26 sonuçtan 1 - 15 arası gösteriliyor
Salı, 26 Aralık 2017 09:41
Fırtınakuşunun Şarkısı 1917’den sonra devrimciler arasında büyük bir kült haline geldi. Bu şiir proleter edebiyatının başyapıtı olmuştu ve fırtınakuşu yani Burevestnik, devrimin simgelerinden biri sayılıyordu.

Yirminci yüzyılın hemen başlarında, Rusya’daki emekçi kitlelerin içinde bulunduğu korkunç yoksulluk ve sefalet Maksim Gorkiy’e derin bir acı veriyordu. Yazar duyduğu büyük acı yüzünden soyadını dilimizde “acı” anlamına gelen Gorkiy olarak değiştirdi.

Çarşamba, 13 Aralık 2017 08:58
soL Kültür'ün Aydınlanma Dosyası devam ediyor... 1929 yılında Lunaçarskiy’nin "Iskustvo i molodyoş" (Sanat ve Gençlik) derlemesinde yayımlanan bu makalesi, 27 Şubat 1927'de Beethoven’ın ölümünün yüzüncü yıl dönümü dolasıyla düzenlenen konserin açış konuşmasının gözden geçirilmiş steno tutanağıdır.

soL Kültür'ün Notu: 1929 yılında Lunaçarskiy’nin ‘Iskustvo i molodyoş’ (Sanat ve Gençlik) derlemesinde yayımlanan makalesi, 27 Şubat 1927'de Beethoven’ın ölümünün yüzüncü yıl dönümü dolasıyla düzenlenen konserin açış konuşmasının gözden geçirilmiş steno tutanağıdır. Makalenin kısaltılmış bir metni, “Beethoven” başlığıyla, 20 Mart 1927’de, “Komsomolskaya Pravda”nın 64.

Salı, 19 Aralık 2017 14:58
"Mahkemeye gelmesi gereken gün 12 Nisan 1968 olarak belirlenmişti. Kapıda saatlerce bekletildi. Birazdan 141 ve 142’yi ihlalden hapisle yargılanacaktı. İdam pek tabii ağır bir hüküm olacaktı fakat kaçınılmaz demokrasi timsali olan anayasa çarelerini tüketmezdi. Avukatsız ve mecalsiz, iyi ihtimalle tutsaklığı beklerken sırası geldi. Çeyrek yüzyıllık ölümcül soruyu yarım nabzı ve kurumuş ağzıyla cevaplamaya çalıştı..."

Şimdi anlatacağım yaşantının gerçek kişilerle ve kurumlarla doğrudan ilgisi vardır. Bu yazıyı okuduktan sonra süslü kitapevlerinin raflarına ve kitaplara daha uzun bakacaksınız. En azından tanıdıklarınıza…

Yaşamının erken yıllarında şiir okuma mahareti nedeniyle yerel bir ün kazandı. Bu bilinirlik, onu daha okul sıralarındayken takip edilen biri yaptı.

Çarşamba, 06 Aralık 2017 09:34
soL Kültür'ün Aydınlanma Dosyası devam ediyor... Aydınlanma, özünde, insanın diğer her şeyden önce kendi aklına güvenmesi, kendi kendini özgürleştirmesi fikrini barındırmıyor muydu? Aydınlanma, hızlı, kapsamlı niteliksel bir değişim için güdüleri harekete geçirip insanı ilerleyişinin önündeki engellerle mücadeleye çağırmıyor muydu? Biz çağrıldık...

İki yüz küsur yıl önce, Berlin’de yayımlanan Berlinische Monatschrift dergisi, ülkenin düşünürlerine bir soru yöneltir: “Aydınlanma Nedir?”

Cevap verenler arasında dönemin merkezî figürlerinden olan Alman filozof Kant da vardır. Kant’ın yanıtı, Aydınlanma’yı somut bir şekilde tanımlayan şu çarpıcı paragrafla açılır:

Pazartesi, 04 Aralık 2017 11:10
soL Kültür'ün hazırladığı Aydınlanma Dosyası'nın ilk yazısı "Aydınlanma mücadelesinin özgün bir uğrağı: Köy Enstitüleri..." Bu yazının amacı, Köy Enstitüleri uygulamasıyla insanımızın yaratıcı gücünün ve dar zamanlarda problem çözebilme becerisinin bir kez daha altını çizmektir.

