368 sonuçtan 16 - 30 arası gösteriliyor
Çarşamba, 20 Aralık 2017 14:03
Geçen Nisanda "güvenlik zafiyeti" bahanesiyle yasaklanan Kadıköy Gençlik Festivali'nin içinde yer alan tiyatro eserleri, geçtiğimiz günlerde Üniversitelerarası Tiyatro Festivali adıyla Kadıköy'de sahnelendi. Marmara Drama Topluluğu yönetmenleri Batuhan Kozanoğlu, Erkan Kılıç ve SU Oyuncuları ile özel olarak tiyatro, genel olarak sanatsal faaliyetler önündeki sansür ve engellemeleri konuştuk.

Asırlardır toplumların hayatına dokunan, yaşamlarından izler taşıyan ve insanların ruhuna hitap eden bir sanat faaliyeti, tiyatro...

Gelişmişliğin sembolleri arasında yer alan, ortak bir emeğin insanda toplanıp vücut bulduğu sanatsal bir üretim...

Çarşamba, 20 Aralık 2017 09:09
soL Kültür'ün Aydınlanma Dosyası bir söyleşiyle devam ediyor. Yazar, sosyolog Sezer Ateş Ayvaz ile Aydınlanma'nın Türk edebiyatındaki yansımaları ve izlerini konuştuk.

soL Kültür'ün Aydınlanma Dosyası bir söyleşiyle devam ediyor.

Yazar, sosyolog Sezer Ateş Ayvaz ile Aydınlanma'nın Türk edebiyatındaki yansımaları ve izlerini konuştuk. 

Salı, 07 Kasım 2017 08:41
"O sinemaya can veren sosyalizmdi, sosyalist iktidar için verilen mücadeleydi. O zaman göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz: Sermaye düzenine ve gericiliğe boyun eğmeyen insan yoksa sinema da yok. Sosyalizm yoksa sinema da yok. Ekim’in sineması, en çok da bunu ortaya koydu işte."

Yüzüncü yılında, ortalık Ekim Devrimi etkinliklerinden geçilmiyor. İlginç.

Salı, 21 Kasım 2017 09:17
1967 yılında ilk baskısı yapılan ve 1974 yılında “The October Storm and After, Stories and Reminiscences” adıyla İngilizce olarak basılan kitap, “Ekim Fırtınası ve Sonrası” adı ile Yazılama Yayınevi tarafından tekrar yayımlandı.

1967 yılında ilk baskısı yapılan ve 1974 yılında “The October Storm and After, Stories and Reminiscences” adıyla İngilizce olarak basılan kitap, “Ekim Fırtınası ve Sonrası” adı ile Yazılama Yayınevi tarafından tekrar yayımlandı.

Pazartesi, 27 Kasım 2017 12:56
Kahramanımız demek ki, fazla gürültü çıkarmadan, sessiz sedasız hisselerinin tamamını işçilere devredeceğini sanırken karşısına terk etmeye çalıştığı sınıfı çıkıyor. Mazhar kurulu düzene tehdit olarak görülüyor. Peki, ne yapacak?

10 Kasım günü yeni bir film gösterime girdi: Yol Ayrımı. Yönetmenliğini Yavuz Turgul’un yaptığı bu film, yönetmenin ve başrol oyuncusunun taraftarları tarafından merakla bekleniyordu. Acaba yedi yıl aradan sonra bu kez ikili ortaya nasıl bir film koymuştu? Benim filmle alakam bu düzeyde değil, ancak filmin konusu ve ideolojik iletisi bir tartışma yaratacak güçteydi.

Perşembe, 09 Kasım 2017 12:09
Nâzım’ın insan ruhundaki “eski dünyaların kalıntılarına karşı sahnede, çok daha derin, çok daha ileri, çok daha olgun silahlarla dövüşülmesi gerektiği”ne yaptığı vurgu, komünist toplum için verilen mücadele açısından ilk bakışta sanıldığından çok daha önemli ve çok merkezi bir öneme sahip.

 

Ekim'in 100. yılında komünist "genç tiyatrocu" Uğur'a...

“Moskova'ya geldim. Lenin’le karşılaşmayı umuyordum. Ona bir sorum vardı çünkü. 'Yoldaş Lenin, mümkün olduğunca çabucak, Sovyet Rusya'da neyi, nasıl yaptığını söyle bana. Aynısını Türkiye' de yapmak istiyorum,' diyecektim” [1]

Perşembe, 02 Kasım 2017 10:56
Son haftalarda gündemden düşmeyen 'Ayla' filmi, iki göz iki çeşme ağlatan bir film... Filmin, Kore Savaşı'nı nasıl çarpıttığını Bertan Eren yazdı...

27 Ekim 2017 tarihinde gösterime giren Ayla filmi (Yönetmen: Can Ulkay) 1950’lerin başlarında yapılan Kore Savaşı filmlerinin ardından (her ikisini de Seyfi Havaeri’nin yönettiği Kore’de Türk Kahramanları, 1951 ve Kore Gazileri, 1951; Kore’de Türk Süngüsü, 1951, Vedat Örfi Bengü) Türkiye’de sinemanın kamerasını bir kez daha Kore Savaşı’na çevirdiği, Türkiye–Güney Kore ortak ya

Pazartesi, 13 Kasım 2017 07:33
"Büyük Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılında, bu devrimi ve bu devrim sayesinde kurulan Sovyetler Birliği’ni, işçi sınıfının ilk anayurdunu ele alan bir kitap derledik: 100. Yılında Büyük Ekim Devrimi: Burjuvazinin Alacakaranlığı, İşçi Sınıfının Şafağı."

Yüz yıl önce Rusya, Şubat ayında içine yuvarlandığı devrimci krizin sonuna yaklaşıyor, Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler iktidara zorla el koymaya hazırlanıyorlardı.

