kara güne doğru çoktan evrilmiş durumda.

Salı, 20 Temmuz 2010 10:19
Orhan Aydın

Kuşkusuz, Tiyatromuzun içine sürüklendiği birçok açmazın başında, ‘metin’ sorunu geliyor.

Ülkemizde artık, 'işte bu!' diyebileceğimiz bir yeni oyun metniyle karşılaşmak neredeyse olanaksız.

Bu saptama, elbette ülkemizde tiyatro yazarı olmadığını göstermez.

Şu an, isimlerini alt alta sıralayabileceğimiz onlarca yeni yazardan ve ustalaşmış kalemden söz edebiliriz.

Salı, 01 Haziran 2010 10:30
Orhan Aydın

“Kana kan intikam” naraları ile büyüttü kendini.

“Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü” düzmecesinin arkasında kurdu kanlı pusularını.

“Komünistler Moskova’ya” diye ulumaktan nefesi tıkanır, sesi düşerdi.
Tüm ‘faili meçhul’ katliamların ardında onun adı vardı.

Tüm katiller gibi uçan kuştan, esen yelden, sabah güneşinden, aydınlık gökyüzünden korktu.

Salı, 04 Mayıs 2010 12:45
Orhan Aydın

32 yıl sonra, alınlarında Mayıs güneşi, Taksim Meydanı'nı dolduranlar, yeni bir tarih yazılacağının, ilk işaretlerini verdiler.

Başbakan’ın “yasağı biz kaldırdık” söylemi, Taksim için verilen mücadeleyi ve genel biçimiyle işçi hareketleri ve hak arama eylemleri için yapılanları unutturma girişimidir.

Yaşadıklarımız daha dün gibi.

Salı, 16 Mart 2010 09:30
Orhan Aydın

Her birimizin yüreğini sarmalayan bir türküsü, şarkısı, şiiri, romanı aklından çıkmayan bir oyunu yada belleklerimizde yer etmiş bir film, fotoğraf karesi yok mu?

Vardır.

Eğer yoksa, sorun var demektir!

Önce 12 Mart, ardından 12 Eylül faşist cuntaları bu anlamda işe yaradılar!

Salı, 02 Şubat 2010 09:30
Orhan Aydın

Kavga sertleşip gerildikçe, çıkar ilişkileri üstüne kurulu saflaşmalar netleşiyor.

Hep böyle olmuştur.

“Güçlü olan haklıdır ve doğrudur” sahteciliği, bir kez daha gerçeğe bürünüyor!

Dünden bugüne yaşayarak geldik ve gördük sırtını bir erk’e dayamadan yaşama tutunamayan zavallılık, kapı kulu olmaya karar verdiğinde, bu sözün ardına gizlenir!

Salı, 05 Ocak 2010 09:30
Orhan Aydın

Dönüp bakın akan zamana, yaşamlarının en güzel yıllarını demir parmaklıklar ardında geçirmek zorunda bırakılan nice yaratıcımızla karşılaşırsınız.

Bu insanlığın içerden dışarıya seslenen çığlıkları, içimizde kök saldı, yeşerdi büyüdü.

Kimileri şiir oldu başucumuzda, kimileri şarkı, kimileri resim, kimileri öykü, roman, film, oyun.

Salı, 26 Ocak 2010 09:30
Orhan Aydın

Dünden bugüne yaşam renklerini yitirerek geliyor.

Sıcak merhabalarla hayatınızda yer etmiş birçok dost, bir başka sabah, hazan yaprağı gibi salına salına süzülüp gidiyor.

Öyle bakakalıyorsunuz.

Ölüm kalleş. Yüreğinizin taaa orta yerine saplanıyor.