Köy Enstitülerinin romanı ve öyküsü yazıldı, şiiri söylendi, bu özgün uygulama ile ilgili onlarca araştırma yapıldı ve tez hazırlandı. Elimizde Köy Enstitüleri uygulamasının zengin müktesebatı var.

Bu yazının amacı, Köy Enstitüleri uygulamasıyla insanımızın yaratıcı gücünün ve dar zamanlarda problem çözebilme becerisinin bir kez daha altını çizmektir.

Cuma, 03 Kasım 2017 12:12
Ekim’in üzerinden tam yüz yıl geçti. “Kaba ve soğuk Sovyet bürokratizmi” üzerine söylenen tonlarca yalanın karşısında bugün Sovyet aydınlanmacılığının gücünü anımsamanın tam zamanı. 1917’nin devrimci ruhu müzikte de devrimci olanı aramış, çılgın deneylere başvurmaktan kaçınmamıştı. Günümüzde “çılgın” olanı aradığımızdaysa para babalarının mega projeleri karşımıza çıkıyor. Oysa sermayenin ufku aşılmaz değil! Tek gereken, işçi sınıfı için yeni bir “çıldırma” ânı...

Alışıldık örneklerine benzemese de, şu an dinlediğiniz aslında bir senfoni. Notalara dökülmemiş olan, mekanik sesleri ve devrimci marşları aynı anda içeren, bütün bir kenti enstrüman olarak kullanan bir senfoni...

Pazar, 19 Kasım 2017 10:28
"Onların yolunun komünizmle kesişmesini sağlayan, büyük acıların sonunda “üç devrimin başkenti” Petrograd’da sosyalizmin yolunu açan, şu sıralar yüzüncü yıldönümünü kutladığımız Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’dir. Geleceği ve yeniyi komünizmde bulan Rus fütüristleri ise, sosyalizmin ve Sovyet ülkesinin kuruluşuna verdikleri gönüllü hizmetleri nedeniyle Mayakovskiy’in şahsında bir kez daha tebrik edilmelidir."

İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey, 1914 Ağustos’unun başında ofisindeki pencereden dışarı bakıp, “Avrupa’nın dört bir yanında ışıklar sönüyor. Bir daha ömrümüz boyunca onları yanarken göremeyeceğiz,” derken pek haksız değildi. Friedrich Engels’in 1887 yılında yazdığı peygambervari kehanet doğru çıkmış ve on milyonlarca insanın birbirine kırdırıldığı emperyalist savaş nihayet başlamıştı.

Pazartesi, 06 Kasım 2017 14:24
Tatlin'in tasarladığı anıt, o günkü koşullar altındaki teknolojik yetersizlikler ve maddi imkansızlıklar nedeniyle inşa edilmemiş, yapılan maket korunamamış ve mimari çizimler de kaybolmuştur. Anıtın maketi çeşitli sergilerde ve geçitlerde fotoğraflanmış, sonraki replikalar da hep bu fotoğraflarından yapılmıştır.

“Devrim sanata bir şeyler verebilir mi ve sanat devrime bir şeyler verebilir mi? Eğer devrim sanata ruh verebilirse sanat da devrimin ağzı olabilir.”

Bu sözlerin sahibi, Lenin’in sanat koruyucusu olarak nitelendirdiği Anatoli Lunaçarski’dir.

Çarşamba, 01 Kasım 2017 11:40
"Devrimciler tarihte tamamen yeni bir sayfa açan yönde hareket ederler. Yeni düzen tahkim edildikçe, onun eşi benzeri görülmemiş doğasını daha da öne çıkarırlar. Bu noktada Bolşevik Devrimi’nin on yıllardır süren geniş kapsamlı dönüşümü tetiklediği ve onu farklı bir nitel düzleme sıçrattığı şüphe götürmez. Sovyet devrimini biricik kılan özellik, onun putkırıcılığıyla ütopyacılığının çok özel şartlar altında buluşmasıydı. "

Modern tarihçiler tarafından tanımlandığı biçimiyle toplumsal devrim bir toplumu dönüştürmenin ya da yeni bir topluma geçişin zorunlu aşaması olarak ele alınabilir. Meydana gelişi, sosyalizmin gelişiminin genel yasalarıyla da uyumludur ve önkoşulu Marksist-Leninist partinin ön ayak olduğu siyasal devrimdir.