Pazar, 12 Kasım 2017 12:05
15. Uluslararası İstanbul Bienali'ne dair...

15. Uluslararası İstanbul Bienali bugün kapılarını kapatıyor. 16 Eylül’de başlayan etkinlikte, 32 ülkeden 56 sanatçının 150 sanat işi yer almakta ve bunlara eşlik eden Kamusal Programlar, paralel etkinlikler ve İstanbul’da bienalle eşzamanlı açılan sergiler ile sanatla dolu bir dönem de geride bırakılıyor. Peki, bu bienalin kamusal etkisi ne oldu? Ne olabilirdi?

Çarşamba, 01 Kasım 2017 11:40
"Devrimciler tarihte tamamen yeni bir sayfa açan yönde hareket ederler. Yeni düzen tahkim edildikçe, onun eşi benzeri görülmemiş doğasını daha da öne çıkarırlar. Bu noktada Bolşevik Devrimi’nin on yıllardır süren geniş kapsamlı dönüşümü tetiklediği ve onu farklı bir nitel düzleme sıçrattığı şüphe götürmez. Sovyet devrimini biricik kılan özellik, onun putkırıcılığıyla ütopyacılığının çok özel şartlar altında buluşmasıydı. "

Modern tarihçiler tarafından tanımlandığı biçimiyle toplumsal devrim bir toplumu dönüştürmenin ya da yeni bir topluma geçişin zorunlu aşaması olarak ele alınabilir. Meydana gelişi, sosyalizmin gelişiminin genel yasalarıyla da uyumludur ve önkoşulu Marksist-Leninist partinin ön ayak olduğu siyasal devrimdir.

Salı, 07 Kasım 2017 11:22
Elveda Güzel Vatanım adlı romanın "çizgi roman" versiyonu kısa süre önce yayımlandı. Kitabın çizgilerinin sahibi Bartu Bölükbaşı, soL'a açıklamalarda bulundu.

Elveda Güzel Vatanım adlı çizgi romanın çizeri Bartu Bölükbaşı, çizerlerin durumuna, İttihat ve Terakki'ye ilişkin soL'a açıklamalarda bulundu.

Merhabalar Bartu. Yakın zamanda yayınlanan çizgi romanının hikayesi Ahmet Ümit'in "Elveda güzel vatanım" romanından alıntı... Neden bu roman?

Pazar, 05 Kasım 2017 10:27
"Günümüz toplumlarında ve Türkiye’de kadına yönelik ayrımcı ve düşmanca söylem ve uygulamalar karşısında, Sovyetler Birliği’ndeki deneyim ve kazanımları hatırlamanın önemi, başka bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu görüp anlamaktır. Bugün içinde yaşadığımız cehenneme inat, emekçi kadınlar sosyalist mücadele tarihi boyunca erkek yoldaşlarıyla omuz omuza hep en önde yer almıştır."

Hristiyan kültürünün en katı şekliyle egemen olduğu Rusya’da 1917 öncesi kadın ve erkeklerin cinsel rolleri ve alanları katı bir şekilde çizilmiştir. Rus toplumu aşırı derecede gelenekseldir. Çarlık yasaları örneğin erkeğin karısını dövmesine açıkça izin vermektedir. Kadın ve erkek arasında katı bir toplumsal hiyerarşinin egemen olduğu Rus toplumunda nüfusun %80’i kırsal kesimde yaşamaktadır.

Salı, 18 Temmuz 2017 09:32
AKP iktidarında özellikle son yıllarda büyük bir dinsel gösteriye dönüştürülen 18 Mart törenleri tartışma konusu olmaya devam ederken, Çanakkale'nin anlamı üzerine önemli bir çalışma yayımlandı. E. Zeynep Suda ile kısa süre önce Yazılama Yayınevi'nden çıkan "Büyük Savaşın Hafıza Mekânları Gelibolu ve Alsace Lorraine" kitabı üzerine konuştuk.

E.Zeynep Suda ile hafıza mekânları ve büyük savaşın yüzüncü yılı üzerine konuştuk. Suda, "Çanakkale savaşın yaşandığı günlerden günümüze tüm siyasal iktidarların ilgisini çeken, kendi meşruiyetlerini üzerine inşa ettikleri, geçmişlerini temellendirdikleri bir hafıza mekânı.

Salı, 06 Haziran 2017 13:09
Murat Arda'yla ikinci kitabı "Taksim Bahçesi"ni konuştuk...

Taksim Bahçesi Murat Arda’nın ikinci kitabı. 1900’lü yılların başı ile 2013 yılı arasında salınan bir karakterle zamansal ve mekânsal bir yolculuk sunuyor okura... 

İstedik ki kitabı tanıtan bir röportaj yapmayalım; Murat Arda’nın kitabında ya da çeşitli röportajlarında ortaya koyduğu ve sorgulama ihtiyacı duyduğumuz başlıklara da girelim.

Perşembe, 04 Mayıs 2017 11:47
Yayıncı Kaya Tokmakçıoğlu ile 6 Mayıs Cumartesi günü Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapacağı “Yayıncılığın Anatomisi” başlıklı sunum vesilesiyle yayıncılık üzerine konuştuk.

Sermayenin kültür-sanat alanındaki tahakküm boyutlarının çeşitlendiği dijital bir çağda yayıncılık ne durumda? Bu tahakkümün karşısında dikilecek bir ideolojik üretimin parçası olmayı kabul ediyor mu? Kültürel ve sanatsal yaşamın bir anlamda mutfağı sayılabilecek yayıncılık, piyasa mekanizmasının bir parçası olarak bu kültür sanat alanını ne kadar önemsiyor?

Pages