Pazartesi, 13 Kasım 2017 07:33
"Büyük Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılında, bu devrimi ve bu devrim sayesinde kurulan Sovyetler Birliği’ni, işçi sınıfının ilk anayurdunu ele alan bir kitap derledik: 100. Yılında Büyük Ekim Devrimi: Burjuvazinin Alacakaranlığı, İşçi Sınıfının Şafağı."

Yüz yıl önce Rusya, Şubat ayında içine yuvarlandığı devrimci krizin sonuna yaklaşıyor, Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler iktidara zorla el koymaya hazırlanıyorlardı.

Salı, 07 Kasım 2017 11:22
Elveda Güzel Vatanım adlı romanın "çizgi roman" versiyonu kısa süre önce yayımlandı. Kitabın çizgilerinin sahibi Bartu Bölükbaşı, soL'a açıklamalarda bulundu.

Elveda Güzel Vatanım adlı çizgi romanın çizeri Bartu Bölükbaşı, çizerlerin durumuna, İttihat ve Terakki'ye ilişkin soL'a açıklamalarda bulundu.

Merhabalar Bartu. Yakın zamanda yayınlanan çizgi romanının hikayesi Ahmet Ümit'in "Elveda güzel vatanım" romanından alıntı... Neden bu roman?

Pazartesi, 13 Kasım 2017 09:42
Nâzım Hikmet'in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim romanının sansürden kurtarılmasına ilişkin ilk düzeltme bir bilim insanından geldi... Romana ilişkin Rusça bir makaleyi 2007 yılında Türkçeye kazandırmış olan, ülkemizin Rus Dili ve Edebiyatı alanında önde gelen bilim insanlarından Prof. Dr. E. Zeynep Günal, çevirisinin içeriğine ilişkin bir düzeltme gerçekleştirdi. Makaleyi Prof. Günal'ın notuyla birlikte okurlarımıza sunuyoruz.

Çevirmenin notu: [Svetlana N. Uturgauri’nin bu makalesini 2007 yılında YKY kitap-lık için çevirmiştik. Çeviri Kasım ayı sayısında yayımlanmıştı. Bu çeviri sırasında makalede romandan yapılan alıntılar için Adam Yayınları’nın 1987 baskısını kullanmıştık.

Pazar, 05 Kasım 2017 10:27
"Günümüz toplumlarında ve Türkiye’de kadına yönelik ayrımcı ve düşmanca söylem ve uygulamalar karşısında, Sovyetler Birliği’ndeki deneyim ve kazanımları hatırlamanın önemi, başka bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu görüp anlamaktır. Bugün içinde yaşadığımız cehenneme inat, emekçi kadınlar sosyalist mücadele tarihi boyunca erkek yoldaşlarıyla omuz omuza hep en önde yer almıştır."

Hristiyan kültürünün en katı şekliyle egemen olduğu Rusya’da 1917 öncesi kadın ve erkeklerin cinsel rolleri ve alanları katı bir şekilde çizilmiştir. Rus toplumu aşırı derecede gelenekseldir. Çarlık yasaları örneğin erkeğin karısını dövmesine açıkça izin vermektedir. Kadın ve erkek arasında katı bir toplumsal hiyerarşinin egemen olduğu Rus toplumunda nüfusun %80’i kırsal kesimde yaşamaktadır.

Salı, 07 Kasım 2017 08:41
"O sinemaya can veren sosyalizmdi, sosyalist iktidar için verilen mücadeleydi. O zaman göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz: Sermaye düzenine ve gericiliğe boyun eğmeyen insan yoksa sinema da yok. Sosyalizm yoksa sinema da yok. Ekim’in sineması, en çok da bunu ortaya koydu işte."

Yüzüncü yılında, ortalık Ekim Devrimi etkinliklerinden geçilmiyor. İlginç.

Cuma, 17 Kasım 2017 10:12
Akif Kurtuluş'la Politika ve Sanat kitabı üzerine...

Kitabınız ilk olarak yayımlanalı 25 yıl olmuş. 1992 yılı, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünün hemen sonrasına denk gelen bir tarih. Ancak kitabın hazırlanış süreci muhakkak daha öncesine gidiyordur.

Pages